• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Dursun Elmas

Dursun ELMAS'ın "Güzel Kadın" isimli şiirinin tahlili

Dursun ELMAS, 15 Aralık 1955 yılında dünyaya geldi. İlkokulu Tokat iline bağlı Reşadiye İlçesinin Taşlıca Köyünde, Ortaokulu Reşadiye Ortaokulunda bitirdikten sonra,Tokat Öğretmen Okulu sınavlarını kazanarak öğretmen okulunda öğrenimine devam etti. 1973-1974 öğretim yılında Tokat Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra, Giresun ili Espiye ilçesi Kurugeriş Köyünde çok sevdiği öğretmenlik mesleğine başlamış oldu. İki yıl aynı köyde çalıştıktan sonra Tokat’a tayin oldu. Beş yıl Tokat Erbaa ilçesi, on sekiz yıl Reşadiye ilçesi merkez ve köylerinde öğretmen olarak çalıştıktan sonra İstanbul'a ataması yapıldı. İki yıl da İstanbul'da çalıştıktan sonra kendi isteğiyle emekli oldu. 
27 yıllık meslek hayatının 17 yılını köylerde geçiren şair, Türk köylüsünü çok yakından tanıyan birisi olarak,köy halkının kalkınması noktasında yaptığı hizmetler nedeniyle başta rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu olmak üzere, birçok üst düzey yöneticilerden taktirname aldı. 
Oğuzhan, Ülkühan, Esra ve Abdulkerim, Satuk Buğra isimli dört çocuk babası olan ve halen özel bir eğitim kurumunda yöneticilik yapmakta olan şair, sarı basın kartısahibidir. 

ESERLERİ:
1- Özüyle, Sözüyle, Türküsüyle REŞADİYE (VCD – Oğuzhan Müzik) 


GÜZEL KADIN


Yüzü güzel, huyu güzel kadının 
Kadrini bilmeyen benzer merteğe 
Sütü temiz soyu özel kadının 
Varlığı ömürdür bilen erkeğe...
                                     Dursun ELMAS

                     “GÜZEL KADIN” ŞİİRİNİN TAHLİLİ


Bir şiirin tahlil edilebilmesi için öncelikle şairin sanatsal yönünün iyi bilinmesi gerekir: Şiirlerinde kullandığı ana tema, dili, tekniği v.b. hususlar hakkında inceleme yapan kişinin bilgi sahibi olması gerekir. Şiirin biçim ve içerik (muhteva) yönünden incelenmesi şairin duygu ve düşünce yoğunluğu ve yapısının incelenmesi ile mümkün olabilir. Aksi halde yapılan tahlil çalışması ciddi bir çalışma olamaz. 

Türk şiirinde aşk ve kadın çok kullanılan bir temadır. Bu iki unsur Türk şiirinin vazgeçilmez unsurlarıdır diyebiliriz. Hemen hemen bütün şairler “kadın” temasını kullanmışlardır. Türk şiirinde kadın kimi zaman sevgili, kimi zaman anne, kimi zamanda bir eş olarak karşımıza çıkmıştır. Ancak daha çok kadının Türk şiirinde bir aşk sembolü olarak kullanıldığını görüyoruz. 

Türk şiirinde 1954 yılından sonra başlayan ikinci yeni hareketi içinde yer alan Cemal Süreya, hayatın gerçekleri içinde kadına ayrı bir önem vermiştir. 
Pek çok şair, kadını erotik bir nesne olarak görür ve şiirlerinde bunu açıkça yansıtır. 

Yine ikinci yeni hareketinin öncülerinden sayılan Sezai Karakoç şiirlerinde kadına yer vermiştir. Ancak Sezai Karakoç’un şiirlerinde kadın hak ettiği gerçek değerini bulur. Karakoç’un şiirlerinde kadına duyulan saygınlık hissedilebilir. 
Benim, “Kadınım” isimli şiirimde de aynı özellikler dikkati çeker. Ancak ince bir hiciv de mevcuttur. 

Bu açıklamalardan sonra gelelim Dursun Elmas’ın “Güzel Kadın” isimli şiirini incelemeye. 

1) DİL: Genel olarak Dursun Elmas şiirlerinde kullanılan dil sade ve anlaşılır Türkçedir. Şairin, şiirlerinde kullandığı dil, her çağ da ve her yaşta insanın anlayabileceği bir dildir. O’nun, şiirlerinde kullandığı anlaşılır Türkçe ile “evrensel” şair olma özelliğini taşıdığını söylemek mümkündür.

2.ZAMAN: Şiirde zaman sınırlaması yoktur. Zaman, şairin, kadına bakış açısını ifade eden duygu ve düşüncelerinin şekillendiği zamandır.

3- MEKÂN: Elbette ki şiirde mekân, ev, bağ, bahçe bir arazi değildir. Şiirde mekân, bütün insanlığı içine alan geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu coğrafya da güzel düşünen insanlar vardır, kötü düşünen insanlar vardır. Kimi kalp insanı sever, insana değer verir, vefa gösterir. Kimi kalp insandan nefret eder. Dolayısıyla ister iyi düşünsün, ister kötü düşünsün insan kalbini şiirin mekânı olarak görmemiz yanlış olmayacaktır.

4-İNSAN: Şiirdeki insan şairin kendisi olmakla birlikte, kendi duygu ve düşünceleri çerçevesinde kadına bakış açısını tüm erkeklerin gözü ve kalbi ile dillendirmeye çalışmıştır.

5- DUYGU VE DÜŞÜNCE: Şiirdeki ana tema kadına vefadır.

Dursun Elmas şiirlerinin önemli bir özelliği “ahlâkilik” kavramıdır ki bu şiirinde de bu özelliği ön plana çıkmaktadır. 
Birinci dizede ifade edilen “Yüzü güzel, huyu güzel kadının” aslında Türk şairlerinin ince bir üslüp ile kullandıkları gerçektir. Karacaoğlan şiirlerinde görülen ve daha çok özlemi duyulan kadın özelliklerinden biridir. Yüzü güzel, huyu güzel kadının 

Bu mısrada şairin yüzü olduğu kadar, huyu da güzel bir kadından bahsettiği anlaşılmaktadır. “Huyunun güzelliği yüzüne aksetmiş…” sözünü bize hatırlatmaktadır. İkinci dize de; ”Kadrini bilmeyen benzer merteğe” demek suretiyle, Türk toplumunun değer yargılarından olan ve “insanlık” sıfatları arasında sayılan kadir, kıymet, vefa öğelerini ön plana çıkardığını görmekteyiz. Burada ifade edilen “mertek” eşek anlamında kullanılmaktadır. İlk iki mısrayı düz okuduğumuzda da anlam yönünden bir bütünlük içerisinde olduğu görülecektir: “Yüzü güzel, huyu güzel kadının kadrini bilmeyen benzer merteğe” Görüldüğü gibi, şiirin bütünlüğünde bir bozulma görülmemektedir. Üçüncü dize de; “Sütü temiz soyu özel kadının” diye seslenen şairin, “soy” diye hitap ettiği, geçmişi temiz ve sağlam, köklü bir aile mensubunun bir ferdinden (kadından) bahsettiği anlaşılmaktadır. Bu özelliklere sahip kadının damarlarında dolaşan “kan”dan da şüphe etmemek gerekir! Şairin anlatmak istediği de budur: Ahlâken temiz ve sağlam bir geçmişe ve köklü bir aile mensubunun sütünün de temiz olmasından ve/veya olması gerektiğinin de altını çizmektedir ki, Türk toplumunda hangi bölgeye, hangi kültürel yapıya sahip olunursa olunsun bir kadında aranan özellikte budur. Şair, burada çok önemli bir öğeyi vurgulamaktadır. 

Dördüncü dize de; “Varlığı ömürdür bilen erkeğe.” demek suretiyle dörtlüğü tamamlarken, son mısrası ile de “altın vuruş” yapmaktadır! Zira şiirin son iki mısrasını düz okuduğumuzda, “Sütün temiz soyu özel kadının varlığı ömürdür bilen erkeğe”, şu anlam ortaya çıkmaktadır: Soyun illâ Paşa, Başbakan, Bakan veya herhangi bir Bürokrat veya bir Ağa, Bey soyuna dayanması gerekmiyor, yeter ki ahlâken huyu güzel olsun. Bu vasıflara uygun bir kadının soyunun temiz, aynı zamanda da o kadının özel bir kadın olmasını ifade eder ki, erkek böyle bir kadının kıymetini bilerek ona vefa göstermelidir. Zira “kadın erkeği vezir de eder, rezil de eder” vecibesinden de anlaşılacağı gibi, iyi ve temiz soylu bir kadının varlığı erkek için her şeyden değerli ve önemlidir. 

Şairin dört mısra ve bir dörtlükten meydana getirdiği duygu yoğunluğu ile kendini aştığını görmekteyiz. Zaman ve mekân olarak sınırlama söz konusu değildir. Çünkü bu dörtlük her zamana hitap eden bir şiirdir. 
Bu şiirde ana tema “vefa”dır. Bu dörtlük ile şairin kişisel “insanlık” vasıflarını da sezmek mümkündür.

6- KENDİNİ AŞMA: Zaman sınırlaması olmayan, geçmiş ve gelecek arasında insan, mekân ve zaman unsurlarıyla köprü kuran şiirde şairin kendini aştığı görülmektedir.

7- ANLATIŞ TARZI

Yüzü güzel, huyu güzel kadının 
Kadrini bilmeyen benzer merteğe 
Sütü temiz soyu özel kadının 
Varlığı ömürdür bilen erkeğe.

Güzel Kadın şiiri, halk edebiyatı dörtlük nazım birimine göre 6+5=11’li hece ölçüsü kullanılarak yazılmış ve a-b-a-b kafiye örgüsü kullanılmıştır.

Şiirde Didaktik şiir türünün örneğini görmekteyiz. Didaktik şiirin en büyük özelliği bilgi vermek, öğretmek, öğüt vermek gibi öğretici bir amacı olmasıdır. Bu tür şiirlerde daha çok ahlâkilik hâkimdir. Kuru bir üslubu vardır. Manzum hikâyeler ve fabllar hep didaktiktir. 
Şiirde redif ve kafiye yapısını inceleyelim.

Bir kıta olan şiirin birinci ve üçüncü mısra sonlarında kadının kelimesi kelime halinde rediftir. İkinci mısra sonunda merteğe ve dördüncü mısra sonundaerkeğe kelimelerinde eğe sesi rediftir. 

Birinci mısrada güzel ve üçüncü mısrada özel kelimelerinde zel sesi zengin kafiyedir. Buna tunç kafiye de denir. İkinci mısrada merteğe kelimesinde tsesinden önce gelen er sesi, dördüncü mısrada erkeğe kelimesinde k sesinden önce gelen er sesi tam kafiyedir. 
Seslerin nasıl kullanıldığına bakalım.

Bir kıtadan oluşan dörtlüğün birinci mısrasında ü ve yakın ses u, e, ı, ikinci mısrasında i ve e, üçüncü mısrasında ü, e, ı, dördüncü mısrasında ü, e, ı ve yakın ses i ünlülerinin sıkça kullanıldığı, birinci mısrada y, g, l ikinci mısrada n, r, m üçüncü mısrada t, z, n, dördüncü mısrada r, l, ğ ünsüz seslerinin tekrarı ile oluşan güzel bir ses uyumu vardır. 

Birinci ve üçüncü mısralar ile ikinci ve dördüncü mısralar arasında dikkati çeken aliterasyon, dörtlükte ahengi sağlayan ve anlama zenginlik ve kuvvet veren bir yapıya sahiptir. Sıkça tekrarı yapılarak mısraların kendi içinde mükemmel bir ses uyumu sağlayan asonans, aynı zamanda dörtlüğün bütününde iç ahengi kuran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem asonans, hem de aliterasyonun dikkat çekici, güzel bir ses uyumu sağlayarak musiki havası yarattığı bunun da ritmi güçlendirdiği görülmektedir.

Mısraların kendi içinde ve çapraz ses uyumu ahengi daha kuvvetli hale getirirken, aynı zamanda şiire ses zenginliği vermiş, şiir dilini güçlendirmiştir. 
Mertekkadın ve erkek kelimeleri dörtlüğün bütünü ele alındığında öyle derin manalar yükleniyorlar ki bu da şiirin dilini, biçimini ve ifade tarzını etkileyen önemli unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiirde, genel olarak istiare, tariz ve leff üneşr gibi edebi sanatların kullanıldığı görülmektedir.

Şairin, kelimeleri hamur gibi yoğurduğunu ve anlatmak istediği duygu ve düşünceleri en yalın haliyle, okuyucunun beynine ve kalbine inerek duyumsattığını görebiliyoruz. Bu kalıbı hazırlarken şairin hiç zorlanmadığını, kelimeleri emrine amade birer hizmetçi gibi ustaca şekillendirdiğini görüyoruz.

Şiiri zenginleştiren unsurlar, şiirdeki sadelik ve ahenk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Şiirde konu anlatımı ve kurgusu başarılıdır.

Şairin, hemen hemen noktalama işaretlerini kullanmamış olmasını, o’nun poatikasındaki güce bağlamak gerekir. Şiirdeki bu genel yapı okuyucunun edebi duygularına hitap etmektedir.

Şiirin sade olmasından kaynaklanan estetiği onun zayıf bir ürün olarak algılanmasına neden olabilir. Bu düşünce kesinlikle yanlıştır. Şiirin derin mana ifade eden imgesine bakmak gerekir.

Şiir, güçlü bir poatikanın ürünüdür. Nitekim şiirde tekrarlanan kelime, ses, redif ve kafiye ile bütünleştirilmiş mısralar, şiirin ne kadar zengin, güçlü ve musiki havası yaratan eser olduğu hakkında fikir vermektedir. 

Güzel Türkçemizin kendi özgünlüğü içinde sade bir dille yazılan, halk şairlerinin çok sıkça ve severek kullandıkları 11’li hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimi ile kaleme alınmış, öğüt verme özelliği taşıyan “Güzel Kadın” şiiri içerik ve biçim olarak incelenerek tahlil edildiğinde başarılı bir şiir çalışması ile karşı karşıya kaldığımız görülür.