• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Şemsettin Dervişoğlu (Ağar)

Şemsettin DERVİŞOĞLU (ağar)’ın “HOŞ GELDİN” isimli şiirinin tahlili


ŞEMSETTİN AĞAR:(Dervişoğlu)1958 yılında Adıyaman-Kahta Bağbaşı Köyünde doğdu. Amcasının gördüğü bir rüya üzerine ismi Şemsettin olur. Daha bebek yaşta iken annesiz kalan Şair, ilköğretim 1.Kademeyi, Hayatının şekillenmesinde önemli katkısı olan ilkokul öğretmeni İrfan ALKAN beyefendinin nezaretinde tamamladı. Edebiyat konusundaki bilgisini ise Tokat Öğretmen okulundaki edebiyat öğretmeni Abdullah SOYTÜRK beyefendiye borçlu olduğunu söyler. 2. kademeyi de köyüne 5 kilometre uzaklıkta olan ve her gün yürüyerek gidip geldiği Narince kasabasında, Orta Öğrenimini Tokat İlköğretmen Okulu’nda tamamlamaya çalışırken, daha öğretmen okulu 2. sınıfta iken (Lise 2 ‘ye denk geliyor) ailesinin isteği doğrultusunda üvey annesinin kuzeni ile 16 yaşımda evlendirilir. Yüksek öğrenimini Anadolu Üniversitesinde tamamlayan Şair, 1976 yılında Erzurum Narman Ergazi İlköğretim Okulunda 18 yaşında genç bir öğretmen ve bir çocuk babası bir delikanlı olarak başladığı öğretmenlik hayatına, güzel yurdumuzun birçok yöresinde devam eder. 
       İlk görev yerine gittiği günün sabahı çocuğu vefat eder. .Böylece Gurbet acısı ile evlat acısı biri birine karışmış olur. Bu acı şairlik gibi meşakkatli bir yolda onu pişirecektir. 
Sekiz yıl Erzurum’da görev yaptıktan sonra kendi isteğiyle Adana Karaisalı ilçesine tayın yaptırır. Orada Milli Eğitim’in çeşitli kademelerinde öğretmenlik ve yöneticilik görevlerinde bulunur. 1991 yılında yine kendi isteğiyle memleketi olan Adıyaman’a atanır. Adıyaman Merkez Orhangazi İlköğretim Okulunda yönetici iken 1999 yılında Türk Eğitim Sendikası Adıyaman Şube Başkanlığı’nın seçilir ve o tarihten itibaren profesyonel sendikacı olarak görevine devam eder. Bu görevin yanı sıra Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Disiplin Kurulu üyeliği görevini de yürütür. 
       Günler ona çocuklarının sevgisini aşan farklı mutluluk ve sevgiler tattırır: Bunlar torunlarıdır. “Hayatın her türlü çilesini çekmekle birlikte en güzel şeyin yine yaşamak, ama dostlarla yaşamak olduğuna inanıyorum.” diyen şair, Şemsettin Dervişoğlu mahlasını kullanmaktadır. 
       İlham kaynağı Karacaoğlan’dır. Onunla başlayan bitmek tükenmek  bilmeyen bu Ozanlık sevdası Aşık Sümmani ve Günümüz Ozanlarından Merhum Yaşar Reyhani başta olmak üzere Halk ozanlarımızın bir çoğundan feyiz alarak yoluna devam eder. Orta derecede bağlama çalar, amatörce Türk Halk müziği söyler. 
Kaleminden toplumsal içerikli şiirlerin yanında sevda, hasret ve özlem şiirlerinin Ozansı damlaları fışkırır.

 

 

HOŞ GELDİN 

Epeydir yolunu gözledim durdum 
Özlemim hasretim canım hoş geldin 
Her vakit anarak düşünü kurdum 
Cana hayat veren kanım hoş geldin 

Ne tadım var idi sensiz ne tuzum 
Karalar bağladım gülmedi yüzüm 
Dindir gayrı bitsin yürekte sızım 
Güne gebe olan Tan’ım hoş geldin 

Hiç merak ettin mi can bensiz nider 
Hicranında yanıp oldum derbeder 
Sorma ahvalimi senden ver haber 
Sol yanın sahibi Han’ım hoş geldin 

Sessizce ağladım kara gecede 
Yıldız diye seyre daldım yücede 
Okudum cümlede yazdım hecede 
Şiirde ilhamım şanım hoş geldin 

Sevdan ile yanıp yanıp inledim 
Hep seni okuyup seni dinledim 
Yüreğimi bir tek sana sin’ledim 
Güzeller serdarı hanım hoş geldin 

Dervişi bilirsin işte ben buyum 
Aşkına pervane değişmez huyum 
Sebeb-i hayatım canda can suyum 
Edirne’den Kars’a Van’ım hoş geldin. 



                         “HOŞ GELDİN” ŞİİRİNİN TAHLİLİ

 


       Bir şiirin tahlil edilebilmesi için, şiirin iyi bilinmesi, tanınması lazım! Şairin, Duygu ve düşüncelerini aktarırken kullandığı dil, imgelerin tasavvuru, okuyucuyu sürüklemek için yaptığı kelime oyunlarının tespit edilmesi gerekir. 
       Şemsettin Dervişoğlu’nu tanımak için yaptığım gezintide şu tesbitleri yaptım: Şair hece veznini severek kullanmaktadır. Kullandığı dil, halkın anlayabileceği tarzda duru ve uzun süre okunmasını sağlayacak akıcı anlatımı vardır. Dervişoğlu’nun şiirlerinde dikkate değer sezgi ve kanaatlerin kullanılışı, onun belki de farkında olmadan felsefist yaklaşımda bulunduğunu göstermektedir. Halk Şairlerinin dilini kullanması, toplumsal olaylara felsefist yaklaşarak getirdiği düşünce ve söyleyiş Yunus Emre’nin mistik havasını, bazen Karacaoğlan’ın güzele ve aşka bakış tarzını yansıtmaktadır. 
       Şairin; hayâl ( düş), ne eder (nider) kelimelerini incelediğimizde birbirinin yerine geçen ve halk dilinde kullanılan dili kullanması Yunus Emre, Karacaoğlan ve diğer Halk Şairlerinin kullandığı ve halk tarafından bilinen dili kullanması, onun Halk Şairi özelliğini ön plana çıkarmaktadır. 
       Hoş Geldin şiirini tahlil ederken, Dil konusuna yukarıda değindiğim için burada tekrarlamayacağım. 
1- ZAMAN: Adına şiir yazılan varlık bir canlıdır. Dörtlüklerin sonundaki Hoş Geldin kelimesiyle biten mısralar incelendiğinde şiirin bu zamana hitap ettiği görülecektir. Yeni doğan, dünya ya merhaba diyen bir varlık söz konusudur. Şair, şiirini söylediği an bu zamandadır. Ve muhtemelen, bir çocuğa duyulan özlemin nihayetinde yazılmış, o anın duygularını anlatan bir şiirdir. 

Epeydir yolunu gözledim durdum 

Mısrasından anlaşılan; Şairin çocuk özlemi içinde uzun bir zaman beklediğini göstermektedir. Bu özlem çocuk özlemi de olabilir, bir torun özlemi de…

2- MEKAN: Şairin bir varlığa duyduğu aşırı özlem, tüm zamanını, yaşamını doldurmaktadır. O kadar ki, yeni bir günün habercisi olan günün doğuşu bile özlemini duyduğu varlıktır. Şiirde bu şekilde tasvir edilmiştir. O varlık emrinde olduğu Hükümdardır. Bu haliyle, şairin ruhunun sahibi olan varlık onun tek dayanağıdır. 

Edirne’den Kars’a Van’ım hoş geldin 

Mısralarında görülen memleket sevdası, özlemi duyulan varlığın sevgisi ile özdeşleşmiştir. Bir uçtan bir uca memleket özleminin, canlı bir varlık özlemi ile özdeşleştiğini görüyoruz. Burada, özlemi duyulan varlığın Edirne’den Kars’a bir mutluluk, sevinç getirmesi de söz konusudur. Burada duygu ve düşüncelerin ifade edilişinde gizli tasvirler başarıyla kullanılmıştır. 
3-İNSAN: Şiirde iki insan varlığı karşımıza çıkmaktadır. Özlemi duyulan varlık ve şairin kendisi. 

Ne tadım var idi sensiz ne tuzum 
Karalar bağladım gülmedi yüzüm 
Dindir gayrı bitsin yürekte sızım 
Güne gebe olan Tan’ım hoş geldin
 

Dörtlüğünde bu açıkça görülmektedir. Şairin, başka bir insanın yokluğundan duyduğu ızdırap ve aşırı hüzün mısralara yansımıştır. Yeni bir günün doğuşunu müjdeleyen alaca karanlık onun özlemidir. Beşinci dörtlükte görüleceği gibi Şair, aşırı yoğunlaştığı hasret duygusunun ve uzun süre beklenen bir varlığının özleminin onun adeta mezarı haline geldiğini anlatmaktadır. Ki, halk arasında kullanılan “yoluna ölürüm” deyimi aklımıza gelmektedir. Buradan anlamamız gereken de bu deyimin anlamıdır. 
4- DUYGU VE DÜŞÜNCE: Şiirdeki hakim duygu insan sevgisidir. İkinci varlık olarak karşımıza çıkan çocuk özlemidir. 


Sevdan ile yanıp yanıp inledim 
Hep seni okuyup seni dinledim 
Yüreğimi bir tek sana sin’ledim 
Güzeller serdarı hanım hoş geldin
 

Mısralarında bu duygu yoğunluğu açıkça karşımıza çıkmaktadır. 
Şiirde bir varlığa karşı duyulan sevgi manevi anlamda Allah sevgisinin üzerine çıkmış gibi görülse de, gerçek manada bu yansımanın sadece bir tasvir olduğu göz ardı edilemez. Zira şairin tüm eserlerinin incelenmesinde görüleceği üzere, beşeri ve tasavvufi anlamda aşkın, sevginin sınırları net olarak çizilmiştir. Şair de Allah sevgisinin derin izleri görülmektedir. 
Şair, her ne kadar ikinci varlık olan çocuk sevgisinin özlemi ile çok acı çekmesine, hayatının, yaşama gayesinin tek varlığı olarak belirtmesine rağmen, kendini kaybetmemektedir. Aksine bu sevgiden güç aldığını görmekteyiz. 
Şairin duygu ve düşüncelerini aktarırken kullandığı gizli anlatımın bilinmesi bu kanaati güçlendirmektedir. 

Yüreğimi bir tek sana sin’ledim 

Mısrasında da anlaşılan budur. Ayrıca, şairin kuvvetli bir imana sahip olduğunu da bu mısraya bakıp söylememiz mümkündür. Çünkü imanı zayıf olan insanların ölümdün korktukları bilinmektedir. Hâlbuki şair, kalbim sana ölüm çukuru olsun veya kalbim senin için ölsün şeklinde duygularını ifade etmektedir. 
5- KENDİNİ AŞMA: Dervişoğlu’nun bu şiirinde felsefist bir düşünce ile kendini aştığını görüyoruz. Tasavvufi anlamda insanda Allah’ ın görüntüsü inancı nedeniyle, dervişlerin insanları aşırı sevmeleri Allah’ı sevmeleri anlamını taşımaktadır ki, Şair de bu şiirinde ikinci bir varlık olarak küçük bir insanın aşırı sevgi ve özlemini yaşayarak, Allah sevgisini gizli bir anlatımla bize sunmaktadır.

Celâleddin-i Rûmi ile Şems arasında kuvvetli bir Allah dostluğuna neden olan “büyük aşkı” hatırlayınız ki, bu aşk tasavvufî anlamda bir aşktır! İşte, şairdeki insan sevgisi de Allah sevgisinin bir delilidir. O kadar ki, Celâleddin-i Rûmi ile Şems arasındaki kuvvetli bağa neden olan ilahi aşk gibi, ikinci varlık gelmeden önce şair kendini aciz, eksik, küçük ve yarım hissetmekte iken, varlığın gelişi ile eksikleri tamamlanmış, kendini mutlu kılan o özleme kavuşmanın sarhoşluğunu yaşamaktadır. Bu da Allah sevgisinin bir ifadesidir. 
6- ANLAYIŞ TARZI: Hoş Geldin şiiri 6 kıtadan oluşmuş, her kıtası 4’lük nazım birimine göre yazılmıştır. 6+5=11’ li Hece Vezni ile yazılan şiirin birinci kıtası a-b-a-b çapraz kafiye,  ikinci kıtası a-a-a-b, üçüncü kıtası a-a-a-b, dördüncü kıtası a-a-a-b, beşinci kıtası a-a-a-b ve altıncı kıtası a-a-a-b şeklinde düz kafiye düzeni ile yazılmıştır. Her mısrayı kendi arasında ikiye bölmek mümkün olduğu gibi, her dörtlüğü ikili beyitler halinde de bölmek mümkündür. Şiirde iç yarım kafiyeler mevcuttur.



Epeydir yolunu / gözledim durdum 
Özlemim hasretim / canım hoş geldin 
Her vakit anarak / düşünü kurdum 
Cana hayat veren / kanım hoş geldin 

Ne tadım var idi / sensiz ne tuzum 
Karalar bağladım / gülmedi yüzüm 
Dindir gayrı bitsin  / yürekte sızım 
Güne gebe olan / Tan’ım hoş geldin 

Hiç merak ettin mi / can bensiz nider 
Hicranında yanıp/  oldum derbeder 
Sorma ahvalimi / senden ver haber 
Sol yanın sahibi / Han’ım hoş geldin 

Sessizce ağladım / kara gecede 
Yıldız diye seyre / daldım yücede 
Okudum cümlede / yazdım hecede 
Şiirde ilhamım / şanım hoş geldin 

Sevdan ile yanıp / yanıp inledim 
Hep seni okuyup / seni dinledim 
Yüreğimi bir tek/  sana sin’ledim 
Güzeller serdarı / hanım hoş geldin 

Dervişi bilirsin / işte ben buyum 
Aşkına pervane / değişmez huyum 
Sebeb-i hayatım / canda can suyum 
Edirne’den Kars’a / Van’ım hoş geldin.


       Her mısranın kendi arasında ikiye bölünmesi şiire bir aheng, bir zenginlik vermektedir. 
Daha önce de belirttiğim gibi Dervişoğlu, şiirlerinde halk dilini kullanmaktadır. Anlaşılır dil kullanması şiirlerindeki düşünme gücünü de artırmaktadır. 
       Dervişoğlu’nun kullandığı gizli benzetmeler şiiri zenginleştirmiştir. Cana hayat veren kanım, Güne gebe olan Tan’ım, cansız, Sol yanın sahibi Han’ım, Yıldız diye seyre daldım yüce de, Okudum cümlede yazdım hece de, Hep seni okuyup seni dinledim, Aşkına pervane değişmez huyum, Sebeb-i hayatım can mda can suyum, Edirne’den Kars’a Van’ım mısralarında kuvvetli gizli benzetmeler mevcuttur. 
       Dervişoğlu’nun tüm şiirlerinde olduğu gibi, bu şiirinde de güzelliği sağlayan başlıca unsurlar; dildeki sadelik, ahenk ve duygu yoğunluğudur. Bu özellikler insanın görüntüsünde çok kuvvetli bir Allah sevgisini de ortaya çıkarmaktadır.

 

1-Şiirde redif ve kafiye yapısını inceleyelim:

a- Birinci kıta;


Epeydir yolunu gözledim durdum 
Özlemim hasretim canım hoş geldin 
Her vakit anarak düşünü kurdum 
Cana hayat veren kanım hoş geldin


Birinci mısra sonunda durdum, üçüncü mısra sonunda kurdum kelimelerinde dum eki redif, dum ekinden önce gelen ur sesi tam kafiyedir. İkinci mısra sonunda canım hoş geldin ve dördüncü mısrada kanım hoş geldin söz grublarında hoş geldin kelime halinde redif, canım ve kanım kelimelerinde nımsesi zengin kafiyedir.

 

b-Dördüncü kıta;

 

Sessizce ağladım kara gecede 
Yıldız diye seyre daldım yücede 
Okudum cümlede yazdım hecede 
Şiirde ilhamım şanım hoş geldin


Birinci mısra sonunda gecede, ikinci mısra sonunda yücede ve üçüncü mısra sonunda hecede kelimelerinde de eki redif, ce sesleri tam kafiyedir.

 

c- Beşinci kıta;


Sevdan ile yanıp yanıp inledim 
Hep seni okuyup seni dinledim 
Yüreğimi bir tek sana sin’ledim 
Güzeller serdarı hanım hoş geldin


Birinci mısra sonunda inledim, ikinci mısra sonunda dinledim ve üçüncü mısra sonunda sin’ledim kelimelerinde dim eki redif, dim ekinden önce geleninle sesleri tunç kafiyedir.

 

d- Altıncı kıta;

 

Dervişi bilirsin işte ben buyum 
Aşkına pervane değişmez huyum 
Sebeb-i hayatım canda can suyum 
Edirne’den Kars’a Van’ım hoş geldin.

 

Birinci mısra sonunda buyum, ikinci mısra sonunda huyum ve üçüncü mısra sonunda suyum kelimelerinde m sesi redif, uyu zengin kafiyedir.

 

2- Seslerin nasıl kullanıldığını inceleyelim:

 

       Birinci kıtanın birinci mısrasında; p – y – d – r – y – l – n – g – z – m ünsüz sesleri, iç ses olarak e – i – o – u –ö ünlü sesleri kullanılmış, iç seslerin dize içindeki ritmik dolaşımı ses zenginliği yaratmıştır.

       İkinci mısrasında; z – l – d – m – h – s – r – t – c – n – ş – g ünsüz sesleri, iç ses olarak ö – e – i – a – ı – o ünlü sesleri,

       Üçüncü mısrasında; h – r – v – k – t – n – d – ş – m ünsüz sesleri, iç ses olarak e – a – i – ü – u ünlü sesleri,

       Dördüncü mısrasında; c – n – h – y – t – v – r – k – m – ş – g – l – d ünsüz sesleri, iç ses olarak a –e – ı – o – i ünlü sesleri kullanılmıştır.
       İkinci kıtanın birinci mısrasında; n – t – d – m – v – r – s – z – t ünsüz sesleri, iç ses olarak e – a – ı – i – u ünlü sesleri,

       İkinci mısrasında; k – r – l – b – ğ – m – g – d – y – z ünsüz sesleri, iç ses olarak a – ı – ü – i ünlü sesleri kullanılmış, a ve ü seslerinin mısra içindeki ritmik dolaşımı şiire fonetik bir ses güzelliği vermiştir.

       Üçüncü mısrasında; d – n – r – g – y – b – t – s – y – k – z – m ünsüz sesleri, iç ses olarak i – a – ı – ü ünlü sesleri,

       Dördüncü mısrasında; g – n – b – l – t – m – h – ş – d ünsüz sesleri, iç ses olarak ü – e – o – a – ı – i ünlü sesleri kullanılmıştır.

       Üçüncü kıtanın birinci mısrasında; h – ç – m – r – k – t – n – c – b – s – z – d ünsüz sesleri, iç ses olarak i – e – a ünlü sesleri kullanılmış, ünlü ve ünsüz seslerin dize içindeki ritmik dolaşımı güçlü bir musiki sezgisi ve ses uyumu yaratmıştır.

       İkinci mısrasında; h – c – r – n-  d  - y – p – l – m – b ünsüz sesleri, iç ses olarak i – a – ı – o – u – e ünlü sesleri,

       Üçüncü mısrasında; s – r – m – h – v – l – n – d – b ünsüz sesleri, iç ses olarak o – a – i – e  ünlü sesleri,

       Dördüncü mısrasında; s – l – y – n – h – b – m – ş – g – d ünsüz sesleri, iç ses olarak o – a – ı – i – o- e ünlü sesleri kullanılmıştır.
       Kıtada ünlü ve ünsüz seslerin ritmik dolaşımı vardır. Bu dolaşım dize içinde ve dizeler arasında ahengi güçlendiren unsurdur.

       Dördüncü kıtanın birinci mısrasında; s – z – c- ğ – l – d – m – k – r – g ünsüz sesleri, iç ses olarak e – i – a – ı ünlü sesleri kullanılırken, iç ses olarak kullanılan ünlü seslerin dize içinde güçlü bir ses uyumu yarattığı görülmektedir.

       İkinci mısrasında; y – l – d – z – s – r – m – c ünsüz sesleri, iç ses olarak ı – i – e – a – ü ünlü sesleri,

       Üçüncü mısrasında; k – d – m – c – l – y – z – h ünsüz sesleri, iç ses olarak kullanılan o – u – ü – e – a – ı ünlü seslerinin ses uyumunu sağladığı, birbirine yakın seslerle güçlü bir ahenk oluşturulduğu görülmektedir.

       Dördüncü mısrasında; ş – r – d – l – h – m – n – g ünsüz sesleri, iç ses olarak kullanılan i – e – a – ı – o ünlü sesleri dize içinde musiki havası yaratmakta ve birbirine yakın ünlü ve ünsüz seslerin ritmik dolaşımı ile ritim artmaktadır.
       Beşinci kıtanın birinci mısrasında; s – v – d – n – l – y – p – m ünsüz seslerinin yinelenerek ritmi artırdığı görülmekte, iç ses olarak kullanılan e – a – i – ı ünlü seslerin ses uyumunu güçlendiren bir yapısı vardır.
       İkinci mısrasında; h – p – s – n – k – y – d – l – m ünsüz seslerinin dize içinde ritmik dolaşımı söz konusudur. Yinelenen sesler şiiri güçlendirmekte ve ses zenginliği yaratmaktadır. İç ses olarak kullanılan e – i – o – u ünlü sesleri musiki havası yaratmaktadır. 
       Üçüncü mısrasında; y – r – ğ – m – b – t – k – s – n – l – d ünsüz sesleri kullanılırken, birbirine yakın seslerin dize içindeki ritmik dolaşımı şiiri güçlü bir yapıya kavuşturmuştur. İç ses olarak kullanılan ü – e – i – a ünlü sesleriyle güzel bir ses uyumu yakalanmıştır.

       Dördüncü mısrasında; g – z – l – r – s – d – h – n – m – ş ünsüz seslerinin dize içinde ritmik dolaşımı ve birbirine yakın seslerin oluşturduğu ses fonetiği dizeyi güçlü bir yapıya kavuşturmuştur. İç ses olarak ü – e – a – ı – o – i ünlü sesleri kullanılarak seste uyum sağlanmıştır.

       Altıncı kıtanın birinci mısrasında; d – r – v – ş  - b – l – s – n - t – y – m ünsüz sesleriyle gülü bir yapıya kavuşan dize de iç ses olarak e – i – ugibi ünlü seslerin ses uyumunu hissedilir bir şekilde kuvvetlendirdiği ve musiki havası yarattığı görülmektedir.

        İkinci mısrasında; ş – k – n – p – r – v – d – ğ – m – z – h – y  ünsüz sesleri, iç ses olarak a – ı – e – i – u ünlü sesleri kullanılmış,

       Üçüncü mısrasında; s – b – h – y – t – m – c – n – d ünsüz sesleri ve birbirine yakın ve aynı seslerin yinelenmesi ritmi güçlendirirken, iç ses olarak kullanılan e – i – a – ı – u ünlü seslerinin dize de ritmik dolaşımı ses uyumunu daha güçlü bir yapıya kavuşturmakta ve musiki havası vermektedir.
       Dördüncü msırasında; d – r – n – k – s – v – m – h – g  - l ünsüz sesleri, iç ses olarak e – i – a – ı – o ünlü sesleri kullanılarak seste uyum sağlanmıştır.

       Şiirde aliterasyon ve asonans başarılı bir şekilde kullanılarak hem mısra içinde, hem çapraz olarak seste bir uyum sağlamış, seslerin birbiriyle olan uyumu şiirin ahengini güçlendirmiştir.
       Mısra içinde ve çapraz olarak ses uyumunu artırarak şiirde güçlü bir musiki havası yaratan ve ritmi artıran gözledim durdum, özlemim hasretim, canım hoş geldin, kurdum, cana hayat veren kanım hoş geldin, tuzum, yüzüm, yürekte sızım, güne gebe olan tan’ım hoş geldin, nider, derbeder, haber, sol yanın sahibi han’ım hoş geldin, kara gecede, daldım yücede, yazdım hecede, şiirde ilhamım şanım hoş geldin, sevdan ile yanıp yanıp inledim, hep seni okuyup seni dinledim, sana sin’ledim, güzeller serdarı hanım hoş geldin, işte ben buyum, değişmez huyum, canda can suyum, Edirne’den Kars’a Van’ım hoş geldin, gibi kelime, söz grupları ve dizeler estetiksel ve biçimsel olarak fonetik bir yapı kazandırırken, halkın bildiği anlaşılır kelimelerin kullanılmasıyla farklı ve derin anlam içeren bir şiir dili oluşturulmuştur.

       Şiirin kurgusu ve anlatımı başarılı ve akıcıdır.