• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

İbrahim İmer

İbrahim İMER’in “CAHİT SITKI’NIN YATTIĞI KOĞUŞTAYIM!” isimli şiirinin tahlili

 

İBRAHİM İMER:1974 Aydın doğumludur. Ortaklar köyünde bir fabrikada doğsa da hayata dair ilk anımsamaları İzmir’in Seferihisar İlçesine bağlı Ürkmez köyüne dairdir. Lise eğitiminden sonra yüksek öğrenimine çok klasik nedenlerden devam edememiştir.  Muhasebe bölümü mezunudur. Kamu görevine Aydın da Memur olarak başlamış, halen Ankara da devam            etmektedir. Babasını dokuz yaşındayken kaybetmesi aile hayatının çökmesine neden olmuş ve yaşama yalnız tutunmaya çalışmıştır. Sekiz kardeşin beşincisidir. 
Henüz çocuk yaşlarda şiire tutku derecesinde bağlanmış, amatör olarak lise yıllarında yazmaya başlamıştır.      Şair hayatı için “Hep elde kalan yalnızlık ve yalnızlık şiirleri” dese de “Yaşama dair pişmanlık asla” demektedir. Kendi söyleviyle amatör şiir çalışmaları devam etmekte olup, severek yaptığı izci liderliği (Ocakbaşı) ve dağcılığa (lisanslı) sağlık nedenleri ile son    vermek durumunda kalmıştır.

       İlk şiirleri Aydın’ın yerel gazetesi Ses’te yayınlanır. Ara sıra köşe yazıları yazar. Şiirleri ustaların teşvik ve önerisi ile şekillenir ve ustalarla yol almaya devam ettikçe şiir ufku yeni bir yöne kayar. Şiir dinletilerine katılır, tanımadığı usta şairlerle tanışır. Ataoğ Behramoğlu’nun “Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var” isimli şiirinden etkilenmiştir. Ona göre, hayatı deli dolu yaşamak gerekir. Şiirleri de bu felsefi düşüncenin seyrindedir. Şiir dışında, öykü, deneme, eleştiri ve makale türü yazılarda yazmaktadır. 
       Bugüne kadar üç kitap yayınlayan şairin şiirleri antoloji kitaplarında yer almıştır. Bazı şiirleri bestelenmiş, Azerbaycan ve Rus dillerine çevrilerek yayınlanmıştır. Çeşitli edebiyat dergilerinde Yazı İşleri Müdürlüğü, Halkla İlişkiler, koordinatörlük gibi görevler üstlenmiş olup, yazı ve şiirleri edebiyat dergilerinde yayınlanmaktadır. Ozanlar Derneği, Ankara Halk Aşıkları Kültür ve Araştırma Derneği ve Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) üyesi olan şair, aynı zamanda birliğin Denetim Kurulu’nda görev yapmaktadır.

       Üç yıl gibi kısa süren ilk evliliğinden Zeynep isminde bir kızı vardır. İkinci evliliğini kendisi gibi şair olan Aysel Çoban’la yapan şairin bu evliliğinden de Aslı adında bir kızı bulunmaktadır.

ESERLERİ:

1- Ankara’dan Gönül Esintileri (Şiir Antolojisi)
2- Benim Adım Hiç Kimse (Şiir)
3- Eflatun Sancısı


 

CAHİT SITKI’NIN YATTIĞI KOĞUŞTAYIM.

 

Altı yataklı hastane odasında

Ardı ardına çalarken telefonlar

Sevdiğim bekliyor beni cam dibinde

Üstümden geçiyor ard arda vagonlar

 

Benim güçsüz düşen anlamsız şavaşta

Dostlar soruyor bir bir  neden hastayım

Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta

Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım.

 

Elveda demek için vaktim yok artık

Soramadım tabibime ölmek n’için?

Saç dağınık, üstüm - başım yırtık

Zaman bile yokmuş helalleşmek için

 

Eş dost telefonda mecalim soruyor

“Nasılsın iyi misin? Şimdi nerdesin?”

Biri, “Ne oldu sana ölme lan” diyor,

“Hem neden soluksun, neden yorgun sesin?”

 

Ranza da yatarken yorgunum biçare

Bir sevdiğim bekler sabah bu garibi

Çetele tutar olmuşum aşikare

Radyoda duydum yine öldüren gribi

 

Gong vuruldu ve vizit zamanı işte

Başak kokan eli dokundu tenime

O da ne Tabiblerin yamanı başta

Uyu diyor çıkarsın bayram gününe

 

Başucumda hemşireyi duyuyorum

Ateşim fazlaca yükselmiş yine

Dokunuyor sanıyor ki uyuyorum

Gelip ölüm korkusu sinmiş kime ne!

 

Duy zahir Aslı’m hayat bulduğu yaşta

Üşürken Zeynep için son savaştayım

Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta

Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım.

İbrahim İMER

 

 

“CAHİT SITKI’NIN YATTIĞI KOĞUŞTAYIM.” ŞİİRİNİN TAHLİLİ

 

1-DİL: Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Şair, endişe, hüzün ve korku ile karışık bir şiir dili oluşturmuştur.

2-ZAMAN: Şiirde dikkati çeken, zamanın birkaç unsura bölündüğü görülmektedir. Birinci zaman, Şairin, Orhan Veli’nin öldüğü yaşta hastanede tedavi görüyor olmasıdır. İkinci zaman anlamlıdır, maddi alemden mana alemine geçişi akla getiren bir çağrışım vardır. Belki, Şairin hiç aklına getirmediği “ölüm” gerçeği ile karşı karşıya kalmış, bu da onu zamanın çok kısa olduğu düşüncesine sevk etmiştir. O kadar ki sevdikleriyle, sevenleriyle helalleşmeye zaman bulamayacak kadar kısa bir zaman içinde bu gerçekle yüzleşmiştir. “Elveda demek için vaktim yok artık / Zaman bile yokmuş helalleşmek için”mısralarında bu duygu ve düşünce içinde olduğu açıkça görülmektedir. Üçüncü zaman, hastanede vizit denilen Doktorların hastalarını ziyaret saatiyle başlayan zamandır. Hastanelerde vizit sabah 08,30 – 09,00 arası başlar. Üçüncü zamanda şairin bu ziyarete atıfta bulunduğu görülmektedir.

       Şair, insan, mekân, zaman arasında ustaca geçiş yaparak şiire anlam ve sesleniş bakımından derinlik kazandırmıştır.

3- MEKÂN: Açıkça anlaşılacağı üzere şiirdeki mekân bir hastanenin koğuşudur. Şaire hüzün veren bu mekân aynı zamanda Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuş olması nedeniyle de anlamlıdır. Zaten şiirin bu olay üzerine kurgulandığını söylememiz yanlış olmayacaktır. Çünkü Şaire asıl hüzün veren Orhan Veli gibi 36 yaşında iken önemli bir hastalık nedeniyle hastaneye yatmış olmasının yanısıra, yattığı koğuşun ünlü Şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı’nın yattığı koğuş olmasıdır. Bu nedenlerle ünlü Şairimiz gibi öleceğini düşünerek hüzünlenmektedir.

4- İNSAN: Şiirdeki insan Şairin kendisidir. “Radyoda duydum yine öldüren gribi” düzesinden, kamuoyunu aylarca meşgul eden, toplumda endişe ve korkuya neden olan Domuz Gribi denilen Kırım Kongo Kanamalı hastalığı nedeniyle hastanede yattığı anlaşılmaktadır. “Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta / Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım” mısralarından Orhan Veli’nin öldüğü yaş olan 36 yaşında, yine ünlü Şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın tedavi gördüğü hastanedeki aynı koğuşta yattığını anlıyoruz. “Eş dost telefonda mecalim soruyor / “Nasılsın iyi misin? Şimdi nerdesin?” / Biri, “Ne oldu sana ölme lan” diyor / “Hem neden soluksun, neden yorgun sesin?” mısralarında şairin hastalığı nedeniyle yorgun, soluk ve sesinin ölmek üzere olan bir insanın ses tonuyla arayanlara cevap verdiğini, Şairin ölüm korkusuna kapıldığını ve endişeli bir bekleyişte olduğunu görüyoruz. Anlaşılacağı gibi şiirdeki insanın Şairin kendisi olduğu kuvvetle hissedilmektedir. İçinde bulunduğu ruh halati mısralara derinlik kazandırmıştır. Şiire lirizm kadan bu hâl her mısrada görülmektedir.

5- DUYGU VE DÜŞÜNCE: Şiirde   ana tema ölüm  düşüncesidir.   
       Birinci kıta da Şairin derin bir üzüntü içinde olduğu görülüyor. Yattığı koğuşun altı yataklı bir koğuş olması, serviste çalan telefonların sesi, camın dibinde onu hüzünle bekleyen bir varlık, koğuşun, muhtemelen tren raylarına bakan cephede bulunması, trenin her geçişinde vagonların üstünden geçiyormuş hissi uyandıran ağır bir yük altında kaldığını düşünmesi, içinde bulunduğu halati ruhaniyesinin ne kadar bozuk olduğunu gösteriyor. Bu duygu ve düşünceler;
Altı yataklı hastane odasında / Ardı ardına çalarken telefonlar / Sevdiğim bekliyor beni cam dibinde / Üstümden geçiyor ard arda vagonlar. Mısralarında görülmektedir.

       İkinci kıta da sağlıklı - sağlıksız gibi birbiriyle ilintili önemli iki kavramın ikilemi içinde olduğunu görüyoruz. Bu iki kavram arasındaki mücadeleyi anlamsız bulmaktadır. Vücudundaki mikrobu yenerek kazanmayı bir savaşa benzetmektedir. Ona göre bu anlamsız bir savaştır. Dostları neden hasta olduğunu sorarken, o, Orhan Veli’nin öldüğü yaşta, Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuşta kaldığını düşündükçe, düşünce ve hayalini ölüm üzerine kurgulamaktadır. Benim güçsüz düşen anlamsız şavaşta / Dostlar soruyor bir bir  neden hastayım / Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta / Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım. Mısralarında bu duygu ve düşünceler içinde olduğu görülmektedir.
       Üçüncü kıta da dostlarına, sevenlerine elveda demek için vakit kalmadığını, çünkü her an ölebileceğini düşünmektedir. Ölüme takıldığını görüyoruz. Bunu hastalığıyla ilgilenen Doktor’a sormak ihtiyacını hissetmektedir. Belki “ölüm” takıntısı nedeniyle bunu yapamamaktadır. Bu nedenle kendini çaresiz görmekte, perişan hissetmektedir. Şair, ölüm gerçeği ile karşı karşıyadır. Birden zamanın ne kadar kısa olduğunu düşünmeye başlamıştır. Hâlbuki zaman insan yaşamında çok önemli bir olgudur. Bu gerçeği gören Şair, belki boşa geçen zamanın her saniyesine bir pişmanlık, bir acınma, hayıflanma v.b. düşünceler içinde kalmıştır. Şimdi sevdikleriyle helalleşmeye          bile zamanı yoktur.      
Elveda demek için vaktim yok artık / Soramadım tabibime ölmek n’için? / Saç dağınık, üstüm - başım yırtık / Zaman bile yokmuş helalleşmek için, mısralarında bu duygu ve düşünce içindedir.
       Dördüncü kıta da kendisini arayıp hâlini soranların birazda gayri ciddi bir hâl de olduklarını, inanmadıklarını anlatmaya çalışmakta, bunu alaya almaktadır. 
Eş dost telefonda mecalim soruyor / “Nasılsın iyi misin? Şimdi nerdesin?” / Biri, “Ne oldu sana ölme lan” diyor, / “Hem neden soluksun, neden yorgun sesin?” mısralarında bu düşünce anlatılırken, hastalığının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışarak yorgunluğunu ve yüzünün solgun olduğunu bir kez daha öne çıkarmaktadır.

       Beşinci kıta da morali bozuk ve yorgun bir halde koğuşundaki ranzada yatan Şair, yine ölümü öne çıkaran düşünceye vurgu yapmakta ve hergün için çetele tutmaktadır. Bunu çaresizliğinden yapmaktadır. Bu arada radyoda yine grip haberi duyması onu daha fazla çökertmiştir. Ranza da yatarken yorgunum biçare / Bir sevdiğim bekler sabah bu garibi / Çetele tutar olmuşum aşikare / Radyoda duydum yine öldüren gribi, mısralarında bu düşünce anlatılmaktadır.

       Altıncı kıta da, şairin bir bayram öncesinde hastaneye yattığı anlaşılıyor. “Başak kokan eli dokundu tenime” dizesinden bir Hemşirenin dokunduğunu anlıyoruz. Eli bir başağa benzetmesi anlamlıdır. Başak; arpa, buğday v.b.ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başıdır. İnsan, hayvan ve doğa için faydalı bir bitkidir. Başağın faydası ile Hemşirenin elinin hastalığına derman olması karşılaştırılmıştır. “Tabiplerin yamanı” söz grubundan anlaşılması gereken Başhekim’dir. Şaire dinlenmesini tavsiye etmektedir.

       Yedinci kıta da şairin hastalığı, halk arasında Domuz Gribi olarak bilinen Kırım Kongo Kanamalı hastalığı olduğu “öldüren grip” söz grubundan anlaşılmaktadır. Hastalık yüksek ateşle seyir eder. Yüksek ateş insanda halisinasyon görmeye neden olabilir. Buradan Şairin yüksek ateş nedeniyle baygın gibi yatmakta olduğunu ancak şuurunun açık olduğunu anlıyoruz. Nitekim Hemşirenin yaklaştığını, ateşinin yüksekliğini, Hemşirenin kendisine dokunduğunu hissedebilmektedir. “Gelip ölüm korkusu sinmiş kime ne” dizesinden ölüm korkusu içinde olduğunu, ancak oluşan bu korkunun kimsenin umurunda olmadığını düşünmektedir.

       Sekizinci kıta da, “zahir” Allah’ın sıfatlarından biri olmakla beraber, dizede bu sıfatta kullanılmamıştır. “Herhalde” anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Aslı, şairin ikinci evliliğinden olan kızının adıdır. Zeynep, ilk evliliğinden olan kızıdır. Aslı’nın doğduğu an ile hasta yatağında üşürken ki, ölüm endişesi bu kelimede gizli anlam ifade etmektedir. Zeynep için bu savaşı kazanmak uğruna mücadele etmektedir. Son iki mısrada ölüm endişesini kuvvetle hissediyoruz. Bu düşünceleri, Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta / Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım, mısralarında dile getirmiştir.

6-KENDİNİ AŞMA: Şiirde ustalığnı konuşturan Şair, insan, mekân, zaman arasında başarılı bir bağ kurarak kendini aşmıştır. Şair, “Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta / Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım” mısraları ile ölüme takılmıştır. aa

7- ANLATIŞ TARZI: Halk edebiyatının dörtlük nazım birimine göre yazılan şiir 8 kıtadan oluşmaktadır. 12’li hece ölçüsüne göre yazılan şiirin 3. kıtasının 3. mısrası  10, 7. kıtasının 2. mısrası 11 hece ölçüsü ile yazılmıştır. Birinci kıta a – b – c – b şeklinde çapraz kafiye düzeni ile ancak bozuk yazılmıştır. İkinci,  üçüncü, dördüncü, beşinci, yedinci ve sekizinci kıtalar  a – b – a – b şeklinde çapraz kafiye,  altıncı kıta a – a – b – a şeklinde düz kafiye ile yazılmıştır.

1- Redif ve kafiye yapısını inceleyelim:

 

a- Birinci Kıta:

 

Altı yataklı hastane odasında

Ardı ardına çalarken telefonlar

Sevdiğim bekliyor beni cam dibinde

Üstümden geçiyor ard arda vagonlar

 

İkinci mısra sonunda yer alan telefonlar, dördüncü mısra sonunda yer alan vagonlar kelimelerinde lar eki redif, on sesi tam kafiyedir.

 

b- İkinci Kıta:

 

Benim güçsüz düşen anlamsız şavaşta

Dostlar soruyor bir bir  neden hastayım

Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta

Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım.

 

 

Birinci mısra sonunda yer alan savaşta, ücüncü mısra sonunda yer alan yaşta kelimelerinde ta eki redif, aş sesi tam kafiyedir. İkinci mısra sonunda yer alan hastayım, dördüncü mısra sonunda yer alan koğuştayım kelimelerinde yım eki redif, ta sesi tam kafiyedir.

 

c- Üçüncü Kıta:

 

Elveda demek için vaktim yok artık

Soramadım tabibime ölmek n’için?

Saç dağınık, üstüm - başım yırtık

Zaman bile yokmuş helalleşmek için

 

Birinci mısra sonunda yer alan artık, üçüncü mısra sonunda yer alan yırtık kelimelerinde tık eki redif, r sesi yarım kafiyedir. İkinci mısra sonunda yer alan n’için, dördüncü mısra sonunda yer alan için kelimelerinde n sesi redif, içi sesi zengin kafiyedir.

 

d- Dördüncü Kıta:

 

Eş dost telefonda mecalim soruyor

“Nasılsın iyi misin? Şimdi nerdesin?”

Biri, “Ne oldu sana ölme lan” diyor,

“Hem neden soluksun, neden yorgun sesin?”

 

Birinci mısra sonunda yer alan soruyor, üçüncü mısra sonunda yer alan diyor kelimelerinde r sesi redif, yo sesi tam kafiyedir. İkinci mısra sonunda yer alan nerdesin, dördüncü mısra sonunda yer alan sesin kelimelerinde sin sesi redif,  e sesi yarım kafiyedir.

 

e- Beşinci Kıta:

 

Ranza da yatarken yorgunum biçare

Bir sevdiğim bekler sabah bu garibi

Çetele tutar olmuşum aşikare

Radyoda duydum yine öldüren gribi

 

Birinci mısra sonunda yer alan biçare, üçüncü mısra sonunda yer alan aşikare kelimelerinde e sesi redif, ar sesi tam kafiyedir. İkinci mısra sonunda yer alan garibi, dördüncü mısra sonunda yer alan gribi kelimelerinde i sesi redif, rib sesi tunç kafiyedir.

 

f- Altıncı Kıta:

 

Gong vuruldu ve vizit zamanı işte

Başak kokan eli dokundu tenime

O da ne Tabiblerin yamanı başta

Uyu diyor çıkarsın bayram gününe

 

 Birinci mısra sonunda yer alan işte,  üçüncü mısra sonunda yer alan başta kelimelerinde  t sesi redif, ş sesi yarım kafiyedir.

h- Yedinci Kıta:

 

Başucumda hemşireyi duyuyorum

Ateşim fazlaca yükselmiş yine

Dokunuyor sanıyor ki uyuyorum

Gelip ölüm korkusu sinmiş kime ne!

 

Birinci mısra sonunda yer alan duyuyorum, üçüncü mısra sonunda yer alan uyuyorum kelimelerinde rum eki redif, uyuyo kelimesi tunç kafiyedir.

 

I- Sekizinci Kıta:

 

Duy zahir Aslı’m hayat bulduğu yaşta

Üşürken Zeynep için son savaştayım

Ve ben Orhan Veli’nin öldüğü yaşta

Cahit Sıtkı’nın yattığı koğuştayım.

 

Birinci ve üçüncü mısra sonunda yer alan yaşta kelimelerinde ta eki rediftir. İkinci mısra sonunda yer alan savaştayım ve dördüncü mısra sonunda yer alan koğuştayım kelimelerinde yım eki redif, ta sesi tam kafiyedir.

 

2- Seslerin nasıl kullanıldığını inceleyelim:

 

       Birinci kıtada en çok kullanılan ünsüz sesler l – t – d – n – r – k, en çok kullanılan ünlü sesler a – ı – i – o sesleridir. İkinci kıtada b – m – z – r – n – t – s – ş – l – ğ ünsüz sesleri, e –i –ü –a –o –u –ı ünlü sesleri, üçüncü kıtada l – v –d – m – k – r – t – n – b ünsüz sesleri, a – e i – ı –o ünlü sesleri, dördüncü kıtada d – l – r – n – s – m – y gibi ünsüz sesler, a – e – i – o –u gibi ünlü sesler, beşinci kıtada r – n – d – b – s – t – m – k – y gibi ünsüz sesler, a – e – o – u –i gibi ünlü sesler, altıncı kıtada k –d – t – m – n – ş – b – y gibi ünsüz sesler, u – i – a -  o – e – ı gibi ünlü sesler, yedinci kıtada d – y – r – m – k – l – s – ş gibi ünsüz sesler, a – u – e – i- o – ı gibi ünlü sesler, sekizinci kıtada y – l – t – ş- ğ – r – k – n gibi ünsüz sesler, a –e –u – ü –i – ı gibi ünlü sesler sıkça kullanılmıştır.  

       Şiirde asonans ve aliterasyonun mısra içinde ve çapraz olarak kullanılması ses uyumunu güçlendirmiştir. Birinci kıta da altı – ardı ardına – ard arda – bekliyor – geçiyor gibi kelimelerin yinelenmesiyle oluşan ses uyumu ahengi güçlü kılan unsurlar olmakla birlikte birinci kıtanın üçüncü mısra sonunda yer alan dibinde kelimesi ses uyumunu bozmuştur. Son iki mısrada kopukluk gözlenmektedir. Yine ikinci  kıta da “Benim güçsüz düşen anlamsız savaşta” diye başlayıp biten dizede kullanılan devrik cümle dizeyi hem bozmuş, hem de anlamsız bir cümle meydana getirmiştir. Mısra içinde ve çapraz olarak kullanılan bir bir – savaşta – yaşta – dağınık – yırtık – n’için – için, nasılsın – iyi misin – nerdesin – sesin – garibi – gribi – duydum – duyuyorum – uyuyorum – biçare – çetele – aşikare – gong vuruldu – vizit zamanı – yine  - ne – yaşta – savaştayım – koğuştayım gibi kelime ve söz grupları ahengi güçlendiren, ses uyumu sağlayan, musiki havası yaratan unsurlardır.

       “Elveda demek için vaktim yok artık / Zaman bile yokmuş helalleşmek için” mısraları farklı anlatımda kullanılmalarına rağmen zaman’a dikkat çekmektedir. Zaman kavramına başarılı bir anlatımla dikkat çekilmiştir.

       Şiirde ahengi güçlendiren kelimelerin seçiminde başarılı olunurken, yer yer mısralar arasında görülen kopukluk, kafiyenin bozuk olması, redif ve kafiyelerde görülen bazı olumsuzluklara rağmen, şiire lirizm veren ölüm korkusunun yaratmış olduğu endişe ve hüzün, etkileyici ve şiire derinlik kazandıran unsurlar olarak karşımıza çıkmakta, konu, anlatım ve kurgu gibi unsurların farklı bir yapı oluşturmasıyla etkileyici bir şiir dili meydana getirdiği görülmektedir.

       Şiirin bütününde seslerin ritmik bir şekilde mısra içinde dolaşımı, şiirde bir uyum içinde kullanılması şiire musiki havası vermiştir. Genel olarak şiirdeki ses ahengini güzelleştiren, şiir dili ve biçimini zenginleştiren, musiki sezgisini kuvvetlendiren bir yapılanma dikkati çekmektedir. Ünlü ve ünsüz seslerin uyumlu bir şekilde kullanılması önemli bir özellik olarak ortaya çıkmaktadır.

       Şair, duygu ve düşüncelerini yansıtırken hayalde canlanmasını sağlayabilmiştir.