• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Mehmet Nuri Parmaksız

Mehmet Nuri PARMAKSIZ’ın “HİCRAN SAATİ” isimli şiirinin tahlili

 

MEHMET NURİ PARMAKSIZ: İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini, İstanbul’da tamamladıktan sonra, Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

        Lise yıllarında başlayan şiirle ilgisi, üniversite öğrenimi içersinde heves olmaktan çıkmış ve branşı gereği sanatın bu dalıyla ciddi olarak ilgilenmeye başlamıştır. Şiir üzerine yazdığı makaleleri ve şiirleri “İlk Yaz, Erciyes, Sarmaşık, Gülpınar, Simav Anadolu, Maki, Hisler Bulvarı, Kümbet, Karınca, Bizim Ece, Size, Çağrı, Bizim Külliye, Berceste, Türk Dili vb... birçok dergide yayınlanmıştır. 
        İLESAM'ın (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) 11. Genel Kurulu'ndan sonra (30 Mart 2010'dan itibaren)  İLESAM Genel Başkanı olarak görev yapmaya başladı. Halen bu görevini sürdürmektedir. Birçok dinleti ve toplantı da, “Şiir Estetiğimiz ve Şiirde Olması Gerekenler” konulu bildiri sunmuş ve konferans vermiştir. Türk edebiyatı ve şiirine yaptığı katkılardan dolayı, Antalya ve Simav'da (Kütahya) düzenlenen şiir organizasyonlarında "Türk Şiirine ve Kültürüne Hizmet Ödülü"ne ve 2009-2010 yılları arasındaki yayın çalışmalarından dolayı "Ahmet Tufan Şentürk Türk Şiirine Hizmet Ödülü"ne layık görülmüştür.

        2006 yılında Türkiye Polis Radyosu’nda “Gönül Köprüsü” adlı şiir-edebiyat ve sanat programını hazırlayıp sundu.  2007’nin Ekim ayından itibaren ise, yine Türkiye Polis Radyosu'nda, her Salı günü saat 19’da yayınlanan “İmbikten Damlalar” adlı şiir-edebiyat ve sanat programını hazırlayıp sunmaktadır. Bir dönem Mamak Şiir Okulu'nda "Şiir Yazım Teknikleri" üzerine dersler verdi. Birçok Belediye için şiir-edebiyat ve kültür konulu söyleşi ve programlar hazırladı. “Mektuplarıyla Cahit Sıtkı”, "Türk Edebiyatında Ağıt Yakma Geleneği ve Ağıt-Destanlar"adlı inceleme, "Kelebek Ömrü" adlı şiir,  "Mogan Şiir Akşamları", "Mogan Şiir Akşamları (2008)"  ve  "Anne Konulu Şiirlerden Seçmeler" adlı üç antoloji eseri bulunmaktadır. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Halk Edebiyatı alanında master yapmıştır.

       Mehmet Nuri Parmaksız, İLESAM (İlim ve Edebiyat Sahipleri Meslek Birliği), Eskader (Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği), Ankara KulübüTürksav (Türk Dünyası Sanatçılar ve Yazarlar Vakfı) ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.

       Şiirlerinin yayınlandığı dergiler:Anadolu Gazetesi (Simav) Kuruluş. Gülpınar  Dergisi (Şiir). İlkyaz Dergisi, Mavisu, Genç Ufuklar (Tombulloğlu Lisesi Dergisi), Hisler Bulvarı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim ve Kültür Dergisi, Yeni Size, Yeni Haber Gazetesi (Gölbaşı), Gönüllü Eğitim- Eğitim Bilim ve Kültür Dergisi, Tasvir Gazetesi (Ankara), Metropol Gazetesi (Ankara), Türk Dili (Dil ve Edebiyat Dergisi), Ortanca Dergisi, Edebiyat Otağı, Türkiye SevdasıDergisi, Maki Dergisi, Aydın Güzelhisar GazetesiGölbaşı Cemre Eğitim Kültür ve Sanat Dergisi, Aydın Bakış GazetesiAvrupa Gazetesi(Tekirdağ), Eğitimin Sesi

 

 ESERLERİ

 

1- “Mektuplarıyla Cahit Sıtkı” (İnceleme)
2- “Mogan Şiir Akşamları” (Antoloji)
3- “Mogan Şiir Akşamları 2008″ (Antoloji)
4-  “Anne Konulu Şiirlerden Seçmeler” (Antoloji)
5- “Kelebek Ömrü” (Şiir)

6- "Türk Edebiyatında Ağıt Yakma Geleneği ve Ağıt-Destanlar (İnceleme-Araştırma)

 

 

 

 

Yazılarının Yayınlandığı Dergi Ve Gazeteler; Mavisu, Gülpınar Dergisi(Ankara), Güneyde Kültür Dergisi, Yeni Size Dergisi, Sarmaşık Dergisi, Bizim Ece Dergisi, Erciyes Dergisi, 7 Mart Gazetesi, 13-20-23 Van Postası Gazetesi, Bizim Külliye Dergisi, İlesam Bülteni (Ekim-Kasım-Aralık 2007), Berceste Dergisi, Çağrı Dergisi, Maki Dergisi, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi, Duygu Seli Dergisi (Isparta), Edebiyat Otağı, Mart-2008, Yıl:3, Sayı:30,s.34-41.Uluğbey Anadolu Lisesi Eğitim ve Kültür DergisiYeni İnan Gazetesi ( Tekirdağ), Edebdağ DergisiAnkara Eğitim, Kültür, Sanat Dergisi (İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Güncel Sanat DergisiOrtanca Dergisi,  Niksar Danişmend GazetesiTasvir Gazetesi

Hakkında Çıkan Yazı Ve Gazete Haberleri; Gölbaşı Eğitim ve Kültür Dergisi, Ocak 2005, Yıl:2, Sayı:2, s.37. Ali Gündüz, Anayurt Gazetesi, 24 Nisan  2005, s.14. Göl Haber Başkent (Gölbaşı) Gazetesi, 31 Ağustos 2005, Yıl: 5, Sayı: 92, s.5. Yeni Haber (Gölbaşı) Gazetesi, 2 Eylül 2005, Yıl:10, Sayı:201, s.1.Ali Gündüz, Anayurt Gazetesi, 4 Eylül 2005, s.14.  Hilmi Ulubey, Genç Ufuklar, 20 Eylül 2005, Sayı:20, s.8. Ali Gündüz, Anayurt Gazetesi, 11 Aralık 2005, s.14. Ali Gündüz, Anayurt Gazetesi, 22 Ocak 2006, s.14. Anayurt Gazetesi, 1 Mart 2006, s.10. Yeni Haber (Gölbaşı) Gazetesi, 31 Mart 2006, Yıl:10, Sayı:217, s.1.  Ali Gündüz, Anayurt Gazetesi, 1 Mayıs 2005, s.4. Ali Gündüz, Anayurt Gazetesi, 12 Şubat 2006, s.14.Ekspres Gölbaşı Gazetesi, 20 Mayıs 2006, s.3. Göl Haber Başkent (Gölbaşı) Gazetesi, 22 Haziran 2006, Yıl: 5, Sayı: 110, s.2. Ekspres Gölbaşı Gazetesi, 29 Haziran 2006, s.3. Selam Gazetesi (Yozgat), 29 Temmuz 2006, s. 1, 6-7. Yeni Ufuk Gazetesi (Yozgat), 29 Temmuz 2006, s.8. İleri Gazetesi (Yozgat), 31 Temmuz 2006, s.3. İsa Kayacan, Belde Gazetesi (Ankara), 2 Ekim 2006, s.6. İsa Kayacan, Zümrüt Gazetesi (Rize), 10 Ekim 2006, s.3. İsa Kayacan, Önder Gazetesi (Keşan), 10 Ekim 2006. İsa Kayacan, Son Söz Gazetesi, 16 Ekim 2006, Yıl:34, Sayı:11665, s.2. İsa Kayacan,Tasvir Gazetesi (Ankara), 14 Aralık 2006, s.2. “Polislerin Romantik Gecesi”, Hürriyet-Ankara, 3 Temmuz 2007, s.20. İsa Kayacan,“Bir Cevap, Bir Şiir”,24 Saat Gazetesi, 31 Ocak 2008. (Son Söz Gazetesi, 1 Şubat 2008, “Türkiye Polis Radyosu ‘İmbikten Damlalar’ Adlı Edebiyat-Şiir ve Kültür Ppogramı, Van Postası. (2 Yazı). İsa Kayacan, Türkiye Polis Radyosu, Gündem Gazetesi, 9 Ocak 2008. “Şiirle Dolu Bir Gölbaşı Akşamı”, Göl Haber Gazetesi, 2 Temmuz 2007, s.2. Fatma Uçarlar, “Bursa’da Zaman”,Yeni Gün Gazetesi (Burdur), 22 Kasım 2007. Fatma Uçarlar, “Bursa’da Zaman”, Akdeniz Gazetesi (Isparta), 24 Kasım 2007. Fatma Uçarlar, “Bursa’da Zaman”, Ses 15  Gazetesi (Burdur), 06 Aralık 2007, s.5. “Şiirleriyle Geldiler, Gönüllerini Bıraktılar”, Simav Gazete Efe’m, 15 Mayıs 2007, s.1-6. R. Mithat Yılmaz, “Simav’da Şiir Yeşil ve Sıcak”, Gün Işığı Gazetesi (Elazığ), 18 Mayıs 2007, yıl:10, Sayı:3044, s.5. “İlesam’ın İstanbul Semineri Yapıldı”, Söz Gazetesi (Babaeski), 27 Eylül 2007, s.6. “İlesam Telif hakları Konulu Seminer Veriyor”,Söz Gazetesi (Babaeski), 25 Eylül 2007, s.1-10. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”, Belde Gazetesi, 4 Ekim 2007, s.6. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”, Zafer Gazetesi, 30 Ekim 2007, s.4. İsa Kayacan, “4. Antalya Şairler Buluşması”, Belde Gazetesi, 11 Kasım 2007, s.6. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”, Hür Fikir Gazetesi (Lüleburgaz), 8 Kasım 2007, s.9. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”, Önder Gazetesi (Keşan), 30 Ekim 2007, Yıl:46, Sayı:13699, s.7. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”, 24 Saat Haber Gazetesi, Yıl:27, Sayı: 8451, 12 Ekim 2007, s.2. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”, Anayurt Gazetesi (Ankara), 11 Ekim 2007, Yıl:16, Sayı:5493. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”, Burdur Gazetesi, 26 Ekim 2007, s.7. İsa Kayacan, “Parmaksız’ın Sorularına Cevaplarım”,Burdurlunun Sesi Gazetesi, 10 Ekim 2007, Sayı:1631, s.6. İsmet Bora Binatlı, “Geleceğe İsim Bırakacak Genç Bir Kalem”, Yeni Size Dergisi, Aralık 2007, s.14-15. “Bedavacılığa Alışılmış”, Cumhuriyet Gazetesi (Hafta Sonu Eki), 22 Aralık 2007, s.7. “Mamak’ta Şiir Okulu Açılıyor”, Yeni Şafak Gazetesi, 3 Mart 2008. “Mamak Farkı”, Ankara İl Gazetesi, 3 Mart 2008, s.7. Dursun Erkılıç, “Şiir Okulu”, Ankara İl Gazetesi, 3 Mart 2008, s.7. “Mısralar Şairini Mamak Kültür Merkezi’nde Bulacak”, Sabah Gazetesi, 3 Mart 2008, s.4. “Mamak Belediyesi Şiir Okulu açılıyor”, Star Gazetesi,  3 Mart 2008. “Mamak’ta Şiir Okulu Açılıyor”, Bugün Gazetesi, 3 Mart 2008, s.15. “Mamak’ta Şiir Okulu Açılıyor”, Hürriyet Gazetesi (Ankara), 3 Mart 2008, s.10. “Genç Yetenekler İçin Belediye Şiir Kursu Açıyor”, Zaman Gazetesi, 3 Mart 2008. “Şahin Sevin İlköğretim Okulu Birlik, Bereberlik ve Dayanışma Gecesi-Şiir Dinletisi”,Gölbaşı Ekspres Gazetesi (Ankara), Sayı:304, 21 Mart 2008, s.3.

“Birlik, Beraberlik ve Dayanışma Gecesinde Şiir Akşamları…”, Yeni Haber Gazetesi (Ankara), 18 Mart 2008, s.6. “Şiir Dolu Bir Akşam”, Göl Haber Gazetesi (Ankara), Yıl:9, Sayı:157, Mart 2008, s.4. “Başkentli Edebiyatseverler İskender Pala’yla Buluştu”, Zaman Gazetesi, 25 Mart 2008, s.23. “Başkentli Edebiyatseverler İskender Pala’yla Buluştu”, Gazete Altındağ, 1-15 Nisan 2008, Yıl:4, Sayı:65 s.1-4. “Edebiyatseverler Yahya Kemal'in Şiirleriyle Buluştu”, Gazete Altındağ, 15-30 Nisan 2008, Yıl:4, Sayı:66 s.1-3. "Yahya Kemal Törenle Anıldı", Hürriyet Ankara, 15 Nisan  2008, s.18. “Kültür Söyleşileri Devam Ediyor”, Gazete Altındağ, 1-15 Mayıs 2008, Yıl:4, Sayı:67 s.3. “Şairler İçin İlk Ders Zili Çaldı”, Büyükşehir -Ankara Eki, 9-15 Nisan 2008, Yıl:4, Sayı:173, s.23. İsa Kayacan, ."Mısraların Dili",Tasvir Gazetesi (Ankara), 26 Nisan 2008, s.2. “Kültür Söyleşileri'ne Yaz Molası", Gazete Altındağ, 1-15 Haziran 2008, Yıl:4, Sayı:70 s.3. "Mogan'da Şiir Akşamları", Hürriyet Ankara, 31 Mayıs  2008, s.15. “Mogan Şiir Akşamları”, Ankara İl Gazetesi, 2 Haziran 2008, s.3. Aydın Tayfun, “Mogan'da Akşamı Şiir Aydınlattı”, Ankara İl Gazetesi, 5 Haziran 2008, s.1,8-9. "Mogan Şiir Şöleni Herkesi Büyüledi.", Yeni Şafak Gazetesi, 5 Haziran 2008, s.21. "Gölbaşı Şiire Doydu.", Yeni Asya Gazetesi, 5 Haziran 2008, s.10. "5. Mogan Şiir Akşamları Şiir Dinletisi Yapıldı.", Göl Haber Gazetesi (Ankara), Yıl:9, Sayı:163, 6 Haziran 2008, s.1-4. "Mogan Şiir Akşamları", Anayurt Gazetesi (Ankara), 6 Haziran 2008, s.10. İsa Kayacan, "Ankara Kalesi'nde Şiir Günleri", Anayurt Gazetesi (Ankara- Kale Eki), 5 Haziran 2008, s.25. “5. Mogan Şiir Akşamları”, Süper Yeni Haber Gazetesi (Ankara), 20 Haziran 2008, Yıl.:12, Sayı:275,s.3. "Mogan Şiir Akşamları 5 Yapıldı.", Ekspres Gölbaşı Gazetesi, 24 Haziran 2008, Sayı:308, s.4. İsa Kayacan, "Mogan Şiir Akşamları" Gündem Gazetesi (Ankara), Yı:7,Sayı:2244, 1 Temmuz 2008, s.2. Muhsin Durucan," Tekirdağ'da Edindiğim Kitaplar", Tekirdağ Yeni İnan Gazetesi, 13 Eylül 2008. "Şiir Toplantıları Başlıyor", Cumhuriyet Gazetesi, 03.09.2008, s.15. "Ankara Kale Şiir Toplantıları Başlıyor", Anayurt Gazetesi, 7 Eylül 2008, s.12. “Şiir Okulu'nda Yeni Eğitim Dönemi”, Hürriyet Gazetesi (Ankara), 30 Ekim 2008, s.18. "Yurdabak Anıldı.", Anayurt Gazetesi, 22 Ocak 2009, s.12. "Dostları Yurdabak'ı Unutmadı", Ankara İl Gazetesi, 23 Ocak 2009 (Kültür-Sanat), s.9. "Prof. Dr. İlber Ortaylı-Kültür Sanat Söyleşisi", İlk Kıvılcım Gazetesi,Ocak-Şubat 2009, Sayı:6-7,s.13. "Akyurt Yaşamevinde Şiir Dinletisi", İlk Kıvılcım Gazetesi,Ocak-Şubat 2009, Sayı:6-7,s.13. "Akyurt Yaşamevi Şiir Dinletisi Ödül Töreni", Hastane Forumu Dergisi, Şubat-Mart 2009, Yıl:3, Sayı:16, s.12. Erhan Koyuncu, "Bir Edebiyat Emekçisi, İncelikler Şairi Mehmet Nuri Parmaksız İle", (Afyon) Edebdağ Dergisi, Mart-Nisan 2009, Yıl:1, Sayı:3, s.8-13. "14. Şairler Şöleni Bugün Başladı", Simav Anadolu Gazetesi, 8 Mayıs 2009, Yıl:26, Sayı:1142, s.1. "Simav'ın ve Şiirin Gönül Dostları Şairler Şöleninde Yine Buluştu.", Simav'ın Sesi Gazetesi, 9 Mayıs 2009, Yıl:9, Sayı:1227, s.1-3.

"Şairlerden Gazetemize Ziyaret", Niksar Danişmend Gazetesi, 7 Haziran 2009, Yıl:3, Sayı:328, s.1-4. "Şairler Şiir Tadında Bir Gece Yaşattı.", Niksar Danişmend Gazetesi, 7 Haziran 2009, Yıl:3, Sayı:328, s.1-4. İsmet Bora Binatlı, “Geleceğe İsim Bırakacak Genç Bir Kalem: Mehmet Nuri Parmaksız”,Maki Dergisi, Nisan-Haziran 2009, Sayı:71, s.16-17. "Çamlıdere'de Şairlerin Buluşması", Anayurt Gazetesi, 10 Temmuz 2009 Cuma.

"Mehmet Nuri Parmaksız ve Kelebek Ömrü", Anayurt Gazetesi, 30 Ağustos 2009 Pazar, s.10. Emin Zeybek, "Şiirde Serbestlik 2", Bursa Hakimiyet Gazetesi (Yaşayan Bursa -Yaşam), 7 Eylül 2009, s.6. "Mogan'da Şiir Akşamları", Yeni Haber (Gölbaşı) Gazetesi, 14 Eylül 2009, Yıl:14, Sayı:309, s.1. "Gölbaşı'nda Mest Eden Şiir Akşamları Yarın Başlıyor", Gölbaşı Taraf Gazetesi, 22 Ekim 2009, Yıl:1, Sayı:44, s.6. İsa Kayacan, "Mehmet Nuri Parmaksız'dan: Kelebek Ömrü", Belde Gazetesi (Ankara),  23 Ekim 2009, s.3. "Niksar'da Cumhuriyet Konseri İlgiyle İzlendi",Yeni Tokat Gazetesi, 31 Ekim 2009.

İsa Kayacan, "Mehmet Nuri Parmaksız'dan: Kelebek Ömrü", Gaziantep Zafer Gazetesi  6 Kasım 2009, Yıl:32, Sayı:9765, s.4. İsa Kayacan, "Mehmet Nuri Parmaksız'dan: Kelebek Ömrü", Burdur Yeni Gün Gazetesi  17 Kasım 2009, Sayı: 16879, s.5. "Gasat Genel Başkanı ve İl Başkanları Tekirdağ'da Buluştu",Avrupa Gazetesi (Tekirdağ), 19 Kasım 2009, Yıl:3, Sayı:838, s.5. Cahide Ulaş, "Mutluluk ve Gurur Haberleri,Tekirdağ Yeni İnan Gazetesi, 19 Kasım 2009, Yıl:58, Sayı:16543, s.12.

İsa Kayacan, "Mehmet Nuri Parmaksız'dan: Kelebek Ömrü", Burdur Gazetesi  23 Kasım 2009, Sayı:18536, s.4. İsa Kayacan, "Mehmet Nuri Parmaksız'dan: Kelebek Ömrü", Anayurt Gazetesi  24 Kasım 2009, s.8. İsa Kayacan, "Mehmet Nuri Parmaksız'dan: Kelebek Ömrü", Gündem Gazetesi(Ankara), Yıl:8, Sayı:2658, 26 Kasım 2009, s.3. İsa Kayacan, "Mehmet Nuri Parmaksız'dan: Kelebek Ömrü", Burdur Oğuzeli Gazetesi  21 Kasım 2009, sayı:1486, s.4.

 

ÖDÜLLER

 

1- Anayurt Gazetesinin Aruz Dalında Açmış Olduğu Şiir Yarışmasında “Kelebek Ömrü adlı şiirle 1.ödülü (2005) 

2- Antalya Güllük Derneği'nden Türk Şiirine Hizmet Ödülü (2006)

3- Şiirkolik sitesinin açtığı yarışmada bir şiiriyle mansiyon. (2007)

4-Simav Kaymakamlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Simav Şairler şöleninde verdiği seminer, panel, konferans ve Polis Radyosu’nda yaptığı programlardan dolayı Türk Şiirine ve Edebiyatına Hizmet Ödülü (2007)

5-Birharf.net sitesinin açtığı yarışmada bir şiiriyle mansiyon. (2007)

6-GASAT Türk Edebiyatına Katkı Ödülü (İmbikten Damlalar Programından Dolayı) (2008)

7-Simav Kaymakamlığı tarafından Simav'ın tanıtımına katkı ödülü (2008)

 

Hicrân Saati 

Gönlüm seni istiyor yokluğunla kedersin 
Göresin hiç gelmez mi neden zulüm edersin 
Doyamadım sevgili birazcık kal yanımda 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin 

Ne zaman gelsem sana sükut isterim dersin 
Kapıları kapatma aç muradına ersin 
Bir kerecik evet de mutlu et aşığını 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin 

Varlığınla aşığa sen en büyük değersin 
Her çağda bu büyünle çok gönüle girersin 
Neşemizi sakın ha yarım bırakma gönül 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin

Hiç kimseye aldırma seni bilmeyen yersin, 
Aldığım her nefeste aşkın mutluluk versin. 
Ayrılık aramızda, bir son değil başlangıç! 
Hicrân saati gelsin, nasıl olsa gidersin! 


 

                                   “HİCRÂN SAATİ” ŞİİRİNİN TAHLİLİ

1- DİL: Şiirde kullanılan dil duru ve herkesin anlayabileceği bir Türkçedir. Kullanılan dil hakkında söylenebilecek ilk şey sade ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olmasından dolayı her dönem rahatlıkla okunabilecek olmasıdır. Bu da şairin, her dönem okunmayı arzu ettiğini göstermektedir. 
       Mehmet Nuri Parmaksız, yakından tanıdığım bir edebiyat adamıdır. Şiirlerinde kullandığı dil, onun evrensel şiir anlayışı hakkındaki düşüncelerini anlamamızı sağlar. 
Edebiyat öğretmeni olan Parmaksız, şiirlerinde hece ve aruz veznini kullanarak şiire ne kadar vakıf bir şair olduğunu gösteren bir edebi kişiliktir. 
       
Dil bakımından Türk Halk Edebiyatı geleneğinin takipçisidir. 
2-ZAMAN: 
Şairin zaman karşısında takındığı tavrı;

Doyamadım sevgili birazcık kal yanımda

mısrasında görebiliyoruz. Şiirin genelinde sevgilinin ayrılığından dolayı duyulan bir üzüntü, sitem, arzu vardır. Şair, ayrılık karşısında zamanı aşmak istemektedir. Bunu da yukarıdaki dizede ifade etmiştir. Şair, yaşadığı zamanın içinde sevgiliye karşı bir yakarış içindedir. Ancak bu yakarış sevgiliden uzakta değil, yanında iken yapılan bir yakarıştır. 
Şairi ilgilendiren, sevgilinin kendisidir. Ondan ayrılmamaktır. Zaman karşısında bunu göstermektedir. 
3-MEKÂN: Şair, sevgilinin ayrılığından duyulan bir acı içindedir. Bu acıyı aşmak için sevgilinin yanında kalmasını istemektedir.

Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin

diyerek her dörtlükten sonra tekrarlanan mısrasında mekânı aşmak arzusunda olduğu görülmektedir. Mekân sevgilinin bulunduğu, sevgili ile geçen zamandır.Ayrılık saati gelsin nasıl olsa gidersin, derken bu isteğiyle acısını aşmak gayretinde olduğu görülüyor. 
4-İNSAN: Hicrân Saati şiirinde öne çıkan insan şairin kendisidir. Şiirde sevgiliye hitap edilmesine rağmen, asıl olan şairin kendisidir. Burada “Ben’ duygusu ön plana çıkmakta, bu da şiire lirik bir hava vermektedir.

Doyamadım sevgili birazcık kal yanımda

mısrasında, şiirde anlatılan insanın bizzat şairin kendisi olduğu ve Ben’lik duygusunun ön plana çıktığı görülmektedir.

Gönlüm seni istiyor yokluğunla kedersin 
Göresin hiç gelmez mi neden zulüm edersin

mısralarında da insan olarak şairin kendisi ve Ben’lik duygusu ifade edilmiş olmasına rağmen, bu hissi veren en kuvvetli mısra “Doyamadım sevgili birazcık kal yanımda” mısrasıdır.

Birinci ve ikinci. kıtalarda şairin acizliği gözlenmektedir. Buradaki acizlik, sevgilinin ayrılığı ve ona duyulan özlemden kaynaklanmaktadır. 
5-DUYGU VE DÜŞÜNCE: Şiirdeki temel düşünce ayrılık, sevgi ve özlemdir.

Gönlüm seni istiyor yokluğunla kedersin 
Göresin hiç gelmez mi neden zulüm edersin 

Doyamadım sevgili birazcık kal yanımda 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin


Birinci kıtada şairin sevgilisine karşı bir sitemi söz konusudur. Sevgilinin yokluğundan duyduğu kederi birinci ve ikinci mısralarda dile getiren şair, sevgiliye karşı duyulan özlemi ve onun yokluğundan duyduğu acizliği üçüncü mısrada ifade etmektedir. Sevgilinin kesin olarak gideceğini dördüncü mısradan anlıyoruz.


Ne zaman gelsem sana sükut isterim dersin 
Kapıları kapatma aç muradına ersin 
Bir kerecik evet de mutlu et aşığını 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin

İkinci kıtada şairdeki arzu ve istek görülmektedir. Sevgiliyle konuşmak ve onun sesini duymak isteyen şair bu isteğini birinci mısrada dile getirmektedir. Şairin arzu ve isteğine cevap vermeyen ve belki de sevgili olarak şairin ruhuna seslenmeyen sevgiliye yakarış nidası da ikinci mısrada dile getirilmiştir. Bu nedenle şair, sevgiliden arzu ve isteklerine “evet” demesini istemektedir. Böylece mutlu olacağını düşünmektedir. Bunu da üçüncü mısrada göstermiştir. Sevgilinin, şairin duygularına cevap verdikten sonra gönül rızası ile gitmesi dördüncü mısrada dile getirilmektedir.

Varlığınla aşığa sen en büyük değersin 
Her çağda bu büyünle çok gönüle girersin 
Neşemizi sakın ha yarım bırakma gönül 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin

Üçüncü kıtada sevgiliye methiye söz konusudur. Şairin en değerli varlığının sevgili olduğu birinci mısrada görülmektedir. Şair için dünyada sevgiliden başka değerli varlık olmadığı da bu mısradan anlaşılmaktadır. İkinci mısrada belirtilen “büyünle” kelimesinden sevgilinin çekiciliği ve güzelliğinin ifade edildiği anlaşılmalıdır. Şairi, sevgilinin varlığından başka hiçbir şeyin neşelendirmediği, sevindirmediği muhteşem bir çekicilik ve güzellik sayesinde asla unutulamayacağı, bu güzelliğinin dillere destan olacak şekilde her dönem söyleneceği, bu özellikleriyle herkesin gönlünde yer edineceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Üçüncü mısrada yine bir arzu ve istek nidası ile karşılaşıyoruz. Sevgilinin yanında mutlu olan, neşelenen ve sevinen şair, bu ruhaniyetinin bozulmaması dileğinde bulunuyor ki, burada, yine sevgilinin gitmemesi yönünde istek ifade eden gizli bir mâna vardır.

Hiç kimseye aldırma seni bilmeyen yersin, 
Aldığım her nefeste aşkın mutluluk versin. 
Ayrılık aramızda, bir son değil başlangıç! 
Hicrân saati gelsin, nasıl olsa gidersin!  

Dördüncü ve son kıtada sevgiliye bir öğüt vardır. Şair için sevgilinin anlam ve önemi ilk üç kıta da belirtilmişti. Dördüncü kıtanın birinci mısrasında dile getirilen duygu, bize halk arasında kullanılan bir deyimi hatırlatmaktadır. “Güzelin dedikodusu çok olur!” Burada büyülü bir güzelliğe sahip olan çekici bir sevgilinin eleştirildiği, dedikodusunun yapıldığı izlenimini ediniyoruz. Şair, “Hiç kimseye aldırma seni bilmeyen yersin, “ mısrasında, aslında sevgilinin iyi, güzel yönlerini ifade etmekte ve kimsenin düşünce ve görüşüne aldırmaması için sevgiliye öğüt vermektedir. Bu mısrada şairin, sevgiliyi hiç kimsenin tanımadığı kadar yakından tanıdığı anlamı da çıkmaktadır. İkinci mısra da, sevgilinin aşkından başka bir şey düşünmeyen şairin, o’un varlığıyla aldığı her nefeste mutlu olduğunu anlıyoruz. Şiirin bütünü içerisinde, sevgilinin ayrılığından duyulan üzüntü, keder ve özlemin aslında gönülden bir ayrılık olmadığını üçüncü mısradan anlıyoruz. “Ayrılık aramızda, bir son değil başlangıç!” mısrasında sözü edilen ayrılığın son olmadığı, yani şairin sevgiliden bir ömür boyu ayrılmadığı ve/veya ayrılamayacağı ve imgesel olarak ifade edilen ayrılığın iki âşık arasında bir başlangıç oluşturacağı anlamını çıkarıyoruz. 
6-KENDİNİ AŞMA: Şairin sevgiliden ayrı kalarak duyduğu derin üzüntü ve kederin ancak yanında olduğu zaman dağıldığını, onun varlığı ile neşelenerek hayat bulduğunu ve kendisi için dünyadaki en büyük ve değerli varlıklardan biri olduğunu, bu manada sevgilinin yanında hayat bulduğu duygusunun şiire hakim olması, şairin kendini aşma fikrini bize göstermektedir. Şairi tamamlayan vurgu, sevgilinin varlığında yatmaktadır. 
7-ANLATIŞ TARZI: Hicran Saati şiirinde Türk Halk Edebiyatının dörtlük nazım birimi kullanılmıştır. Birinci kıta; 4, ikinci kıta; 4, üçüncü kıta; 4, dördüncü kıta;4 mısradan oluşmuş, şiirin bütünü 4 dörtlükten meydana gelmiştir. Şairin Türk Halk Edebiyatı nazım birimlerini çok iyi bildiği ve bunu şiirlerinde ustalıkla kullandığını görebiliyoruz.

Gönlüm seni istiyor/yokluğunla kedersin – 14’lü 
Göresin hiç gelmez mi/neden zulüm edersin–14 
Doyamadım sevgili/birazcık kal yanımda – 14 
Hicran saati gelsin/nasıl olsa gidersin - 14 


Ne zaman gelsem sana/sükut isterim dersin - 14 
Kapıları kapatma/aç muradına ersin – 14 
Bir kerecik evet de/mutlu et aşığını – 14 
Hicran saati gelsin/nasıl olsa gidersin - 14 


Varlığınla aşığa/sen en büyük değersin - 14 
Her çağda bu büyünle/çok gönüle girersin - 14 
Neşemizi sakın ha/yarım bırakma gönül - 14 
Hicran saati gelsin/nasıl olsa gidersin – 14

Hiç kimseye aldırma / seni bilmeyen yersin, -14 
Aldığım her nefeste / aşkın mutluluk versin.-14 
Ayrılık aramızda, / bir son değil başlangıç!-14 
Hicrân saati gelsin, / nasıl olsa gidersin!-14

Şiirin tamamı 7+7 14’lü hece vezni ile duraklı yazılmıştır. Şairin hece veznini kurallarına bağlı kalarak uygulaması, onun Türk Halk Edebiyatını yakından tanıdığı ve Türk şiirine karşı derin bir sevgi ve saygı hisseleri ile dolu olduğunu gösteriyor. Birinci kıtada; a-a-b-a şeklinde düz kafiye,  ikinci kıta da; a-a-c-c düz kafiye, üçüncü kıta da; a-a-d-a düz kafiye, dördüncü kıta da; a-a-e-a şeklinde düz kafiye örgüsü kullanıldığını görüyoruz.

1-Şiirde redif ve kafiye yapısını inceleyelim:

a-Birinci kıta;

Gönlüm seni istiyor yokluğunla kedersin 
Göresin hiç gelmez mi neden zulüm edersin 
Doyamadım sevgili birazcık kal yanımda  
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin

Birinci mısra sonunda kedersin, ikinci mısra sonunda edersin ve dördüncü mısra sonunda gidersin kelimelerinde sin ekleri redif, kedersin kelimesindesin ekinden önce gelen eder tunç kafiye, ikinci mısrada edersin kelimesinde sin ekinden önce gelen eder zengin kafiye, dördüncü mısrada gidersinkelimesinde sin ekinden önce gelen der ses zengin kafiyedir.

 İkinci kıta;

Ne zaman gelsem sana sükut isterim dersin 
Kapıları kapatma aç muradına ersin  
Bir kerecik evet de mutlu et aşığını 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin

Birinci mısra sonunda dersin, ikinci mısra sonunda ersin ve üçüncü mısra sonunda gidersin kelimelerinde sin ekleri redif, birinci mısra sonunda dersinkelimesinde sin ekinden önce gelen der sesi zengin kafiye, dördüncü mısrada gidersin kelimesinde sin ekinden önce gelen der sesi tunç kafiye, ikinci mısrada ersin kelimesinde sin ekinden önce gelen er sesi tam kafiyedir.

c- Üçüncü kıta;

Varlığınla aşığa sen en büyük değersin  
Her çağda bu büyünle çok gönüle girersin 
Neşemizi sakın ha yarım bırakma gönül 
Hicran saati gelsin nasıl olsa gidersin

Birinci mısra sonunda değersin, ikinci mısra sonunda girersin ve dördüncü mısra sonunda gidersin kelimelerinde sin ekleri redif, sin eklerinden önce gelen er sesleri tam kafiyedir.

d- Dördüncü kıta;

Hiç kimseye aldırma seni bilmeyen yersin, 
Aldığım her nefeste  aşkın mutluluk versin.
Ayrılık aramızda, bir son değil başlangıç! 
Hicrân saati gelsin, nasıl olsa gidersin!

Birinci mısra sonunda yersin, ikinci mısra sonunda versin ve dördüncü mısra sonunda gidersin kelimelerinde sin ekleri redif, sin eklerinden önce gelener sesleri tam kafiyedir.

       Mısra sonlarında tekrar edilen kafiye dizilişi şiire anlam ve ses bakımından bir zenginlik katmıştır. Dört kıta da mısra sonlarında redif’in aynı ses benzerliği ile bilerek başarılı bir şekilde kullanıldığı görülüyor: Birinci kıta da; kedersin, edersin, gidersin ikinci kıta da; dersin, ersin, gidersin, üçüncü kıtada; değersin, girersin, gidersin, dördüncü kıta da;yersin, versin, gidersin kelimelerinde aynı ses benzerliği ile oluşturulan sesleniş, ahengi güçlendirmiştir.

2-Şiirde seslerin nasıl kullanıldığını inceleyelim:

       Birinci kıtanın birinci mısrasında; g – n – l – m – s – t – y – r – k – ğ – d ünsüz sesleri ve ö – ü – e- i – o – a gibi ünlü seslerinin,
       İkinci mısrasında; g – r – s – n – h – ç – l – m – z – d ünsüz sesleri ve iç ses olarak ö – e – i – u – ü ünlü sesleri,
       Üçüncü mısrasında; d – y – m – s – v – g – l – b – r – z – c – k – n ünsüz sesleri ve iç ses olarak o – a – ı – e – i  ünlü sesleri,
       Dördüncü mısrasında; h – c – r – n – s – t – g – l – d ünsüz sesleri ve iç ses olarak i – a  - e – ı – o ünlü sesleri kullanılmıştır. 
       Birinci kıtada birbirine yakın seslerin ve aynı seslerin dizelerin kendi içinde ve çapraz olarak ritmik dolaşımı ses uyumu ve güzelliği yaratmış, ahengi güçlendirirken, musiki havası vermiştir.
       İkinci kıtanın birinci mısrasında; n – z – m – g – l – s – k – t – r – d ünsüz sesleri ve iç ses olarak e – a – ü – u – i ünlü sesleri,
       İkinci mısrasında; k – p – l – r – m – ç – r – d – n – s ünsüz sesleri ve iç ses olarak a – ı – u – e – i ünlü sesleri,
       Üçüncü mısrasında; b – r – k – c – v – d – m – t – l – ş –ğ – n ünsüz sesleri ve iç ses olarak i – e – u – ı ünlü sesleri,
       Dördüncü mısrasında; h – c – r – n – s – t – g – l – d ünlü sesleri ve iç ses olarak i – a – e – ı – o ünlü sesleri kullanılmıştır.
       İkinci kıtada aynı ve birbirine yakın seslerin dize içinde ve dizeler arasındaki uyumlu dolaşımı şiirde biçimi, şiir dilini etkileyen unsurlardır. Bu kıtada da görüleceği gibi musiki sezgisi birbirine uyumlu seslerin bir araya getirilmesiyle sağlanmıştır.
       Üçüncü kıtanın birinci mısrasındav – r – l – ğ – n – ş – s – b – y – d ünsüz sesleri, iç ses olarak a – ı – e – ü – i ünlü sesleri,
       İkinci mısrasında; h – r – ç – ğ – d – b – y – n – l – g – ünlü sesleri, iç ses olarak e – a – u – ü – ö ünlü sesleri,
       Üçüncü mısrasında; n – ş – m – z – s – k – n – h – y – r – b – g – l ünsüz sesleri, iç ses olarak e – i – a – ı – ö – ü ünlü sesleri,
       Dördüncü mısrasında; h – c – r – n – s – t – g – l – d ünsüz sesleri, iç ses olarak i – a – e – ı – o ünlü sesleri kullanılmıştır.
       Üçüncü kıtada kullanılan aynı ve birbirine yakın seslerin dizelerdeki derinliği artırdığı, kulağa hoş gelen musiki tadında bir seslenişle güçlü bir ahenk oluşturduğu görülmektedir.
       Dördüncü kıtanın birinci mısrasında; h – ç - k – m – s – y – l – d – r – n – b ünsüz sesleri ve iç ses olarak i – e – a – ı ünlü sesleri,
       İkinci mısrasında; l- d – ğ – m – h – r – n – f – s – t – ş – k – v ünsüz sesleri ve iç ses olarak a – ı – e – u – i ünlü sesleri,
       Üçüncü mısrasında; y – r – l – k – m – z – d – b – s – n – ğ – ş – g – ç ünsüz sesleri, iç ses olarak a – ı – i – o – e ünlü sesleri,
       Dördüncü mısrasında; h – c – r – n – s – t – g – l – d ünsüz sesleri, iç ses olarak i – a – e – ı – o ünlü sesleri kullanılmıştır.
       Dördüncü kıtada kullanılan aynı ve birbirine yakın ünlü ve ünsüz  seslerin, diğer kıtalarda kullanılan seslerle aynı olması ve hem dizelerin kendi içinde, hem de çapraz olarak dizeler arasında kullanılması ve kıtalarda da aynı ses benzerlikleriyle güçlü ve musiki sezgisi yaratan ses uyumunun sağlanmış olması şiirde derin anlam oluşturmuştur. Bu haliyle okurken zevk veren bir şiir dili meydana gelmiş, şiirde biçimin oluşumuna da etkisi olmuştur. 
       Şiirde, mısraların kendi içindeki ses uyumu, aliterasyon ve asonans şiiri zenginleştirirken, estetiksel, biçimsel ve şiir dili bakımından da farklı bir güzellik katmış, musiki havası vermiştir. Mısraların çapraz ses uyumu da dikkat çekicidir. Sürekli tekrarlar şiire ses zenginliği vermekte, güzel bir uyum sağlamaktadır.
       Şiirde yabancı ve anlaşılamayan kelime kullanılmamıştır. Şairin, halk arasında bilinen ve tanınan kelimeler kullanması dikkat çekicidir. Şiirde kullanılan “zulüm” kelimesi işkenceyi ifade etmektedir. Hicrân; ayrılık, sükut; susma, sessiz kalma, murat; istek, dilek, arzu, büyü;başkalarında bulunmayan olağanüstülük. 
       Görüleceği gibi şiirde bir sadelik vardır. Aynı zamanda duygusal yoğunluk ve şiirin bütünü içinde ele alınması gereken ahenk dikkat çekicidir. Bu da şiire genel olarak bir musiki havası vermektedir. Şiirdeki musiki sezgisi, müzikteki ritim gibidir. Nasıl ki, müzikte ritim düzenli tekrarla sağlanıyorsa, şiirde de ritim ünlü ve ünsüz seslerin düzenli bir şekilde tekrarı ile sağlanmaktadır. Bu bir ustalık işidir. Her şair şiire bu düzeni veremez. Zaten bir şiirde bu düzeni mükemmel olarak sağlayabilen şaire iyi şair diyoruz. Şiirde ritmin kurulmasını sağlayan öğelere baktığımız zaman nazım birimi, vezin, uyak ve seslerin ustaca kullanıldığını görüyoruz. 
       Her kıtanın dördüncü mısrasında tekrarlanan h – c – r – n – s – t – g -  l – d ünsüz ve i – a – e – ı – o ünlü seslerinin ritmi artırdığı görülmektedir. Bu seslerin mısraların kendi içinde ve çapraz olarak aliterasyon şeklinde ve asonans şeklinde dördüncü mısralarda bütün halde yinelenmeleriyle meydana getirdikleri uyum musiki ritmini güçlendirmekte, şiiri daha zengin göstermektedir. 
       Şiirde bir ahenk vardır. Şair, şiirdeki ahengi birbiriyle uyumlu sesleri belli bir ritimle bir arada toplamasıyla sağlamıştır. Şiirde ahengi sağlayan ses ve ritim unsurları olan kafiye (uyak), redif, aliterasyon, asonans ve ölçü birbiriyle uyumlu bir şekilde kullanılmıştır. Bu özellikler şiiri güçlendiren unsurlardır. 
       Şiirdeki dil gündelik konuşma dilinden farklıdır. Şair, seçtiği kelimelerle güzel ve uyumlu bir dil oluşturmuş ve günlük dilden bağımsız ve özerk mana dili meydana getirmiştir. Keder, zulüm, büyü, hicran, murat, gönül, neşe, yersin, nefes, son kelimeleri şiirde farklı bir anlam ifade etmektedir. Bu farklılık şiir dilinde ortaya çıkan bağımsız ve özerk bir anlam ile şiire yansımakta, kullanılan farklı mecaz ile gönlümüzü fethetmektedir. 
       Şiir dili imge (tasvir) ile meydana gelen farklı bir dildir. 
       Hicran Saati şiirinde dil, geleneğin örneğini de bize göstermektedir. Bu farklı dil, şiiri içerik ve biçim olarak zenginleştirmektedir. 
       Şair, şiirin kendi içinde dengeli bir bütün oluşturmuş, süslü kelimeler kullanmaktan kaçınarak neyi vermek istiyorsa en yalın haliyle sunmuştur. Devrik cümleler kullanılması şiirdeki öz’ü değiştirmemiştir. Bu özelliği bile şiirin içerik ve biçim olarak zenginleşmesini sağlamıştır. 
       Günlük dilin yapısal değişiklikleri, özellikleri, şiirdeki sözseldizimin meydana getirdiği vurgu ve yapı itibariyle şiirdeki biçimi etkilemiş görünmektedir. 
       Her şiirde farklı bir dil, bu dilin meydana getirdiği bir biçim söz konusudur. Sözcüklerin yüklendiği anlam yapı itibariyle herkesin anlayabileceği bir dildir. Bu da şiirin biçimini etkilemiştir. Şair, duygu ve düşüncelerini ifade etmek için güzel ve etkili bir şiir dili oluşturmuş ve öyle bir yapı oluşturmuştur ki, iç dengede okuyucunun direk yüreğine hitap eden en etkili ve en kısa yolu bulmuştur. Bu, şiirin dili ve sözcüklere yüklediği anlam ile imkân bulmuş, şiirde bu şekliyle biçimlenmiştir. 
       Şiirde biçimi oluşturan şairin dünyaya bakış tarzıdır. Şairin iç dünyası biçimin oluşmasını zorlayan unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. 
       Genel olarak şiirlerinde devrik cümle kullanan şair, gelenekçi yapısıyla dikkati çeker. Ancak o, geleneği çağdaş şiir anlayışı tarzında ifade etmektedir. 
       Şiirlerindeki ana tema aşk, sevgili, kavuşmak, ayrılık, hüzün, geçmişe özlem, hasret, sitem ve kederdir. 
       Şairin şiirlerinde aruz veznini de başarılı bir şekilde kullandığı bilinmektedir.