• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Ahlakın Şiire Yansıması

AHLÂKIN ŞİİRE YANSIMASI       

 

     [Şiirdeki müstehcenlik konusunda yaptığım araştırmalar beni hayretler içerisinde bırakmıştır. Meğer bu milletin değer verdiği, kutsal saydığı hasletlerin yozlaştırılması için edebiyat ve onun olmazsa olmazlarından şiir öyle korkunç boyutlarda kullanılmıştır ki. Türk edebiyatçılarına düşen görev bu tür ahlâksız örnekleri edebiyatımızdan temizlemektir.]

     Türk kültürünün erozyona uğrayarak kültür emperyalizminin pençesinde eridiğini görüyoruz.

     Son zamanlarda popüler kültür olarak günlük konuşma dilimize giren ve daha çok görüntülü medya’da her gün evimize konuk ettiğimiz, milli birlik ve bütünlüğümüzü zedeleyen, bizi öz benliğimizden uzaklaştıran ve anlamakta zorlandığımız kelime ve deyimler ile davranış biçimleri Türk kültürüne zarar vermekte, Türk dilini yabancı kelimeler karşısında eritmektedir.

     Aşağıdaki Medeniyet isimli şiir, bugün içinde bulunduğumuz kültür dayatmasının neticesinde ne hale düştüğümüzü göstermesi açısından önemlidir.

 

Adab-ı muaşeret kaldı mazide

Türk’ ü ayırdılar özünden, kaldı hayalde

Özüm mahkûm edildi medeniyete  
 

Bağımız bahçemiz bozguna uğradı, heyhat!

 

Aynı dili konuşamıyoruz dedem ile

Bir başkadır düşüncemiz babam ile

Akşam olunca sus pus televizyon ile 

Sustuk, yabancılaştık, şaşkına döndük

Kültürümüze yabancı, ele döndük.

                                    Çelebi Öztürk

     Kültür emperyalizminin kardeş grupları sayılan özel televizyon yayıncılığı, dergi ve gazete yayıncılığı, müzik yayıncılığı v.s. yayınların son zamanlarda birbiriyle adeta yarış edercesine yayın  yaptıkları görülmektedir.       

     Son zamanlarda TRT ve özel televizyon programlarının yerli program yapmada yarışa girdikleri sevindirici olsa da, yapılan Programların içeriğinin birebir Avrupa kültürünü dayatmaya çalıştığı da acı bir gerçektir. Bu yayınlarda kullanılan dil, Türkçe’ ye yabancıdır. Millete yabancıdır. Kullanılan isimlerin ilâhi yaratıcı Allah’ ın isimlerinin seçilerek alay edilir halde sunulması, çocukların anne, baba ve diğer büyüklerine isimleri ile hitap etmeleri, su yerine sürekli alkol tüketiminin adeta özendirilmesi, öğrencilerin Türk okullarında verilen eğitime tamamen zıt davranış biçimleri sergilemesi kültürümüzün nasıl bir dayatmaya tabi tutulduğunun gösterilmesi açısından önemli örneklerdir. 

     Türk aile yapısına ters aile içi davranışlar, birçok televizyon programında mafyacılığı özendiren filmlerin özellikle çocukların gelişimini olumsuz etkilediği bilinmektedir. Türk kültürüne zıt konuşmalar, davranışlar, gelişmekte olan genç beyinlere kötü örnek olmaktadır. Dallas dizi filmini aratmayan bu yayınlar aile ve çevreye karşı davranış bozuklukları yaratmakta, öncelikle ahlâkımızı olumsuz etkilemektedir.

     Geleceğimizi teslim edeceğimiz bu çocuklarımızın şimdiden ahlâksız birer fert olarak yetiştiklerini düşünmek beni huzursuz ediyor.

     Bu çocuklarımız gelecekte çeşitli rolleri üstlenecek; kimi baba, anne, doktor olacak. Kimi topluma yol gösterici, örnek şahsiyet olarak yerini alacak, şair, yazar v.s. sanatçı kimliğine bürüneceklerdir. Şair, yazar ve sanatın diğer dallarında görev üstlenen insanların toplumun her kesimini etkiledikleri şüphesiz bir gerçektir.

      Kurtuluş Savaşında Mehmet Akif Ersoy’ un üstlendiği görev bu düşüncemizi destekleyen örnek bir davranış biçimidir. Kültür emperyalizminin etkisinde kalmış ve ahlâkı erozyona uğramış bir toplumda yetişen sanatçılarda bunların olumsuz etkileri görülecektir.

     İsmet Zeki Eyüpoğlu’ nun derlemesinden bu tezimize bir örnek: 

Tağşan gider ekine

Gulakları dikine

Bal mı sürdün g......ne

Tatla geldi s...me (1)

    İçimizdeki düşman televizyon programlarıdır! Çocukları bu zararlı yayınlardan korumak çok zor olsa da başarmak için uğraşmakta bu millete borcumuz olmalıdır. Şüphesiz en büyük görev aileye düşmektedir.

         Her türlü ahlâksız davranış ve düşünce biçimi şiire de yazıya da yansır.

     Sait Halim Paşa “İnsanın Hareket Noktasını Çizen Ahlâktır.” İsimli yazısında; “ İlmi kazançlarımız ancak ahlâki noktalarımızı giderebileceğimiz derecede faydalı olacaktır. Aksi takdirde ilmimiz, kötü temayüllerimizi teşvik edip artırmaktan ve zararımıza sebep olmaktan başka bir işimize yaramayacaktır. İnsanın hareket yolunu çizen, akıl bilgisinden daha çok ahlâkıdır. Azim ve iradesinin azlığı sebebiyle hayatta başarı elde edememiş olan bir kimse bu noksanlığını örtmeye ve gizlemeye çalışır. İftira eder ve haksızlıklara hedef olduğu iddiasında bulunarak hayalî suçlar uydurur.

     Elhasıl, ferdin hareket yolunu çizen, fiil ve işlerini ona teşhir eden ruhi ve içtimai intizam, yani ahlâkıdır. Zekâ ve bilgisi ancak ikinci derecede tesir sahibi olan vasıtalardır. “

     Sait Halim Paşa’ nın, ahlâkın, çeşitli dayatmaların neticesinde toplumların ve/veya fertlerin ne hale düşeceğini gösterdiği bu düşüncenin özünde, bugün içinde yaşadığımız toplumun tipik örneğini görmek mümkündür.  Böyle bir toplumdan çıkacak olan şair, yazar ve sanatçıların nasıl düşünecekleri, nasıl davranacakları, eserlerinde savunacakları duygu, düşünce ve görüşün ne olacağı hakkında da fikir edinmemizi sağlamaktadır.

     Azmi, iradesi, bilgisi, yeteneği bulunmayan insanların acizliğini örtbas etmek için gayriahlâkî söz ve davranışları ile gündeme nasıl geldiğini, şan ve şöhret sahibi olduğunu, bu yollardan para kazandığını görüyor ve biliyoruz.

     [Gayriahlâkî sözleri, gerçek anlamda serbest tarz şiirlerin yanından dahi geçmeyen düz yazıları (nesir)  şiir diye satan sözüm ona şairler olduğu gibi, bunlara paye veren yayınevleri ve okuyucu kitlesi de bulunduğu müddetçe, ahlâksızlığı şiirleştiren ve “ şairim” diye geçinen çok “ şair müsveddesi” türeyecektir bu ülkede.]

        Ahlâk erozyonunun başka bir örneği aşağıdaki mani’ de görülmektedir.

Gel gidelim ekine

Karlı dağlar içine

Benimkini k…m

Seninkinin i…e (2)

     Kimin tarafından söylendiği belli olmayan ancak, Türk Edebiyatında yer alan, onun mihenk taşlarından şiirin bu kötü amaç uğruna kullanıldığını görmek kültürüm adına beni utandırmakta, rencide etmektedir.

     Şiirdeki müstehcenlik konusunda yaptığım araştırmalar beni hayretler içerisinde bırakmıştır. Meğer bu milletin değer verdiği, kutsal saydığı hasletlerin yozlaştırılması için edebiyat ve onun olmazsa olmazlarından şiir öyle korkunç boyutlarda kullanılmıştır ki. Türk edebiyatçılarına düşen görev bu tür ahlâksız örnekleri edebiyatımızdan temizlemektir.

     İçinde yetiştiğimiz kültürün korunması ve geliştirilmesi ahlâki ve vicdani borcumuz olmalıdır. Bu çerçeve de şiirlerimiz toplumu aydınlatmalıdır. Türk kültürünü yozlaşmaktan kurtarmak için bu gereklidir.

       Bu millete karşı kalemimizden dolayı sorumlu olduğumuzu unutmayalım.

                      Şair

Şiir edebi sultandır, şair edepli ise

Yaladığı mürekkep kaleminden fışkırır kanı asil ise

Edepsiz şair çıplak kral gibidir, boşa lakırdı eder

Nefsine ram olmuş mendebur yazdığına şiir der!

                                                                  Çelebi Öztürk  
_______________________

(1-2). İsmet Zeki Eyüpoğlu, Karadeniz Aşk Türküleri, s. 129, Aday Y. Eylül 197