• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Allah (c.c) ve Kur'an-ı Kerim ile Alay Edilmesi

Allah (c.c) ve Kur’an-ı Kerim İle Alay Edilmesi

Son zamanlarda İslam’a yönelik karalama kampanyaları, Allah’ı ve Kur’an-ı Kerim’i aşağılayan, alay eden söz, yazı ve resimlerin özellikle sosyal paylaşım siteleri üzerinden paylaşılması moda oldu. Özellikle IŞİD’in yaptığı katliam görüntülerinin ‘İslam adına’ yapılıyormuş gibi sunulması, Müslümanlara yakışmayan hâl ve hareketlerin günümüzde yaygınlaşması, dini aşağılayan söz ve yazıların yaygınlaşmasına neden oldu.

Geçtiğimiz günlerde sosyal paylaşım sitelerinden birinde bir paylaşım gördüm. Bir sahilde, şişman ve çıplak bir kadın bir erkeğin üzerinde… Resmi paylaşan kişi şöyle bir not düşmüş (yazıyı aynı punto da düzeltme yapmadan veriyorum) “BANA KALIRSA AKSİNİ YAPIN MARMARİS'E GİDİN;''ALLAHIM BEN CENNETE Mİ GELDİM ? DİYECEĞİNİZ YERLER DE VAR, ÖRNEĞİN İÇMELER DE GEÇİRECEĞİNİZ 1 HAFTA SİZE 1 YILLIK MORAL OLARAK GERİ DÖNEBİLİR. CENNETTE Kİ HURİLERİN ÇOĞU BURAYA GELİP GİDİYOR, HABERİNİZ OLSUN (K.Ö.).”
 
Bu paylaşımı yapan kişi, vilayetlerimizden birinde eğitimci, şair, yazar ve gazeteci sıfatlarıyla tanınan, benimde şahsen tanıdığım, sohbet ettiğimiz bir zat. Resmin altında şu yorumu yaptım: “….. Bey, şu görüntünün cennetteki Huri ile karşılaştırılmasını eseple kınıyorum. Çok çirkin bir benzetme. Siyasi düşüncemiz ne olursa olsun öncelikle Kur'an'a saygı duymalıyız. Kur'an da geçen Ayetlerin pis görüntülerle karşılaştırılması affedilir gibi değil. Ve tabii sonra da Müslüman olarak kutsal saydığımız değerlere saygı duymalıyız.”
 
Benim bu tepkim üzerine H. T. İsminde bir bayan ve M. S. İsminde bir erkek hemen yorum yaptılar. H. T. şöyle diyor; “Cennette huri serbestse ne farkı var ki bu görüntüden?” M. S.’nin yorumu; “Çelebi Öztürk, neden Kur anın korumacılığına soyunuyor? Bırak Allah kendi kur anını kendisi korusun, demekki kur an kendisini koruyamıyor, bunlar islam dinini hukukla korumaya alıyorlar, yani işine gelmedi mi hemen şiddet! diş göstermeler, hani kendisi dinden anlasa da neyse” M. S’nin yorumu: “Boşuna bu zır cahillere söz anlatıyoruz H… Hanım, baksana adamlar bilimden zerre kadar haberleri yok, bırak ta allahları kur anlarıyla başbaşa kalsınlar, füzelere yem olsunlar, allahları, bunların başına yağan füzelerden korumuyor, tüm müslüm et yığınları teknoloji efendilerinin uşağı olmuş, bu zavallılar daha bunu anlayacak yaşa gelmemişler....” (yazılar, imlâ düzeltmesi yapılmadan aslında olduğu gibi verilmiştir)

Kur’an-ı Kerim’in buyruğuna göre, önce güzellikle anlatmamız gerekiyor. Nitekim ben de bunu yaparken hem Kur’an-ı Kerim’den hem de günümüzden örnekler verdim. Ancak hemen belirtmeliyim ki, Kur’an ile alay edilmesi iman konusunu gündeme getirmektedir. Nitekim Kur’an’ın, Allah’ın koruması altında olduğuna inanmak iman esaslarından biridir. Allah (c.c), Kur’an-ı Kerim’i kendisinin koruduğunu, Onun kelimelerini dahi kimsenin değiştiremeyeceğini kendisi söylüyor. İşte Kur’an’ın korunduğuna dair bazı Ayetler:
 
Allah (c.c), Hicr Sûresi 9. ayeti kerime de şöyle buyuruyor: “Kur’an-ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.”
 
Enam Suresi 115. ayeti kerime de “Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
 
Hâkka Suresi:  43, 44, 45, 46, 47. Ayetlerde yine aynı konu anlatılmaktadır. “ (O Kur’an), Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.” “Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı,”  “Elbette onu kıskıvrak yakalardık.” “Sonra onun can damarını koparırdık.”, ”Hiçbiriniz buna mani de olamazdınız.”
 
Fussilet Suresi 42. Ayette; “O, eşsiz ve pek kıymetli bir kitaptır. Öyle bir kitaptır ki batıl, ona ne önünden, ne ardından, hiçbir taraftan yol bulamaz. O hâkim ve hamid olan Allah tarafından indirilmiştir.”
 
Bu mübarek sözler 1400 yıllık tarihi bir vesikadır. Allah (c.c), bu ayetleriyle Kur’an’ın hiçbir şekilde bozulmayacağını, keyfiyetten uzak kalacağını Zatının sözleriyle garanti ediyor.  Kur’an’a iman, Onun korunduğuna dair sağlam delillerden emin olunmasıdır. Onu hiçbir gücün değiştiremeyeceğini, bundan şüpheye düşen akılsızların ise gaflette olduklarını söylemek doğru bir tespittir. O halde Kur'an'ın, insanların ve yasaların korumasına ihtiyacı yoktur. 1400 yıldır Kur'an'ı değiştirmeye çalışan fasıklar bunu başaramamışlar.
 
İki türlü insan vardır; inançsız olan, inandığı halde şüphe de olan. Bunların ikisi de aslında imanları olmayanlardır ve Maymundan geldiklerini iddia ederler. Bunlarda akıl, fikir yoktur. Çünkü hayvan gibi içgüdüleriyle hareket ederler. Dolayısıyla hayvan gibi yaşarlar; sokakta uluorta öpüşürler. Kumsalda herkesin gözü önünde sevişirler. Eşlerini değiştirirler. Kızlarıyla, gelinleriyle, kardeşleriyle, öz analarıyla ilişkiye girerler. Kadınları bırakıp erkeklere yönelirler (Homoseksüellik). Günümüzde yaşanan bu örnekler çoğaltılabilir.
 
Allah, insanı en üstün özelliklerle şereflendirmiş, bunun karşılığında insana bazı sorumluluklar yüklemiştir. İnsanların kulluk görevini ifa etmesini istemiştir. Şüphesiz bu sorumlulukların neler olduğu indirilen kitaplarda açıkça yazılmıştır. Bunları tebliğ görevi ise Peygamberlere verilmiştir. Konu itibariyle bizi ilgilendiren kısmı ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e gönderilen Kur’an-ı Kerim’dir. Allah tarafından Hz. Muhammed’in son peygamber, Kur’an’ın da son kitap olduğu buyuruluyor. Buradan bazı milletlerin helak edileceği anlamı çıkarılabilir mi? Şüphesiz ki, Kur’an’dan uzaklaşma, Allah’ın emir ve yasaklarına uyulmaması, alay edilmesi, küfür edilmesi, kötü ahlakın yeryüzünde hâkimiyeti, adaletsizlik, devlet malına karşı hırsızlık gibi v.b. kötü şeylerin yeryüzündeki tecellisine bakmamız gerekir. Allah’ın emir ve yasaklarından uzaklaşan ve uymayan kavimleri Yüce Allah Kur’an’da uyarmıştır.
 
“Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler” (Araf,7/34).
 
“ Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor.”(İsra,17/58)
 
“Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler”(Yunus10/44) 

“Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız (Yunus,10/13)

“Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. (Araf,7/96)

"Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o kavmine şöyle demişti: 'Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz” (Neml 27/ 54, 55)

“Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz”(Araf,7/182).

“Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur” (Ra’d 13/11)

“Biz zulmetmekte olan nice memleket halkını kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka toplumlar meydana getirdik.” (Enbiya,21/11).

Ayetlerden anlaşılacağı üzere Yüce Allah, merhamet sahibidir ve insana zulüm yapmaz. İnsan, ancak kendine zulüm eder. Demek ki, insanlar Allah’ın emir ve yasaklarına uyarak durumlarını düzeltmedikleri müddetçe Allah’ta onlara zulüm eder. Kavimlerin helak edilmesinin nedenleri bunlardır.  Kavimler, kötülükte birbiriyle yarışmak, haksızlığın ve adaletsizliğin yayılması neticesinde kendilerini Allah’a iman etmeye, O’nun emir ve yasaklarına uymaya davet eden Peygamberlerle alay etmeleri ve açık bir delille kendilerini doğru yola davet etmelerine rağmen onları yalancılıkla suçlayarak zulüm etmeleri sonucunda helak edilerek zulüm yaşamışlardır.

Bugün yeryüzünde yaşayan ve Allah'a inanmayan ve Kur'an ile alay eden, ahlaksızlığın her türünü rahatça yaşayan ve yayan fasıklar, geçmişte helak olan topluluklardan farksızdır. Kendilerine, o tertemiz Ayetler okunduğu zaman korkarlar ve hemen saldırıya geçerler. O fasıklar, Allah’ın buyurduğu gibi, dünyanın sahte nimetleriyle zevk ve sefa içinde yüzerler. Eğlenirler. Hâlbuki onlar cehennemin dibinde zakkum ağacını yiyecek, kaynar su ile karınlarını doldururken bağırsakları patlayacak olanlardır.

O fasıklar istediği haltı yesinler. Kendilerini bilgili, âlim sansınlar. Ancak kendilerini aldatırlar. Çünkü onların bildiği, hayvanların içgüdülerindekinden başka şey değildir: Yer içer yatarlar. Kendilerini âlim sanırken, Müslümanları zır cahil ilan ederler. İki satırı bir araya getirip yazamazlar. Kurdukları cümleler beyinleri gibi karmaşık, düşük ve seviyesizdir. Cümle kurmaktan aciz yaratıklardır. Kendi bilgisizliklerinin bilim olduğunu sanırlar. Hâlbuki Allah (c.c), Kur'an'ın bizzat akıl ve bilim kitabı olduğunu söylüyor ve okunmasını emrediyor ki, "Belki öğüt alırlar" diye buyuruyor. Tabii öğüt alabilmek için düşünecek akıl olması gerekir. Teknolojiyi Kur'an'dan ayrı düşünenler, Kur'an'ı anlamamış olanlardır.

Allah, (16/Nahl suresi 40. ayet) şöyle buyuruyor: “Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir.” Umulur ki, fasıklar, Kur’an-ı okuyarak ders alırlar.

Şüphesiz fasıkları hâl ve davranışlarıyla tanırız. Ancak fasık oldukları halde ibadet ediyor gibi görünen ve bozgunculuk yapanları tanımamız mümkün değildir. Peygamber (s.a.v.)’in yanında iman etmiş gibi göründükleri halde iman etmeyen, içlerinden alay eden, düşmanlık eden ve fırsat kollayan fasık ve müşrik olanlarda vardı. Allah (c.c), Muhammed Suresizinin 30. Ayetinde şöyle buyurdu; “Dilersek biz onları sana gösteriverirdik de kendilerini bütün simalarıyla tanırdın. Muhakkak sen onları lakırdılarının edasından tanırsın! Allah ise bütün yaptıklarınızı bilir!” Allah (c.c) ve Kur’an ile alay eden bu fasıkları, Allah’ın buyurduğu gibi alaylı sözlerinden, ağızlarından köpük halinde saçılan küfürlerinden tanıyoruz. Onlar, dünyanın nimetleriyle gönüllerini hoş tutmaya çalışıyorlar. Allah’ı, Kur’an-ı inkâr ediyor, Resulünü alaya alıyorlar. Allah (c.c), Muhammed Suresinin 36. Ayetinde şöyle buyuruyor; “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir!”

Sosyal paylaşım sitelerinde ve diğer yayın organlarında yayınladıkları bu ve buna benzer küfür mesajlarıyla Allah’a zanda bulunan, Allah’ın kesinlikle yasakladığı davranışlardan, uzak durmasını emrettiği kötü fiilleri işleyen, bu ameli kötü güruhu Allah lanetlemiştir. Allah, Bakara Suresinin 13. Ayetinde bunları fesat ve bozguncu olarak tarif eder. Bunlar düşünemeyen beyinsiz varlıklardır. Bunlar, Allah’ın buyurduğu gibi sağır, dilsiz ve kör olanlardır. Ancak Allah’ın kanunu fasıklar tarafından değiştirilemeyecektir.

Allah’ı ve Kur’an-ı inkâr eden, Resulleriyle alay eden fasıklar sadece kendilerine zulüm etmekle kalmıyorlar. Aynı zamanda yoldan çıkardıklarının da veballerini yükleniyorlar. Onları Allah lanetlemiş, hayvan gibi duygusuzlaştırmış ve kör etmiştir. Fasıklar, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmazlar. O indirilenleri, zevk, eğlence, yiyip içmek gibi şeylerden alıkoyduğunu düşünürler. Onlar, Allah’ın hoşnutluğunu istemeyen fasık, müşrik ve kâfir olanlardır.

Allah (c.c) Bakara Suresi 90. ayette şöyle buyuruyor; “Haberiniz olsun ki, Allah size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlar