• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Paygamber (s.a.v.) Kâinatın İftihar Tablosudur

Peygamber (s.a.v.), Kâinatın İftihar Tablosudur.

Geçtiğimiz günlerde idrak ettiğimiz Berat Kandili’nin önemini, Peygamber (s.a.v.)’in, Allah (c.c.) tarafından görevlendirilen bir uyarıcı ve müjdeci olarak önemini ve yaklaşmakta olan Ramazan-ı Şerif’in önemi ve insanlığa kazandırdıklarını anlamamız gerekir. Kâinatın iftihar tablosu Peygamber (s.a.v.) Efendimize sonsuz salât-ü selam olsun. Gufranla ufkumuzda tüllenen bu kutsal ayda Berat Kandili’ni idrak ettik. Bu gufran gecesinde Allah(c.c.)’a el açarak yalvardık. Günahlarımızın affı için dua ettik. Âlemlerin Yaratıcısı O Gafur ve Rahim olan Allah (c.c.)’tan mağfiret istedik. Berat Kandil gecesi değişik isimlerle anılır: “Mübarek, Beraet, Rahmet, Berae veya Sakk.” Bu isimlerle anılmasının farklı nedenleri vardır. Bu gecenin bereket getirmesi ve kalbin, feyzinden ilham alması, günahların affı ve temize çıkma, ihsana kavuşma, Salih kulların seçilmesi… Bu mübarek gecenin 5 özelliği vardır ki, bunların bilinmesinde fayda vardır.

1-     Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
2-     Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması 
        amacıyla Allah (c.c.) tarafından melekler gönderilir.
3-     Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
4-     Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
5-    Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı 
        verilmiştir.”

Berat Kandilini geride bıraktığımız şu günlerde, bu mübarek gecenin kutlandığı gün olduğu gibi, halen içinde bulunduğumuz şu günlerde maneviyatımızın dejenere edilmesine yönelik bir asimile hareketi yürütülmektedir.

Dışarıya baktığımız zaman gayri ahlaki görüntülerin utancı ile yüzümüz kızarırken, müstehcenliğin giyim tarzı da başta olmak üzere her tarafı kuşattığı bu günlerde, yolda yürümekten adeta kaçıyoruz. Edep ve hayâ duygularından yoksun bir gençlik yetişiyor. Allah (c.c)’a çok şükürler olsun ki, edep ve hayâ duygularıyla donanmış, Müslüman gençliğine yaraşır hasletlerle yetişen, hayırlı işler peşinde koşturan sizi gibi gençlikte var.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in buyurduğu gibi “Hayâ imandandır.” Allah (c.c.)’tan korkan, Peygamber (s.a.v.)’e biat edenlerin kurduğu yapı asla bozulmaz ve yıkılmaz. Çünkü temelinde ahlak vardır. Bu yapının temelinde tevhid inancı vardır. “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim,” diye buyuran Resul-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’in izinden gitmemek gaflettir.

Mübarek gün ve gecelerde pek çok eğlence mekânları açık. Su gibi içki tüketiliyor. Allah (c.c) ve Resul-ü Ekrem (s.a.v.) zikr edilerek anılması ve ibadet ile geçirilmesi gereken bu günlerde gaflet uykusunda olan insanlar haram ve günahı birlikte işliyorlar. Gençlik uyuşturuluyor. Pervasızca günah batağına itiliyor. Bu yoldan para kazanan, zenginliğine zenginlik katan imansızların tuzağında zelil oluyor. Hayâsızlık toplumda yayıldıkça bundan nemalanmak isteyenler artacaktır. Buna göz yumulamaz. Buna göz yummak, gençliği ateşe atmak demektir.

Ramazan-ı Şerifi idrak etmemize sayılı günler kala Müslümanları uyarmak görevimizdir. Ramazan ayını Müslümanlığa yaraşır şekilde yaşamak Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Sünneti seniyesine icabet etmektir. Bu mübarek ayın tüm insanları kötülük yapmaktan, günah işlemekten, her türlü çirkinliği ve yanlış işleri yapmaktan alıkoyacağını, insanların başta beden sağlığı olmak üzere ruh sağlığını koruyacağını, ruh sağlığı bozulmuş insanları tedavi edeceğini bilmemiz ve irşad etmemiz gerekiyor. Bu mübarek ay, iyiliği, güzelliği, doğruluğu emreder. İbadet, yardımlaşma, hoşgörü gibi Allah( c.c.)’ın emirleri, Resul-ü Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’in Sünneti her türlü aşırılıktan, ruhi hastalıklardan, kötü ve fena işlerden korur.

Bu mübarek ayın, sosyal ve iktisadi olarak birbiriyle denk olmayan insanların birbirlerini anlama, birbirlerine saygı duyma, birbirlerine hoşgörüyle yaklaşmasına vesile olması, sosyal yaşamı, beşeri ilişkileri düzenleyen ve kuvvetlendiren yönü bulunması çok önemlidir. Bu vesile ile tok olanın aç olanın halini anladığı, zengin olanın fakir olana daha anlayış ve hoşgörüyle yaklaştığı, ihtiyaçların temini noktasında insanların birbiriyle yarıştığı manevi bir aydır. Bu ayın insan ruhuna vermiş olduğu şevk ve ruhani duygu başka hiçbir din de ve millette olmayan bir özelliktir. Ne mutlu bize ki, Müslüman doğmuşuz.

Ramazan ayı, sevgi, saygı, kardeşlik duygularımızı güçlendiren, insanları kurtuluşa davet eden bir aydır. Bunu anlayabilen, bu duygu ile yaşayabilen insanlar şanslıdır.  İslam âlemini bir araya getirme gücü bu ayda mevcuttur. İslam âleminde birlik, beraberlik, barış ve huzuru sağlayabilme özelliği yine bu ayın manasında vardır.

Sosyal hayatta zorunlu olarak beşeri ilişkiler kurmak zorundayız. Bu ilişkileri düzenleyen kurallar vardır. Bu kurallara uyulursa toplum sağlıklı olur. Bu kurallara uyulmazsa, ahlaki ve manevi değerler askıya alınır ve toplum düzeni bozulur. Sosyal ve beşeri ilişkiler yozlaştırılırsa bir saldırıyla karşı karşıyayız demektir.  Akif'in dediği gibi ‘hayâsızca akın’ budur. Müslümanların direk kalbine, beynine yapılan bu saldırılar, bizi öz benliğimizden, milli kültürümüzden, manevi âlemden koparmaktadır. Her türlü yazılı ve görsel basın aracılığıyla sistemli bir şekilde yürütülen bir manevi asimilasyon kampanyasının saldırısıyla karşı karşıyayız. Müslümanların tüm değerleri ayaklar altındadır. Hayat, eğlence ve günü kurtarma algısı üzerine asimile edilmeye çalışılıyor. Ahlak, fazilet, namus ve tüm insani değerler yozlaştırılarak, azgın, zevk ve eğlenceye yönelen bir gençlik oluşturulmaya çalışılıyor. Müslümanların tüm manevi ve insani değerlerine karşı bir saldırı var. Edepsizce süregelen “hayâsızca akın” var.

Cumhuriyet rejimiyle idare edilen ülkelerde açık kapalı her alan kamuya aittir. Bu çerçevede ülkemizde de kapalı ya da açık her alan kamuya aittir. Ramazan-ı Şerifi kutlamaya hazırlanırken, kamuda cereyan eden ve/veya edebilecek her türlü inanç ve değerlerimize aykırı davranışlar kamuya karşı saldırı anlamına gelir. Bu nedenledir ki, değerlerimizi dejenere etmeye yönelik bu tür saldırılara karşı koymak en doğal hakkımızdır. Gençliğimiz, bu hayasız akınlara karşı Kur’an’ın emri, Peygamber (s.a.v.) in Sünneti ile karşı koyabilir. Sokak kavgaları imanlı neslin işi değildir.

Sosyal hayatımıza karşı yapılan saldırılara ancak Peygamber (s.a.v.)’in yolunda giderek karşı koyabiliriz. Allah (c.c.)’ın buyurduğu gibi, “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın,” Ayeti kerimesi toplum olarak kurtuluş yolunu göstermektedir.