• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Satır Arasına Sıkıştırdım Sürgünü

  Nedendir, satır arasına sıkıştırdım sürgünü! Kırıkkale’nin yetiştirdiği ender insanlar bir bir sürülüyor! Bunu hazmedemiyorum. Bu insanların kendi memleketinde, kendi insanına hizmet vermesi engelleniyor. Bırakın, bu güzel kentin ekmeğiyle, suyuyla, vergisiyle ve okulunda okuyarak yetişen insanlar, bunun bedelini kendi insanlarına hizmet vererek ödesinler. Bu fırsat neden tanınmıyor, doğrusu aklım almıyor. Tanıdığım pek çok idareci bir takım iddialarla il dışına tayin edildi. Bunun ardı arkası kesilmiyor! Ben, bu insanları tanırım. Bunlar memleketini ve memleket insanını seven bürokrattır. Nereye gönderilirlerse gönderilsinler çalışırlar. Türk Bayrağının dalgalandığı her yerde seve seve görev yaparlar.   Ve hiçbir zaman istek dışı bu tayinlere sürgün demediler. Nedenini çok düşündüm. Vardığım sonuç; vatan, millet, bayrak aşkıyla dolu bir yüreğe sahip olmalarından kaynaklanıyor. Onlar bu tayinlere sürgün demiyor. Çünkü Sürgün, Osmanlı’dan kalma bir kelimedir. Ülkemizdeki her şey gibi “sürgün” kelimesi de değişti ve adı “tayin” oldu. Biz de “tayin” kelimesini kerhen kullanacağız!

     Kafamı meşgul eden başka bir soru da, bu bürokratlarımız neden bu kadar göze batıyor? Bunlar başarısız idareciler mi? Kamuoyunun aslında merak ettiği çok şey var. Fakat soracağı mekanizmayı bilmiyor. Öyle ya kime neyi soracak? Bilmediğimiz bir şey mi var?

     Sanırım son olarak Kültür ve Turizm İl Müdürü Bilecik’e tayin edildi.  Yerine atanan İl Müdürü’nün de değerli bir bürokrat olduğu söyleniyor. Kendisine başarılar diliyorum. Ancak ben tayinlere kafayı taktım bir kere. Bu nedenle de bu konuyu şöyle bir irdeleyim dedim.

     Ben Kırıkkale’de kültürel etkinliklerin hangi sıkıntılarla düzenlendiğini bilirim. Yıllarca Kırıkkale’de yaşadım. Kırıkkale’ye bir tiyatroyu getirebilmek, bir şiir dinletisi düzenleyebilmek, bir yarışma organizasyonu yapabilmek beceri ve cesaret ister! Bunları yapabilmek için ilgili dairelerden yardım almanız gerekir. Tek başınıza yapabileceğiniz şeyler değildir. Yardım alana kadar akla karayı seçersiniz. Etkinliği düzenler, ancak koltukların boş kalmasına engel olamazsınız. Başta Sayın Vekiller ve bürokratlar gelmez. O zatı muhteremler gelmeyince alt kademedeki görevliler gelmez. Kim kaldı geriye? Geçim derdiyle inleyen, sinemayı, tiyatroyu, şiiri, velhasıl sanatın her kolunu çoktan unutmuş, ancak rüyalarında gören vatandaş!  Şimdi kültürel etkinlik yapıyorsunuz ama salonu dolduramıyorsunuz. Kim suçlu? Olmaz efendim! Kültürel etkinlik düzenliyorsanız salonu da doldurmak zorundasınız. Dolduramıyorsanız veya ufak tefek aksaklık yaşanıyorsa veya izleyen memnun kalmamışsa – ki herkesi memnun edemezsiniz – o koltukta oturmaya da hakkınız yoktur. Bunları geçelim. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nün görüntüsü nedir öyle? Aman aman! Boyaları çatlamış, sararmış. Derhal boya badana ister. Yoksa gazeteler yalan haberi manşet yapar! Tahminen iyi bir boya badana beş yıl gider. Şöyle böyle yapılmış bir boya birkaç yıl… Yahu kardeşim bunları yaptıramıyorsan o koltukta oturmaya hakkın yoktur!

     Bakın sevgili okurlar, bir Bürokratı suçlamak ne kadar kolay görüyorsunuz değil mi?

     Dedim ya, satır arasına sıkıştırdım tayini! Biri beni ikna etmedikçe de kafam orada takılı kalacak. Satır arasına bir hikâye sıkıştırmak istiyorum. Birden aklıma geldi. Yıllar önceydi. Yanlış hatırlamıyorsam 1986 yılıydı. Ankara’da bir kurumda Şube Müdürü olarak görev yapan bir arkadaşımla Kırıkkale’de Cumhuriyet Caddesinde geziyoruz. Bir ara bana döndü ve dedi ki, “ 700 milyona bir ihale yapmıştım. Sonuç ne oldu merak ediyorum. Ankara’yı arayıp öğreneyim. Hemen bir ankesörlü telefondan kurumunu aradı. O telefonda konuşurken renkten renge girdiğini gördüm. Konuşmayı bitirip ahizeyi yerine koyduğunda, “ n’oldu?” diye sordum. “ İhale iptal edilmiş. İş 1.600 milyona ihale edilmiş! Benim hemen Ankara’ya gitmem lazım.” Bu arkadaşımı Ankara’ya gitmek üzere otobüse bindirdim. On beş gün sonra önüne haritayı koydular!

     Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nün çok büyük bütçesi yok sanıyorum. Bu kuruluşun başında bulunan bürokrat mali işlerle uğraşan idareci değildir. Böyle bir nedenden dolayı tayin edilmesi mümkün değil. Böyle bir düşüncemiz olmadığı gibi, böyle bir nedenden dolayı herhangi bir kuruluşu, temsilcisini ya da kimseyi suçlamak doğru da değil. Böyle bir niyetimizde yok zaten. Bizim merakımız ve öğrenmek için bizi zorlayan neden,  tecvit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önüne konan harita’nın anlamı nedir? Bunu kamuoyu merak ediyor ve cevabını ilgililerden bekliyor.

     Aslında bu bürokratın tayini yeni gündeme gelmiş değil. 2007 yılında masaya yatırılmış bir konu. Bir gün, bir yerde üç beş kişi bir araya gelir ve kendi kafalarınca bürokratın görevden alınmasını kararlaştırır. Bunlar siyasi konjöktürde söz sahibi insanlar değil! Tabiri caiz ise “kıytırık” insanlar! O yıllarda n’olduysa birileri tarafından masaya yatırılan bu talep gecikti. Evet, 2009 yılına kadar gecikti ve birden hatırlandı. Belki o zaman şartlar uygun değildi. Şimdi hangi şartlar değişti de birden gündeme alındı açıkçası merak ediyorum.

     Dedim ya kafama takıldı ve satır arasına sıkıştırdım tayinleri! Bu bürokratları tanıdığımı söylemiştim. Yolda karşılaştığmızda selamlaşırız, o kadar. Başka bir hukukumuz yoktur. Ancak kim olursa olsun, eğer Kırıkkale’nin yetiştirmiş olduğu bir bürokrat rahat bırakılmıyorsa, o zaman niye kardeşim, diye sormak hakkımızdır.

      Bahsedilen bürokrat fazla ortalarda gözükmez. Yani alışılmış bürokratların dışında işinden çıkar birkaç dostuna uğrar veya arkadaşlarıyla bir hafta sonu kahvede okey oynar, sonra evine… Akşamsefalarında göremezsiniz. Resmi olmayan yemekli toplantılarda göremezsiniz. İçki masalarında göremezsiniz. Eğlenirken göremezsiniz. Çok yakışıklı bir adam değildir belki. Belki tipi itici gelebilir. Sigarasını çekişi, konuşması v.s. Ama bunlarda tayin için gerekçe değildir! Rahmetli Kemal Sunal gibi, “Ne!” diye soruyorum. Bunu soranlar çok çünkü.

     Siyasi erk’e şunu tavsiye etmek istiyorum: Bugün çevrenizde yer alan insanların gerçekte kimin dost, kimin yalaka takımından olduğunu anlamanız güçtür. Ayağınızı yere sağlam basmalısınız. Bugün çevrenizde yer alan birçok insan, daha önce de sizden önceki siyasi erkin arkasında el pençe divan duruyorlardı. Bunların işi budur. Bu takım, Kırıkkale için proje üretmez. Kırıkkale insanının işsizliği bunların umurunda değildir. Kırıkkale insanının açlığı bunların umurunda değildir. Kırıkkale insanı parasızlıktan hastaneye gidemiyormuş, kışın odun kömür alamıyormuş, Ramazan ayında iftarını açacak çorba bulamıyormuş, bunların umurunda değildir. Bugüne kadar da hiç olmamıştır. Şimdi buradan hareketle yanınızda gezen yalaka takımlarını hemen teşhis etmeniz zor olmayacaktır. Sizden kim iş istiyor? Sizden kim tayın istiyor? Hangi ihale için aracı olmanızı istiyor? Şunu al, yerine bunu getir diyen kim? İşte bunları yakın takibe alın. Koltuğunuzu kaybettiğiniz zaman bunları yanınızda bulamayacaksınız. “Düşmanları dost edinmek için, dostlarınızı (Kırıkkale halkını) küstürmeyin. Bir gün onları da bulamazsınız.”