• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

İçimiz Yanarken

 Askere giden herkes bilir; silah eğitimleri yetersizdir. Bunun nedeni eğitim verenlerin bu eğitleri önemsememeleri, günü kurtarma düşüncesinden kaynaklanır. Başka bir nedeni, “toprakçılık!” tır. Askere giden herkes hemşerisini arar, Onbaşı, Çavuş hemşerisini arar. Hatta askere gitmeden hemşeri aranır ki çocuğum rahat etsin, diye. Askerlik rahat edip, yan gelip yatılacak ana kucağı, baba ocağımıdır!? Birliğinde, bölüğünde toprağını (hemşerisini) bulan yaşar adeta! Eğitimlere çıkmaz, yatar.

       Bir de atış eğitimi vardır. Askere gidene kadar eline silah almamış olan gençler silahı burada tanır. Eğitimlerde atışlar genellikle karavanadır. Yani boşa atış yaparlar. Bir de yukarıda anlattığım durumda olanlar boşa atar. Atış eğitimlerinde en başarılı olanlar doğu bölgelerimizde yaşayanlardır. Attıklarını vururlar. Hedef şaşmaz. Herkes bilir ki bunlar daha çocuk yaşta silahla tanışır…

       Yukarıda anlattığım konulara niye dikkatinizi çekmek istedim!? Bu konu aslında gündemde olan fakat nedense gündeme getirildiği an fazla irdelenmeyen, hatta hemen üstü kapatılan bir konu… Gençlerimiz yeterli silah eğitimi alınmadan çatışmanın içine gönderiliyor. Bu nedenledir ki gençlerimiz bir bir ölüyor. Uzman kadroların riskli bölgelerde görev yapmalarını bu nedenle destekliyoruz.

       Yüreğimize yine bir ateş düştü. Yine ağlıyoruz. Yine isyan ediyoruz. Şehit anne ve babaları “Vatan sağ olsun” diyor, gözyaşlarını içine akıtıyor.

       Kurtuluş Savaşında binlerce şehit verdik. Çanakkale’de yine öyle… O zaman ölümü düşünmedik. Çünkü o zaman vatan söz konusuydu. Bu uğurda ölüm, yüceler yücesi en büyük makama ulaşma düşüncesinin kapısıydı. Bu nedenle ölüme kucak açıyorduk, bu nedenle ölümü seviyorduk. Kurtuluş ve Çanakkale Savaşlarında karşımızda görünen belli devletler vardı. Düşmanlımızın kim olduğunu biliyorduk.

       Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında fidan gibi gençlerimiz yine vatan için ölüyor. Yine şehitlik mertebesine ulaşıp o makamdan şereflenmek için ölüyor. Daha askere giderken bunları söyleyerek yola düşüyor. Gelin görün ki karşımızda kimin olduğunu bilmiyoruz. Kimin bize kurşun sıktığını bilmiyoruz. PKK diye geçiştiriyoruz. Kanla beslenen bu namussuzların arkasındaki güçler devletimizin ilgili kurumlarınca bilinmektedir. Devletin yetkili organları bunlarla ilgili istihbarati bilgileri toplamıştır. Bize kurşun sıkan, hergün ciğerlerimizi yakan bu kalleşlerin, bu şerefsizlerin, bu namussuzların kimler olduğu bilinmekte, hatta zaman zaman basına da yansımaktadır.  Eli kanlı bu terör örgütüne destek veren ülkelerle bütün uluslar arası hukuki bağlarımız yeniden gözden geçirilmelidir. Terörün soluk borusu dışarıdan kesilmeli ki nefes alamasın. Sonra da içeride her türlü tedbir nasılsa alınır ve sonuçta verir. Ancak dış destek kesilmeden içeriden yaptığımız mücadele boştur. 30 yıldır bunu yapıyoruz. Sonucu 30 milyon insanımız, milyarlarca dolar boşa giden para kaybımız…

       İnsanlar kendini tutamıyor… İnsanların yüreğinde bir isyan var Bağırmak, haykırmakta bu isyanın dışa vurumudur. Ancak istismar edilmeye…

       Ateş düştüğü yeri yakıyor. Hiç kimse o şehidin anne ve babası kadar yanamaz. Şehit anası başını yastığa koyduğu zaman kim bilir neler düşünüyor? Şehit cenazelerinde ahkâm kesenler  anaların içinden geçenleri bir bilebilseler. Bir anlayabilseler.

       Ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunuyoruz.

       Bu ülke hiçbir çapulcuya pabuç bırakmayacak güçtedir elbet.

       Bu ülke damarlarına kahpelik mayası bulaşmış olan soysuzların oyununa gelmeyecektir.

       Bu ülkeyi Mustafa kemal Atatürk kurdu, onun fikirleriyle birlikte büyüyecek, daha da güçlü olacaktır.

       Milli birlik ve bütünlüğümüzün daimi, akan kanın son olması, yüreğimizin bir daha yanmaması dileğiyle…