• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Müzeyyyen Keskin


Müzeyyen Keskin İle Söyleşi


AMASYAŞAT Başkanı ve Türkiye Sevdası Kültür Sanat Danışmanı Şair Müzeyyen KESKİN ile Söyleşi.

Uzun yıllar sanatın içinde yer alan ve zor koşullarda sanatını icra etmeye çalışan AMASYAŞAT Başkanı, Türkiye Sevdası Kültür Sanat Danışmanı, iş kadını ve ev hanımı rolleriyle karşımıza çıkan Müzeyyen KESKİN ile sanat ve şiir üzerine sohbet yaptık.

Ç.ÖZTÜRK: Müzeyyen Keskin kimdir? Okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız?

M.KESKİN: 1960’da Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Esençay Köyünde doğdum. Atalarımdan bir kısmı Amasya’ya bağlı olan Şebinkarahisar ve Ordu yakınlarından kalkıp Taşova’nın Esençay Beldesine gelmişler. Esençay’da 4 yıl okudum. Ortaokulu ve liseyi Ankara’da okudum. A.Ö.F. Ev İdaresi Bölümünden mezun oldum. 1978 yılında TÜGSAŞ Genel Müdürlüğü’nde çalışma hayatına başladım. Kurum özelleşince SÜMER HOLDİNG A.Ş Genel Müdürlüğü’ne geçtim. Halen Müdür Yardımcısı olarak göreve devam ediyorum. Altı kardeşiz. Bazı sosyal ve sanatsal görevlerim nedeniyle evlenmeye fırsatım olmadı. Ayrıca evlilikteki ilk şartımın Amasya Sevdası olması, beni sanata olan tutkumla kabul edecek bir insanın bugüne kadar karşıma çıkmamış olması da belki bunda etkili oldu.

Ç.ÖZTÜRK: Şiir yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız? Hangi şairlerin etkisinde kaldınız?

M.KESKİN: Önce birinci sorunuza yanıt vereyim. Aslında şiir tutkusu ilkokul yıllarına dayanır. Küçük bir anımı anlatayım: On Kasım’da konuyla ilgili bir şiir okumak istiyordum. Rahmetli amcamla birlikte çalışıp hazırlandım. Şiiri ezberledim ve okumak için büyük bir hevesle çıktım. Yutkundum, başlığını söylüyorum gerisi bir türlü gelmiyor. Çok heyecanlanmıştım. Ama yine de öğretmenlerim ve arkadaşlarım alkışlamışlardı. Çok hevesle başladım ama başarılı olamadım. Bu nedenle olacak belki, şiir bende tutku haline geldi. O tarihlerde şiir yazıyordum. Ancak şiirlerimi defterimde saklıyordum. Cesaret edip şiirlerimi ortaya çıkaramıyordum. Daha sonra şiirlerimi edebiyat hocama gösterdim. Çok beğendi. Neden yayınlamıyorsun, dedi. Çekincelerim olduğunu söyledim. Yanlış anlaşılır, ailem, çalışma arkadaşlarım ne der, diye düşünüyordum. Ancak sonraki günlerde bu çekincelerimi üzerimden attım. Yavaş yavaş yayınlamaya ve radyolarda okunmaya başlayınca rahatladım. Onun için gençlerimizin önünü açmak, onları tanıtmak gerektiğini düşünüyorum. Bayan olarak çok zorlandım çünkü. Osmanlı döneminin ilk kadın şairi, döneminin şartlarına rağmen şiirlerini, divanlarını nasıl yazdı, nasıl yayınladı? Doğrusu onlar kadın cesur olmak istiyorum. Ben de Mihri Hatun Şiir öncülüğünü yapmak istiyorum. Çocukluk yıllarımda, Şahin Yaylasında kuzu otlatırken hep Şimal Yıldızı olmak ve karanlıkları aydınlatmak isterdim. 5 yıldızlı Amasya elması tanıtımlarıyla ünlü olmak isterdim. Ferhat ile Şiir Sevdasını düşünür, Amasya Sevdası adıyla süper eser hazırlamak isterdim.

İkinci sorunuza gelince; bir zamanlar destanlar vardı. Bir yörede gelişen olayları destansı anlatırlardı. Beni çok etkilerdi. İlk şiirimi 1980’de yayınladım. ANA Dergisinde Sevda Yolu isimli ilk şiirim yayınlandığında çok mutlu olmuştum. O zamanlar daha çok tasavvuf, aşk, ayrılık, özlem, hasret, doğa, vatan, bayrak, anne ve baba şiirleri beni çok etkiliyordu. Molla torunu olarak dünyaya gelmenin özelliğinden midir, bilmiyorum ama beni daha çok tekke edebiyatı etkiledi. Etkilendiğim şairleri şöyle sıralayabilirim: Yunus Emre, Karacaoğlan, Mevlana, Abdi Beğ, Arif Nihat Asya, Âşık Veysel, Âşık Reyhanî, Âşık Murat Çobanoğlu, Hikmet Okuyar.

Ç.ÖZTÜRK: Şiirlerinizi nasıl bir ortamda yazıyorsunuz. Sizi en çok etkileyen ortamı anlatır mısınız?

M.KESKİN: Şiir yazma saatim yoktur. İlhamın ne zaman geleceği belli olmaz. Ne zaman yoğun duygular ve birikimler oluşursa şiirim çıkar. Ayrıca Esençay’da ezan sesi, su sesi, bülbül sesi, koyun-kuzu sesi arasında şiir yazmak bir başka oluyor. Doğayı, denizi, yeşil çevreyi ve Şebingülü, Amasya elması, Aslı Kara Kirazı gibi meyveli ağaçların arasında şiir yazmaktan zevk alıyorum.

Ç.ÖZTÜRK: Genel olarak şiirlerinizde hangi konuları işliyorsunuz.

M.KESKİN: Şiirlerimi serbest tarzda ve hece vezni ile yazıyorum. Gül, bülbül, ayrılık, özlem, vatan, bayrak, tasavvuf, insan, sevgi ve doğa konularını işliyorum.

Ç.ÖZTÜRK: Günümüz şairlerinden sizi etkileyen var mı?

M.KESKİN: Elbette. Öncelikle ahrete intikal etmiş şairlerimizi de rahmet ve dua ile yâd etmek istiyorum. Ruhları şad olsun. Birbirinden değerli şairlerimiz var.

Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Arif Nihat Asya, Âşık Veysel, Âşık Reyhanî, Fevzi Halıcı, Karacaoğlan, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Nazım Hikmet, Bayburtlu Zihni, Ercişli Emrah, Kelkitli Dilaver gibi ünlü isimleri sayabiliriz.

Ç.ÖZTÜRK: Sokaktaki herkesin şiir yazdığı, parayla kitap bastırıp ‘şairim’ diye gezdiği Türkiye ortamında şiire nasıl bakıyorsunuz? Düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

M. KESKİN: Şiir kültürümüzün temelidir. Eğer bir insan, ben de şiir yazıyorum, yazmaya çalışıyorum, şiir okumayı, şiir yorumlamayı çok seviyorum, deyip bu işe emek ve gönül veriyorsa onu takdir etmek lazım. Çünkü o kişinin yüreğinden süzülen, damıtılarak gelen dizeler zaman içinde şahesere dönüşebilir. Şair olduğum için, şiir başta olmak üzere, sanatın bütün dalları önemli meslek alanlarıdır. Ben diyorum ki, şiir yazarken kelimeleri yanlış yerde kullanabilirsiniz, hiç önemli değil. Zamanla düzelir. Yeter ki yılmadan yazmaya devam edin. Zamanla kendinizi geliştirebilirsiniz. Tebrik ediyorum şiir yazanları. Şiir yazmak, kitap bastırmak çok kolay değil. Günümüz de çok güzel eserler var, çok da güzel şiir etkinlikleri oluyor. Hiç bir zaman âşık, ozan ve şairin, şiir yorumcusunun, ben oldum, bittim, tamam demesi mümkün değil. Sürekli yeniliğe ve eleştiriye açık olması lazım. Keşke sanatçılarımıza devlet desteği ayırım yapılmadan sanatın bütün dallarına verilse. Belediyeler, İl Özel İdareleri, Vakıflar, Dernekler, Kültür ve Sanat fonlarından âşık, ozan, şair ve şiir yorumcusu canlara teşvik kredileri ve çeşitli destekleri verseler. Ne güzel olur. Şiir sergileri daha çok açılsın. Hikmet Okuyar tezinde belirtildiği gibi, ”Şiir sergisi açmak ve imza günü düzenlemek için şiir kitabı çıkarmak gerekmiyor. Hikmet Okuyar, ”Şairinden İmzalı Şiirler ” ismiyle sergi açarak satış yaptı. İmzalı, çerçeveli şiirler sattı.

Ç.ÖZTÜRK: Yayınladığınız kitaplar hakkında bilgi verir misiniz?

M.KESKİN: Üç şiir kitabım var. 1993 yılında ”Yarına Kalsın”, 1997 yılında ”Kızıl Akşamların Sevdasında,” 2005 yılında ”Kaçamak Göz Yaşlarım” isimli şiir kitaplarımı yayınladım. Şiir kitaplarımın yayımında emeği geçen Sayın Oktay Gürel Bey’e çok teşekkür ediyorum.

Ç.ÖZTÜRK: Yeni çalışmalarınız var mı? Hangi konular üzerinde çalışıyorsunuz?

M.KESKİN: Elbette var. Sizlerinde bildiği gibi tanıtım, turizm, kültür sanat eseri Amasya Sevdası projem var. Amasya ve ilçelerinin özelliklerini ve güzelliklerini şiirlerle aksettiren bir eser. Çok yoğun ilgi görüyor. Şiir yorumculuğu yapıyorum. Amasya Sevdası tanıtım günleri ve imza günleri yapıyorum. Fuarlara, yayla şenliklerine ve ilçelerin yöresel günlerine Amasya Sevdası ile katılıyorum. Etkinlik alanlarında yöre sanatçıları ile özel yetenekli öğrencilerle ve öğretmenlerle tanışıyorum. Bunlar, zevk aldığım çalışmalarım.

Ç.ÖZTÜRK: Nesir türü çalışmalarınız var mı?

M.KESKİN: Evet, ama çok amatörce. İnşallah ilerde.

Ç.ÖZTÜRK: Bazı kültürel derneklerde Genel Sekreterlik ve Başkanlık, danışmanlık gibi görevleriniz var. Hem iş hayatı hem sanatın birlikte yürütülmesinin zorlukları var mı? Bu güne kadar olumsuz bir durumla karşılaştınız mı?

M.KESKİN: Evet. Dernekleri saymayacağım şimdi. Hem iş hayatının hem sanatın içinde olmanın bir takım zorlukları var elbette. İnsan özgür olamıyor. Zaman kısıtlaması var. Genellikle yaz tatillerimi, hafta sonlarımı ve öğle aralarını etkinliğe çeviriyorum. Allaha şükürler olsun ki, bir olumsuzlukla karşılaşmadım.

Ç.ÖZTÜRK: Amasyalısınız, ama ”Amasya Sevdası” isimli projenin üretimine yıllar sonra başladınız. Fikir nereden geldi, nasıl başladınız anlatır mısınız?

M.KESKİN: Bu fikir, Şahin Yaylası’nda kuzu otlatırken Şimal yıldızı olmak ve karanlıkları aydınlatmak arzusuyla başladı. Süper Amasyalı diye anılan babam Bekir Keskin’in desteği olmasa başarılı olamazdım. 5 Yıldızlı Amasya elması tanıtımları ve Amasya ünlüsü olmak arzusu ve Müzeyyen Keskin olarak ‘Amasya Şiirleri’ ile tanınmak isteyişimden aklımda hep vardı. Fakat proje çalışmalarıma nereden ve nasıl başlayacağımı kestiremiyordum. Sürekli araştırıyordum. Bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip olmam gerektiğini düşünüyordum. Proje düşüncemi, Türkiye Şairler ve Şiir Sevenler Derneği Genel Başkanı Turan Bayraktar’ın yakınından tanıdığım ŞÜSİYAD Başkanı Sayın Hikmet Okuyar ile paylaştım. Projeyi Türkiye Sevdası Kapsamında tasarladık. Hedef kitle olarak da Amasyalılar ve Amasya Genelgesi Dostları olarak tespit ettik. Amasya’mızın il ve ilçelerinin güzellik ve özelliklerinin şiirsel olarak, makalelerle ve görsellerle tanıtılmasına dayanan bu eserin 3. baskısını çıkardığım için çok mutluyum. Bu eserin daha kapsamlı olması için Amasyalı iş adamlarından, sivil toplum kuruluşlarından ve esnaflarımızdan destek bekliyorum. Eserde herkes kendini tanıtabilir. Kısıtlama yok.

Ç.ÖZTÜRK : ”Amasya Sevdası”isimli Eserinizin tanıtımı için durmadan geziyorsunuz. Çok masraflı ve yorucu değil mi? Çalışan bir kadın olarak zorlanmıyor musunuz?

M.KESKİN: Başarı basamakları yavaş yavaş ve emek harcayarak çıkılır. Zirveye çıkmanın tadı bir başkadır. Gittiğim her yerin mahalli idareleriyle yazışmalar yapıyorum. İzin alarak imza günü ve şiir sergisi açıyorum. Evet, hem tatil yapıyorum hem de eserimizi tanıtıyorum. Gerekirse iş yerinden izin alıyorum. Kolay olan hiç bir şey yok. Emek harcamak gerekiyor. Avareliği sevmiyorum.

Ç.ÖZTÜRK: Ankara, son bir kaç senedir kültürel olarak oldukça ilerledi. Hemen her akşam bir dinleti veya başka bir etkinlik düzenleniyor. Bunlara katılıyor musunuz? Bu etkinliklerin kalitesi, şair ve şiir sevenler açısından beklentilere cevap verdiğini söyleyebilir misiniz? Okuyucularımız için değerlendirmenizi rica ediyorum.

M.KESKİN: Haklısınız. Sanat etkinliklerinin olması çok güzel. Pek çoğuna katılamıyorum. Bu etkinliklere katılamayışımın nedeni aile içindeki sosyal sorumluluklarımdır. Ama fırsat buldukça katılmaya çalışıyorum. Kalite, şair ve şiir sevenler yönünden beklentilere cevap vermeyen etkinlikler düzenlendiği gibi, kaliteli etkinlikler de yapılıyor. Bu etkinlikler, âşık, ozan, şair, şiir yorumcuları, müzisyenler, bestekârlar, saz ve ses sanatçıları ve şiir severler için buluşma noktaları, eserlerin tanıtıldığı, şiirlerin yorumladığı yerler. Bu etkinlikleri önemsiyorum.

Ç.ÖZTÜRK: Son zamanlarda çok sayıda antoloji kitapları hazırlanıyor. Kimi bazı yayınevleri ile ortak düzenleniyor, kimi bir grup adına ya da kişisel olarak. Bu konuyu değerlendirir misiniz?

M.KESKİN: Geçmişte benim de katıldığım antolojiler oldu. Eğer kitap bastırma imkânınız yoksa ve eserinizin kaybolmasını istemiyorsanız antolojilere katılmakta fayda görüyorum. Ama günümüzde kültür-sanat hizmeti bahanesiyle ticari faaliyet alanı oluşturuyorlar. Antoloji kitaplarında kalitenin düşmesi nedeniyle artık katılmıyorum.

Ç.ÖZTÜRK: Çok sayıda şiir kitabı yayınlanmış olmasının şiirin sevilmesine ve gelişmesine katkısı olur mu? Düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

M.KESKİN: Faydası mutlaka olacaktır. Çok sayıda yayınlanan şiir kitaplarının kalitesini ima ediyorsunuz. Evet, bende düşüncelerinize katılıyorum. Piyasada o kadar çok şiir kitabı var ki, bunların içinde gerçekten işte şiir kitabı diyebileceğimiz eserler olduğu gibi, şiirden soğutan, şiire zarar veren kitaplarda var. Bunu değerlendirmek okuyucunun görevi.

Ç.ÖZTÜRK: Son olarak yine şiir konusunda bir soru yöneltmek istiyorum. Şiir yazmak isteyenlere tavsiyeniz var mı?

M. KESKİN: İster serbest olsun, ister hece vezni ile veya gülce akımı ile yazılmış olsun, şiir bir duygu işidir. Bilgi ve birikime bağlıdır. Birde duygu eklenirse istemeseniz de kalem kâğıda bakmaya başlar. Hemen yazıp paylaşılmamalıdır. Biraz demlenmeye bırakılmalı. Şiir atölyesi çalışmaları her şiir etkinliği içinde mutlaka yapılmalı. Şiir Eleştirmenleri, şiir tahlilcileri dikkatle dinlenmelidir.

Ç.ÖZTÜRK: Müzeyyen Hanım, yoğun iş temponuzdan vakit ayırıp söyleşiye katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Okuyucularımız için çok faydalı bir söyleşi olduğuna inanıyorum.

M. KESKİN: Çelebi Bey, bu güzel söyleşi için ben de çok teşekkür ediyorum. Sizin de edebiyat dünyasına katkılarınız oldukça fazla. Ben de sizi tebrik ediyorum. Tüm okuyucularımıza, âşık, ozan, şair, şiir yorumcusu meslektaşlarımıza, şiir sevenlere, kitle iletişim uzmanı ve medya mensuplarına selam, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Hoşgörü ve sevgi, ışığınız olsun.