• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Hacı Ferhat Mirza ve Kelamlar

HACI FERHAT MİRZA VE KELÂMLAR
 
       Ferhat Ahmet Alioğlu Mirzayev (Hacı Ferhat Mirza)’i Kelâmlar kitabı ile tanıdım. Azerbaycan’ın Bakü şehrinde doğmuş bir ticaret adamı. Asıl mesleği İnşaat Mühendisliği olan bu fikir adamı Azerbaycan Yazarlar Birliği, Rusya Yazarlar Birliği ve Azerbaycan Gazeteciler Birliğinin üyesidir. Türk Dünyası Araştırmaları Uluslararası İlimler Akademisi’nin Akademik üyesi ve Fahri Profesörüdür. 2008 yılında “Uluslararası Altın Yıldız Madalyası”yla ödüllendirilmiş ve “Yılın Kültür Adamı” seçilmiş. 2009 yılında “Dünya Kültürüne Hizmet” Uluslararası ödülünü kazanmış, aynı yıl Birleşmiş Milletler tarafından “A.S. Puşkin Altın Madalyası”na layık görülmüştür.

       Türk Dünyası Araştırmaları Uluslararası İlimler Akademisi tarafından yayınlanan Kelâmlar kitabının “sunuş” kısmını Prof. Dr. Hayrettin İvgin’in hazırladığını görünce kitap daha çok ilgimi çekti. Zira biliyorum ki içeriğiyle değerli bir eser olmasa Sayın İvgin sunuş yazısı yazmaz.

       Türk Dünyasında “Özdeyiş” şeklinde ifade edilen ancak Arapça karşılığı “Vecize” olarak bilinen kelâm kelimesi bize yabancı değil. Türk dünyasında “Kelâm”, “Özdeyiş” ve “Veciz” kelimeleri aynı anlamı ifade eden ve kullanılan kelimelerdir.

       Hac vazifesini yerine getirmesi nedeniyle Hacı Ferhat Mirza olarak tanınan bu fikir adamı, Türk Dünyasını ve Müslüman toplumunu yakından tanıyan, insanları ve olayları iyi gözlemleyen ve analiz edebilen bir şahsiyettir.

       Kelâmlar (Özdeyişler) kitabında 1602 kelâm bulunuyor. Sayın İvgin konuyla ilgili olarak sunuş kısmında şunları yazmış; “Bu kelâmlar, Hacı Ferhat Mirza’nın İslam dini çerçevesinde, ahlâki ve sosyal hayatın nasıl düzenlenmesi gerektiğine ilişkin uzun gözlem ve deneyimlerine, özellikle düşünce gücünün sağlamlığına dayanarak kısa ve öz halindeki yorumlarıdır.”

       Kendine ait fikirleri kelâm (Özdeyiş) halinde Türk -İslam toplumuna sunma cesareti, onun mensubu bulunduğu kültürü aşk derecesinde sevmesinden ve fikir adamlığı karakterinden kaynaklanmaktadır.

       Sayın İvgin’in de sunuş kısmında belirttiği gibi kitaptaki 1602 kelâmı beğenen, beğenmeyen, onaylayan, onaylamayan, karşı çıkan mutlaka vardır ve olacaktır. Ancak bilinmelidir ki bu kelâmları toplumun faydasına sunan Sayın Mirza, toplumun İslam ahlâkıyla, yasasıyla şekillenmesini arzulayan, iyiliklerin karşılık görmesini, insan varlığının erdemleriyle şekillenmesini isteyen ve dileyen bir şahsiyettir.

       Nitekim “Din insanlığı zulmetten ışığa götürecek hur, ilim ve iman onun anahtarı, kendini bilmez siyaset ve yobazlıksa onun uyuşturucusudur.” Kelâmıyla din, ilim - iman ve siyaset ilişkilerini özlü ve çok güzel ifade etmiştir.

       O’ maneviyata önem veren bir fikir adamıdır. Maneviyatın olmazsa olmazı ahlâkı şekillendiren ilim ve kültürdür. “Din maneviyatın temelidir. Maneviyatın temeliyse ahlâk, ilim ve kültürdür.” Der. Maneviyat sahibi kişilerin kendilerini ilim ve kültürden soyutlayamayacağını, ilim tahsil eden kültürlü bireylerin iyi bir ahlâka sahip olacağını, bu tür insanların “yobaz” diye adlandırılan sıfatlardan münezzeh olacağını kelâmlarından anlıyoruz.

       Günümüz siyasetine gönderme yaparken herhangi bir kimseyi ya da kurum ve kuruluşu incitmeyecek kadar naiftir: “Din gerek iktidara, gerekse de muhalefete muhalif olmaktır.” Kelâmı’nda olduğu gibi. Burada yazamadığım pek çok kelâmında bu erdemliğini görebiliyoruz.

       “Dinsizlik açgözlülüğe, imansızlık barbarlığa, haksızlık şerre, insafsızlık soyguna, namussuzluk korkaklığa, arsızlık sefilliğe hizmet eder.” Diyecek kadar geniş bir ilim ve ahlâk görüşüne sahiptir.

       “Din barış ve huzur içinde yaşamak, mutlu bir aile ve gelecek anlamına gelmektedir.” Diyen Sayın Mirza, dinden korkanlara güzel bir mesaj vermektedir. “Hüküm sahibi Allah’tır, yeryüzünde onun halifeleri ilim ve iman sahibi din adamlarıdır.” Anlaşılacağı üzere Allah’ın sözcülüğünü yapan din adamlarının öncelikle engin ilim bilgisine, sonra derin iman sahibi olmaları gerektiği yukarıdaki derin mana içeren kelâmından anlaşılmakta, bunu yaparken de özellikle din adamlarını incitmemeye çalıştığı görülmektedir.

       “Ey Hakk’ı görmezlikten gelen din adamları! Sizin vurdumduymazlığınız ve politik kavgalara karışmanız; toplumu dipsiz uçurumlara, sizin kendinizi ise küfre götürüyor. Kıyamet günü nasıl da dehşetli bir gündür! Allah’tan korkun ve sakının, o zaman kurtulmanız mümkündür.” Diye seslenen Sayın Mirza, siyasete karışan, kargaşaya neden olan din adamlarını da uyarmaktan çekinmez.

       Kâinatı yaratan Allah’a dönüşü bakın nasıl ifade etmiştir:”Bir tane yüz tanedir, yüz tane onbin tanedir, onbin tane işte o bir tanedir.” “İslam, öze yani Adem’e dönmektir.”

       İslam dini onun için Allah’ın yoludur ve cennete giden tek yoldur. Ona göre cennetin kapısı İslam dinidir. O kapıyı aralamak için bazı şartlar vardır: Özünde sözünde doğru olacaksın. Haram yemeyeceksin. İyilikle hükmedeceksin. Kargaşaya neden olmayacaksın. “İslam kapısının anahtarı kelimeyi şahadettir.” “İslam hakikatin kapısıdır…” “İnsanlık için en doğru yol İslam’dır.” “İslam senin yaratılışın, hayatın ve ahretindir.” “İslam insanlık akademisidir.”

       Allah aşığı, Peygamber sevgisiyle dolu olan bu şahsiyet, din sayesinde toplumun huzura ereceğine inanmaktadır. “İslamı anlamamak ölü doğup, ölü gibi yaşamaya benzer.” Diyerek İslamı tanımanın ve yaşamanın anlamına işaret etmiştir.

       Kur’an-ı benimseyen, yaşayışını Kur’an ahlâkı ve emirlerine göre şekillendiren insanlar merhametli olur. Toplumun huzurunu bozucu eylemlerden kaçınır. Şüphesiz Kur’an ahlâkı ve nizamıyla yaşayan toplumlar mutlu, adaletli ve refah seviyesi yüksek olarak yaşar. “Kur’an-ı Kerim kapalı kapılar için anahtar, taş kalpler için ise ilaçtır.” “Kur’an-ı Kerim evren için program, cennet için kapıdır.” “Allah’ın hükümleri; cinayetleri, fiziki ve manevi hastalıklara karşı mücadeleyi emrediyor.” Gibi kelâmlar sosyal yaşama işaret eder.

       Hacı Ferhat Mirza’yı Kelâmlar (Özdeyişler) kitabı vesilesiyle anlatmak çok zor. Kibir ve gurur hastalığı başta olmak üzere Kur’an’ın yasakladığı hükümlerden Allah’ın sevgisini ve rızasını kaybetmemek uğruna kaçınan, yüce yaratıcıya “dost” olabilmek için çalışan Sayın Mirza, sadeliği ve şeffaflığı ile içimizdeki herhangi bir insan. Ancak onu diğer insanlardan farklı kılan özellikler var: “Gıybet aklın zayıflığıdır.” “Sizinle alakalı öyle şeyler diyorlar ki, utancımdan onları size söyleyemiyorum.” ”Şeytan insan inancını yerle bir eden virüstür.” “Kendini beğenmişlik şeytani alamettir.” “Cahil siyasetiyle bidat bataklığın ta kendisidir.” “Gece kara, cüce kara diyenler kendilerini kör etmişlerdir.” “Cehalet; toplumda olan soygun, istismar, rüşvet, makam düşkünlüğü ve açgözlülük sonucudur.” “Ameliyle sözü birbirine uymayan cahildir.” Ve pek çok özlü sözleri onun farklılığını yansıtmaktadır.

       Kelâmlarından birkaçıyla anlatmaya çalıştığımız Hacı Ferhat Mirza aynı zamanda insan dostudur. Vefalı ve merhametlidir. Onu çok yakından tanımamış olsakta kelâmlarından onun ruhunu ve düşüncelerini analiz edebiliyoruz. Kendisi buna imkân veriyor. Zira Kelâmlar (Özdeyişler) kitabını okuduğumuz zaman onun Allah dostu, Allah’ın sevgisini kazanmak için çalışan, merhamet ve vicdan sahibi bir insan olabileceğine kanaat getiriyoruz. Bu düşüncemiz doğru olmasa, derin manalar içeren bu sözlerin ortaya çıkması mümkün değildir.

       Kelâmlar (Özdeyişler) kitabının, insan beşeriyetinin ruhuna hitap eden manevi eczane kapısı olmasının yanı sıra, aynı zamanda edebi özelliği ve güzelliği var: Dili sade, anlatımı akıcı. Şiir dili gibi her kelâmın derinliğine çeken bir anlatımı, şiirdeki musiki gibi kulağa hoş gelen seslenişi mevcut. Her kelâmda ayrı bir derinlik ve sürükleyicilik var. İnsanı düşünmeye zorluyor. Kur’an’a ve Sünnete aykırı yapılan şeylerden dolayı korkuya salıyor ve ürpertiyor. Huzurlu ve mutlu yaşamak neden gerekli? Kibir ve gurur hastalığından kurtulmanın yolu nereden geçer? Merhametli olmak gerekli midir? Şeytanın şerrinden kurtulmak mümkün müdür? Şeytan hangi durumlarda insanın aklını çeler? İnsanları sevmek gerekli midir? Sünnete uymak gerekli midir? Sünnete uymak insanı mutlu eder mi? Kargaşaya neden olmanın sonuçları ve kötülüğü… daha birçok sorunun cevapları Kelâmlar’ın her satırında mevcut.

       Kelâmlar (Özdeyişler), 265 başlıktan oluşuyor. İnanıyorum ki yaşadığı toplumda kabul gören, kimi zaman eleştirilen, kimileri tarafından reddedilen bu özlü sözler, kültür birliğimiz içinde, yaşadığımız Kur’an ve Sünnet anlayışı çerçevesinde evrenseldir. Toplumumuzca kabul görecek ve Hacı Ferhat Mirza’yı hak ettiği konuma taşıyacaktır.

       Bu vesile ile değerli dostum Şair İbrahim İmer’e ayrıca teşekkür ediyorum. Zira “Bu kitabı mutlaka incelemelisin!” diyerek Kelâmlar’ı elime tutuşturmamış olsa Hacı Ferhat Mirza’yı hiç tanımamış olacaktım.

       Kendisine başarılar diliyorum.
 
type="text/javascript">crd radyo
Yorumlar - Yorum Yaz