• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

SANALIN GERGADANLARI!

       İnsanlar, yaptıkları sıradan işleri önemli ve gerekli gösterebilmek için çeşitli soyut kavramlardan yararlanır. Sıradan işler, sıradan insanların uğraşısıdır. Bu yöndeki uğraşılar bazen elle tutulur, gözle görülür soyut kavramlarla çok önemliymiş gibi gösterilmeye çalışılır. Bunun için gerektiğinde beden dili, çeşitli materyaller ve sözcükler kullanılır. Sıradan insanlarda bunları verildiği şekliyle alır, önemseyerek dillendirir, her yerde anlatır. Ağzı lâf yapan, kalemini biraz oynatabilme yeteneğine sahip sıradan insanların, toplumun çeşitli katmanlarında rol almış bireylerin acılarını, üzüntülerini, sevinçlerini, bireyin ve toplumun sevdiği, sevmediği, kabul ettiği veya etmediği, yaşamından kesitleri, kültür hazinesini kimi zaman mısralarında, kimi zaman satırlarında kelimelerle oynayarak ustaca benimsetirler.
 
       Nitekim bu tür insanların zaman zaman yılan gibi tısladığını, zaman zaman acımasızca ısırdığını, bazen bir bukalemun gibi çevreye göre renk değiştirdiğini, kimi zaman bir tilki kadar kurnaz, kimi zaman bir çakal gibi pusuda, kimi zaman acımasız bir panter olduklarını görebiliyoruz. İnsanların, hayvan içgüdüsüne yakın davranış sergilemelerinin nedeni sıradanlıklarını gizleme güdüsünden kaynaklanmaktadır. Bunlar ucuz reklâm yaparlar.

       Ziyâ Paşa’nın aşağıdaki beyiti bu tür insanlar için söylenmiş olsa gerek:

                 “Hasebiyle nesebiyle insan olmaz Çelebi
                 Okumak cehli giderir eşeklik kalır ebedi”

       Edebiyatla uğraşan insanın edepli olması beklenir. Konuşmasıyla, davranışıyla, düşüncesiyle edebiyatçıya yakışır bir davranış sergilemesi gerekir. Edepli insanlar Türk edebiyatında çoktur. Ancak edepsizlikleriyle ün salmış edebiyatçılarda vardır. Günümüzde de internetin getirdiği teknolojik imkânlardan fazlasıyla yararlanan edebiyatçılar çoğunluktadır. Edebiyat sitelerini incelediğiniz zaman bu tür insanlara rastlamak mümkündür. Sanalın getirdiği rahatlıkla hareket eden; karalamalarını küfür adabıyla şiir diye satmaya kalkan, edebiyatı arka bahçesi gibi kullanıp kadın avcılığı yapmaya kalkan, insanların arkasından saldıran, adam gibi görünüp eşeklik eden sözüm ona nice edebiyatçı geçinen sanalın gergadanları! Bunların yalakalıkları, başkalarına mihnet etmez, gözü pek, mert delikanlı tavırları… Evet, bunlar her an yanı başımızda ısırgan otu gibi biten mahlûkatlardır.
 
       Bir edebiyat dergisinde okumuştum; kadınlara asılmasıyla nam yapmış bir “Şair”e, bu davranışına uygun bir mahlasın törenle verildiği alaylı bir ifadeyle anlatılıyordu. Bu “Şair”de bu mahlası ile övünüp geziyor. Bu “Şair”e bu mahlası verenlerinde, bu mahlasla övüneninde ahlâkından şüphe etmeli.
 
       Edebiyatçı arkadaşım anlatmıştı; bir hanım “Şair”, dostlarını evine toplayarak parti veriyor, parayla hazırlattığı ödülleri hangi yarışmadan, hangi başarı nedeniyle aldığını ballandıra ballandıra anlatıyormuş! Bu hanım “Şair”e paye veren o kadar çok insan var ki. İnsan, sahte başarılarla çevresini kandırabilir, ama kendisini nasıl aldatabilir? Bunu anlamak gerçekten zor. Bu nasıl bir ruh halidir?

       Yine bir hanım “Şair”den bahsedeceğim. Onu yakından tanıyanlar şiirlerinden çok, otel odalarındaki ahlâksızlığından bilirler. Kendisine taktığı mahlasla, karaladığı birkaç mısrayı şiir diye satarak ortalıkta gezinir. Ancak onun marifeti başkadır!
 
       Yine bir “Şair” ki, şiirlerinde kullandığı ölçü ve kafiyenin yanlış olduğunu bir akademisyen söylemişti, kendisini verimli, iyi bir şair ve yazar gibi göstermeye çalışır, kendisinden daha iyi olan şair ve yazanları kıskanır. Onların önüne geçmek için yazılarının yayınlanmasını engellemek gibi bir sıradanlığı, ucuzluğu pervasızca göstermekten kaçınmaz.
 
       Her yıl o kadar çok şiir ve öykü yarışmaları düzenleniyor ki. Bu yarışmaların birçoğunda adına yarışma düzenlenen kişilerin aileleri katılmıyor bile. Birçok yarışma ahbap çavuş ilişkileriyle sonuçlandırılıyor. Yarışmayı düzenleyenlerin ve jürinin siyasi ve dünya görüşlerine göre şekilleniyor. Hiçbir özelliği bulunmayan, edebiyat literatüründe anılmayan, benimsenmemiş bu yarışmaların kime, neye hizmet ettiğini, akabinde çerez(!) gibi dağıtılan ödülleri alanların ne hissettiklerini bilemiyorum, ama bu ve buna benzer yarışmaların edebiyat ödüllerinin işlevini yitirmesine neden olduğu bir gerçek. Bunun gibi yarışmaların Türk Edebiyatına bir katkısı bulunmadığı gibi, zararı söz konusudur.
 
       Elektronik postama o kadar çok mail geliyor ki. Bakıyorum; nerede bir kadın “Şair” veya “Yazar” var, onlarla ilgili. Bu mesajları sanalın erkek “Şair”leri yayıyor. Reklâmı yapılan kişi, “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” diye düşünebilir, ama ben böyle düşünmüyorum. Sanalın erkek “Şair” ve “Yazar”ları birbirlerini pışpışlayadursunlar, bunlara katılan bazı akademisyenlerin varlığı beni hayrete düşürüyor.
 
      Kendilerine mahlas ve unvan takan hanım “Şair”ler veya “Yazar”lar çoğunlukta. Unvanlarına baktığınız zaman sanırsınız ülkenin en büyük şair yazarı. Edebiyat adına ne gibi çalışmalar yaptıklarını araştırsanız bir şey bulamazsınız. Arkası fos çıkar! Bunlar, eserlerinden ziyade kadın oldukları için bu kadar ilgi gördüklerini biliyorlar. Bunlar, reklamını yapan erkek “Şair”lerle dalgalarını geçedursunlar, egolarını tatmin etmiş olmanın verdiği zevki sonuna kadar yaşıyorlar.
 
      Kendi ahmaklığına, edebiyatseverleri ve edebiyatçıları ortak etmek ancak salakların işi olabilir. Tabii ki Türk Edebiyatına ve Türk kültürüne eserleriyle, yaptığı çalışmalarla katkı sağlayan, gönüllü hizmet veren kültür ve edebiyat adamlarını burada saygıyla anmak ve yukarıda örneklerini gösterdiğim edepsizlerden ayırmak gerekir.
 
       Edepli insan, edepli oturur edepli kalkar. Bu bir halk deyimidir. Kendisinin sindiremeyeceği bir şeyi başkasının sindirmesini beklememelidir. Sözüm ona edebiyatçı geçinen edepsiz insanlar, edebi çalışmalarıyla haklı bir gurur ve övgüye mazhar olmuş edepli insanların gölgesinde kalır, onların yanında isim yapmaya, çaldıklarıyla yer edinmeye çalışırlar. Ben, bu tür edepsiz insanları köpeğe benzetiyorum! Kurt’un arkasından giderler ki onun asaletinden nasiplenebilsinler. Sevdiğim çok güzel bir deyim vardır:”Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilme.” Bu ancak onurlu insanların yapabileceği bir davranıştır.
 
       Kısaca bir insan, it gibi soysuz ve aşağılık, köpek gibi onursuz olmamalıdır. 
 
       Kurt ve köpek, bazı özellikleriyle birbirinden ayrılır. Kurt; kimseye boyun eğmez. Özgürlüğüne düşkündür. Ölene kadar huyundan vazgeçmez. Kurt, asil bir hayvandır.

       Köpek; bir lokma ekmek için sahibine yaltaklanır. Bazen yalını kim verirse onun tarafını tutar. Bir dakikada satar yani! Karnını doyurabilmek için günlerce zincirlenmeyi göze alabilir.

Şimdi kurt ile köpeğin özelliğini yukarıda saydığımız insan tipleriyle karşılaştırdığımız zaman; sanal âlemde kendini bir numara gören, sanalın verdiği rahatlıkla kadınlara asılan, paye alabilmek için yaltaklanan, kendini üstün bir edebiyatçı görüp unvanlar takan, kendine sahte ödüller yaptıran, dilinin döndüğünce küfreden, saldıran edebiyatçı(!) tiplerinin çevremizde bolca yaşadığını görürüz.
 
       Köpeğin özelliğini taşıyıp kurt gibi etrafımızda dolaşan insan yok mu? Hem de çok sayıda var. Bir halk deyimi vardır “At izi it izine karışmış” diye. İt izinden yürüyen insan sayısı o kadar artmış ki At izinden yürüyenler görünmez olmuş!
 
       Taşlama türü bir şiirimle sizleri Allah(c.c)’a emanet ediyorum.
 

 

ÇINGIRAKLI YILAN

 

Çıngıraklı yılan gibisin özde

Dilin başka tıslar, kuyruğun başka

Gözünle süzer sıkarsın sözünle

Şapkan başka giydiğin gömlek başka

 

Altın tacı giymişsin şimşir başa

Taç yanar, baş yanar, ağu söz yanar

Lavanta sürsen de o kokmuş başa

Sürüngende ay lağım gibi yanar

 

İnsan-ı Kâmil olmak er işidir

Karakoyunlu’nun cümle işidir

Sözden dönen namert eksik kişidir

Damarındaki kanın cinsi başka

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz