• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Taşlamalar

SORUN HELE

Bangır bangır bağıran şu keleş eşşek
Notasını kimden almış sorun hele
Anasına benzemek için şu eşşek
Oturup kimden ders almış sorun hele.

Bak hayasız kulağına küpe takmış
Ne bulduysa alıp takıp takıştırmış
Saçlarını kazıtıp renk renk boyatmış
Oturup kimden ders almış sorun hele.

Ecnebi mi Türk mü cinsi belli değil
Kılığına bir baksan dünyalı değil
Bunu yetiştiren kimdir belli değil
Oturup kimden ders almış sorun hele.

Sokakta öpüşür piç tosuncuk değil
Kendini teke zanneder erkek değil
Erkekten mi dönme kız mı belli değil
Oturup kimden ders almış sorun hele.

 

HAVLAYIP DURUYOR

Ahlâkımı sorgulayan eşşeğe bak
Kimler yemlemiş eşşeği sorun hele
Notası bozuk nağmeler söylüyor
Dersini kimlerden almış sorun hele.

Atatürk'ün arkasında kalmış geyik
Adını gizlemiş havlayıp duruyor
İşini gücünü bırakmış bu geyik
Dersini almış da hırlayıp duruyor.

Kanı karışık sözün özünden belli
Kaçak dövüşüyor tuhumundan belli
Kuyruk sallıyor kızana gelmiş belli
Aradığı bizde yok söyleyin hele.

 

İFTİRA

İtin yattığı yere bak

Çuluna çalımına bak

Arkamızdan bir söz etmiş

Hele sözün cinsine bak.

 

Evinin yolunu bilmez

Bacası tüter mi bilmez

Kısrağı kişner de gezer

Deyyusun yediğine bak.

 

Kırk günde doğru olur

Yalan arşa sema olur

Gün be gün de konuşulur

Piçin yediği boka bak.

 

Kuşandım silahı çıktım

Tilki oldu kaçtı yaya

Yalancı bir değil baktım

Saçılmış iftira yola.

 

 DÜZENBAZ DOKTOR

Bir mektup geldi, zarfı beyaz

Dışının zıttı, içi pis pas

 

İftira dahi yalanlar var

Gerçekler nerededir Doktor?

 

Düzenbazlarla düzeni boz

Batağına gerçek diye yaz

 

Yalandan düzen mubah mıdır?

Batağında boğulman haktır!

 

Yılan mıdır sizin soyunuz?

Kime benzer kahpeliğiniz?

 

Simana bakan insan sanır

Hem namuslu, Müslüman sanır.

 

Günler böyle gitmez bilesin

Allah çıkarır göreceksin.

 

ÖKÜZÜN OĞLU

boyuna posuna bakarsın

yanılırda adam sanırsın

 

kalbine baksan engereğin

karadır kara pezevengin!

 

hezeyanla gelmiş bağırır

sanırsın adli de mübaşir

 

boş konuşur ahmaklığından

dangalak mıdır, nedir hepten?

 

aslında katıksız aptaldır

öküzün oğlu ondan saftır.

AĞZIMDA LÂFIM

Bu çakal sürüsüne ağzımda lâfım

Bir köpürür bir köpürür tükrük olur

Her harf her kelime ağzımda lâfım

Bir kabarır bir kabarır volkan olur.

OLDULAR

Ondan olanda zibidi valla

Ar namus nedir bilmez oldular

Kızı oğlu kişner gezer yolda

Çıplak poz veren manken oldular.

 

HOCAM

Çalıp çırpıp mescide koşuyorlar

Müslümanlık bunlara kaldı Hocam

Bunlar Allah'ı da kandırıyorlar

İblis de bundan şikâyetçi Hocam.

 

Orucu namazı ekmek yaptılar

Yedikçe daha şişiyorlar Hocam

Fakir fukaraya bile taktılar

Vallahi lokmamdan korkarım Hocam

 

İmam dedi ki; haramdan sakının

Kul hakkıyla zinhar gitmeyin sakın

Boşver malı mülkü çoğundan sakın

Şu arsız mideden korkarım Hocam.

 

MEDENİYET

Adab-ı muaşeret kaldı mazide

Türk'ü ayırdılar özünden kaldı hayalde

Beynimizi mahkûm ettiler medeniyete

Bağımız bahçemiz bozguna uğradı heyhat!

 

Aynı dili konuşamıyoruz dedem ile

Bir başkadır düşüncemiz babam ile

Akşam sus pus televizyon ile

Sustuk, yabancılaştık, şaşkına döndük

Kültürümüze yabancı ele döndük.

 

NAMERTLERE

Sarayınız in olsun sizin olsun

Huzur olsunda kümes benim olsun

Gri bulutlar hep başınızda olsun

Deyyuslar puştlar benden uzak olsun

 

Boyu posu var er görüntüsünde

Lafı sözü bilmem ki neresinde

Yiğitlik ağzından çıkan her sözde

Ermeni misin nesin özün nerde?

 

Herkesle dargın, herkesle kavgalı

Okyanus gibi azgın, hem dalgalı

Sorsan inkâr eder densiz aslını

İşgalci artığı Yunan bozması!

Kene 

Yetim hakkını gözetmek için

Mazlumun hakkını savunmak için

Adaleti bilcümle yaymak için 

Yapıştı sırtıma emiyor Kene

 

Güya, iyi idare etmek için

Ehilleri başa getirmek için

Her şey mubahtır, sürgün bunun için

Yapıştı sırtıma emiyor Kene

 

Kimin cüzdanından tasarruf için

Hamili kartları korumak için

Müteahhitleri doyurmak için

Yapıştı sırtıma emiyor Kene

 

BEN SÜRGÜNDE 1

Allahsız çulsuz şerefsizler

Ahlâk mağduru insafsızlar

O Kırıkkale’m kaldı size

Elimde valiz ben sürgünde

 

Her şeyiyle o size kaldı

Salyanı akıtan rantları

 Boyun eğen Amirleriyle

Tıkının şimdi size kaldı

 

Boy boy poz verin gazeteye

Utanmadan dinden bahsedin

Ahlâkı unutmayın sakın

Camii de ön safta yer alın

 

Saldırın ha ihalelere

Bir bir hesap yapın deftere

Hangi Müdür karşı çıkarmış

Boyun eğmişken herkes size

 

Çıkın Bakan’a; çay içerken

De; hemen alın şunu bunu

Orospu gibi kıvırtırken

Kıs kıs gülün hem çay içerken

 

Kullanın uşaklarınızı

Kullanabildiğiniz kadar

Açın tüm kapılarınızı

Tıkının ha şişene kadar

 

Namuslu da siz dürüstte siz

Allah korkusu size mahsus

Sizden değilse o namussuz

İki paralık edersiniz

 

Alavere dalavereyle

Çarçabuk bizi hallettiniz

Kahpe Bizans mı? Dursun şöyle

Onu geçti kahpeliğiniz

 

 İftira yakama yapıştı

Yetmedi mahkeme kapıştı

Alçaklığınız size saptı

Zevkini alın şerefsizler

 

O Kırıkkale'm kaldı size

Elimde valiz ben sürgünde

Sanmayın  geri dönmem daha

Gecikmiş borcum kaldı size.

 

BEN SÜRGÜNDE 2

Sigaramı ne zaman yaksam aklımdasınız

Dumanı döne döne çarpıp döner tavanda

Dönekliğin gelir aklıma, aklımdasınız

Peşinden selam saygı ile anılırsınız

Yedi ceddinizle birlikte aklımdasınız.

 

Çayımın her deminde bardak bardak adınız

Sizi dünyaya getiren o soylu atanız

Karakoyunlu’dan nasiplenen o posunuz

Hece hece dilimde bir şiir gibisiniz

Dudağımdan hiç düşmeyen nağme gibisiniz.

 

 şair          

şiir edeb-i sultandır, şair edebli ise

yaladığı mürekkep kaleminden fışkırır kanı asil ise

edepsiz şair çıplak kral gibidir, boşa lakırdı eder

nefsine ram olmuş mendebur yazdığına şiir der.

 

bir yaşlının anatomisi

ağlayarak açtım gözlerimi 
vakitli vakitsiz acıktım, yine ağladım senin gibi
ben de bir ana kucağı tattım; Sütünü içtim 
emekledim, düştüm, kalktım, yürüdüm
koştum, oynadım senin gibi

bir yaşta her şeyi ben biliyorum sandım 
ekabirlik içinde gururlandım, kibirlendim 
kimi zaman sevdim, üzüldüm 
kimi zaman duruldum senin gibi

 

bu yaşımda, sen yaştakileri sevdim 
senin yaşında, önündeki günlere imrendim


ben hep yaşlıydım; 
cami önünde namaz vaktini beklerken 
otobüste yer bulamazken 
ve ayakta yolculuk yaparken 
sofrada yemeği üstüme dökerken 
bir tastan ellerim titreyerek su içerken 
merdivenleri çıkmakta zorlanırken 
ve her basamağında dinlenirken 

senin gibiydim diyorum, senin gibi

ben hep yaşlıydım, beni gördüğün her yerde 
yılda bir defa hatırlanırken, dillerde 
beni mi anıyorsunuz? 
yoksa eğlence mi arıyorsunuz? 

bu yaşımda sen yaştakileri sevdim 
senin yaşında, önündeki günlere imrendim 

ben hep yaşlıydım sen görmesen de 
bir zamanlar çocuktum, gençtim senin gibi.

 

Kadın

Güzelliğin bir gün toprağa ram olacak 
Etin kemikten ayrılıp fosil olacak. 

Nice canlar yaktın, nice gözyaşları döktün 
Sana uğramayacak sandın, bâkidir güzelliğin. 

İpek saçların yanardı gündüz de 
Endamına vurulurdu gören de görmeyende. 

Sert basardın toprağa, gururla yürürdün 
Kibirlenirdin, bir şey görmezdi gözün. 

Unuttun emaneti, daldın dünya alametine 
Sandın ki, yılan, çıyan dolmayacak gözüne. 

Unutmuştun ya, geldi, çattı o gün işte! 
Şimdi, neyleyeceksin hesaba çekildiğinde?

YANDAŞ ŞOFÖR

Takım elbisesini giyip çıkıyor

Kravatını takıp saçını  tarıyor

Yürüyüşüne bakan adam sanıyor

Ne gasılıyon ula, demek istiyom

 

Entrikalara kafası çalışıyor

Gelene, hem gidene çalım satıyor

Bir de kendini Grupta amir sanıyor

Memur mu oldun ula, demek istiyom

 

Geleni yalan dolanla sürdürmüş

Daire de bir de güzel düzen kurmuş

Düzenim bozulmasın diye çalışmış

Patron mu oldun ula, demek istiyom

 

Paşa gönlü ne isterse onu yapar

Amiri, hem memuru gözüne bakar

Müdürün yakınını koluna takar

Efe mi oldun ula, demek istiyom

 

Paşa mı paşa ondan sorulur Sağlık

İster getirir, ister götürür anlık

Paşa gönlü isterse yapar adamlık

Vali mi oldun ula, demek istiyom

 

Bu Sağlığı bozdu bu yandaş takımlar

Adamın çalımına bak sanki Doktor

Çapını da toplasan tamamı Şoför

Kaymakam mısın ula, demek istiyom

 

El yumruğu yememiş bu yandaş Şoför

Karakoyunlu senden bekler köftehor

Utanmasam bir iki kayasım gelir

Elime düşme ula, demek istiyom

 

YAN CEHENNEM

Gururlandı kibirlendi

Kibrinden yel oldu esti

Görmedi o an gözleri

Yılan oldu kustu dili

Cehennem, Allah için yan

 

Gayrısı gizlenmez senden

Ebedi gelecek senden

Cakası var ki kibrinden

Hakir görür kendinden

Cehennem, Allah için yan

 

Ukalaya sahipliği

Densizlere benzerliği

Gönlümdeki sessizliği

Bozdu feryada çevirdi

Cehennem, Allah için yan.


YASA

Ensen kalınsa

Trilyonları götürmekten korkma

Hizmetindedir yasa

Endişelenme

Tek kişiliktir yasa

 

Yasa koyucular emrinde

Kanun sana çalışır hem de

 

Lacivert elbisen

Boyalı ayakkabın

Yakanda rozetin

Merak etme

Dikkat çekmez eşekliğin

 

Fukaraya kılıç gibidir yasa

Baklava çalarsan çürürsün dam da

Sülaleye mahsus yasa

Nüfus kâğıdı gibi gelir sıra sıra

Çünkü tek kişiliktir yasa

 

Yasa koyucular emrinde

Kanun sana çalışır hem de.

 

İNSANOĞLU

“Çiğ süt emmiş,” emen bu insanoğlu

Kat kat katlanan mala doymuyorlar

İnsanlığını satan Âdemoğlu

Geldiği o yeri unutuyorlar

 

Farklı farklı düşünce ve huyları

Hâkir görüp birde küçümsüyorlar

Muhtaca yardım olmadık huyları

Cimrilikte ödüle koşuyorlar

 

Adı her ne ise cimri domuzlar

Malı da biriktirip duruyorlar

Ora götüreceklerini sanıp

Gafletin uykusunda uyuyorlar

 

Para her kapıyı aralar sanıp

Adam sıfatına bürünüyorlar

Domuz gibi yedikçe yer, yağlanıp

Kedi gibi de nankör oluyorlar.

 

HÂKİM BEY

Masanda sarıdan kabarık bir dosya var

İçinde kimbilir kimin yalanları var

Yazılıp çizilmiştir ne hikâyeler var

İnandıysan kendimi asarım Hâkim Bey

 

Savcı idam fermanımı yazdı yolladı

Hâkim okudu fermanımı onayladı

Dönen dolaba bindi de Hâkim solladı

Canımdan bezdim sallanacağım Hâkim Bey

 

Ne illet davaymış dört yıl oldu bitmedi

Sanki soyup soğana çevirdim devleti

Bu kadar düzenbazlığa da pes dedirtti

Canımdan bezdim sallanacağım Hâkim Bey

 

Savunmamı yazdım verdim bir de söyleyim

İstersen delilleri tek tek göstereyim

Paşa gönlünüz bilir ister inanmayın

Vallahi de kendimi asarım Hâkim Bey

 

Yemek içmek istedi bunlar yedirmedim

Devletçiliğimden asla taviz vermedim

Aç yattım, aç kalktım dişimi karıştırdım

İnanmazsan kendimi asarım Hâkim Bey

 

Haram yiyen takımla it gibi dalaştım

İşimden oldum, sürüldüm gene dalaştım

Sayısız icrayla koyun koyuna yattım

İnanmazsan kendimi asarım Hâkim Bey

 

Hırsız deyyuslar Camilerde en ön safta

Bu kadar şeytan varken şeytan korkar safta

Düzenbazlık, riyakârlık bak hat safhada

İnanmazsan kendimi asarım Hâkim Bey

 

Yalanın bini bin para siz geçin onu

Adalet hukukun neresinde bul onu

Terazide âdil bilirdim ben hukuku

Canımdan bezdim sallanacağım Hâkim Bey

 

Aha da hukuka hiç güvenim kalmadı

Şu dönen dolaplara bak hukuk mu kaldı?

Senarist güzel güzel yazdı oyunları

Canımdan bezdim sallanacağım Hâkim Bey

 

Adalet yıllar önce çekilmişti ipe

Demediler mi; “Üç sizden üç bizden” diye

Nasıl sarılayım bu hukukun ipine

Canımdan bezdim sallanacağım Hâkim Bey

 

Al gülüm ver gülüm işler tıkırında, ha!

Hâkimi savcısı ayarlandı nasılsa

Gece yaz gündüz oyna nasıl imamlıksa

Canımdan bezdim sallanacağım Hâkim Bey

Karakoyunlu der sözüm balyozdur size

Nerenize alırsanız, isterseniz yapın küpe

Bir gün gelecek hesap soracağım size

Yıkılmadım dimdik ayaktayım Hâkim Bey.

 

Gözyaşı                                            

Gözlerde akan yaş çağlayan olmuş

Kalplerde yığınla keder toplanmış.

 

Haya kalmamış arsız gezegende

Ki cerahat toplanmış beyinlerde.

 

Ana kız yarışır tavernalarda

Baba göbeklenir  kumar başında.

 

Rüşvet dört nala koşarak gidiyor

Gölge gibi peşinde menfaatler.

 

Direksiyon aceminin elinde

Ehliyet  sindirilmiş köşelerde.

 

Ahlak yatırılmış bir musallaya

Boynuzlar kanat germiş yerden arş’a.

 

Bak, onurun adı kalmış dillerde

Destanlaşan kahramanlık sadece.

 

Gezegenlere çıksan da boşuna

Edep  kalmış sadece kitaplarda.

 

ÇINGIRAKLI YILAN

Çıngıraklı yılan gibisin özde

Dilin başka tıslar, kuyruğun başka

Gözünle süzer sıkarsın sözünle

Şapkan başka giydiğin gömlek başka

 

Altın tacı giymişsin şimşir başa

Taç yanar, baş yanar, ağu söz yanar

Lavanta sürsen de o kokmuş başa

Sürüngende ay lağım gibi yanar

 

İnsan-ı Kâmil olmak er işidir

Karakoyunlu’nun cümle işidir

Sözden dönen namert eksik kişidir

Damarındaki kanın cinsi başka

 

ÇAKAL SÜRÜSÜ

Diyarı illere atıp köle ettiniz

Kuru ekmeğe soğana muhtaç ettiniz

Dostun özüne sözüne hasret ettiniz

Acep sonunuz ne ola çakal sürüsü

 

Ağzı farklı, dili farklı, gülüşü farklı

Giyimi kuşamı, hali çalımı farklı

İnsan insana verdiğimiz değer farklı

Acep sonunuz ne ola çakal sürüsü

 

Dört yıl değil kırkdört yıl geçse de bu halım

Unutulmaz,  sızılar kanayan bu yaram

Bir alaf  olur garazinen yanan yaram   

Acep sonunuz ne ola çakal sürüsü

 

Kurşun gibi iftiralarınız bitmedi

Benden önce vardı bura vurdu, yetmedi

Gezim gezim gezdim de öfkeniz bitmedi

Acep sonunuz ne ola çakal sürüsü

 

Yolda belde görseniz kaçar in ararsınız

Korkudan yazarçizer durmaz oynarsınız

Bilmem kaç ananın doğurduğu piçsiniz

Acep sonunuz ne ola çakal sürüsü.

 

FİRAVUN

Geldi hezeyanla kırdı geçti

Bir fırtına gibi yıkıp geçti

 

Dürüstlük namına safa geçti

Hak bilir, imanı batılı seçti

 

Dünya malı ile meşguldü secde de

Şaşırdı kaldı dili rûkû de

 

Farkı yoktu firavundan

Görüntüsü ise insandan

 

Gezer durur aramızda

Elinde tespih dilinde Hûda

 

Kandırır seni beni az zamanda

Bu şekilde gider ahir zamanda.

 

 Asalaklar

Basiretsiz ve aciz insanlar

Ehil mührünü el de tutarlar

Tek güçleri fesat çıkarmaktır

Kene gibidir bu asalaklar.

 

 Âlim görünce hemen susarlar

 Masum suretinde görünürler

 Haklının tepesine binerler

 Hak yolundan döner asalaklar.

 

Aydın safında bir görünürler

Âlimden ders alır övünürler

Yalanı haktır diye satarlar

Bir halt değildir bu asalaklar.

 

Dilinde iftira diz boyudur

Şerefsizlik yüreğin mührüdür

Salyaları saçarak konuşurlar

Mertliği öldürür asalaklar.

 

Kimi secde, kimi meyhane de

Vatan, millet bunun tekelinde

Bayrak, kan ve gözyaşı dilinde

Takiyye yapar bu asalaklar.

 

Bir Daha Sürün

Akdağı’ndan da sürülsem ne yazar

al bayrak dalgalanıyor ya

 sınırdan öte yol mu var?

oraya da giderim, korkmam

şerefsizlerin  tepesine

al bayrağı dikerim.

 

ŞEHİT

Dün yine sen vardın düşümde

Sen gülerken ağıt vardı biz de

Ilgıt ılgıt bir yangın baba yüreğinde

Dinmeyen bir hasret ana yüreğinde

 

Şehit babasıyım diye nasıl gururlanayım

Bu yangın büyüdükçe nasıl sevineyim

 

Vekilden dayısı olan Ankara’da askerlik yapar

Başbakanın oğlu jet skiyle keyif yapar

Onlar gece alemlerinde köpüklü keyif yapar

Sizin tepenizde kahpe kurşunlar keyif yapar

 

Şehit babasıyım diye nasıl gururlanayım

Bu yangın büyüdükçe nasıl sevineyim

 

İçimdeki yangını rüzgâra bıraktım

Kin ve öfkeden bir hortum yarattım

Döndükçe yutarım, yuttukça yıkarım

Kokain partilerinde eğlenenleri kanınla boğarım.

 

Şehit babasıyım diye nasıl gururlanayım

Bu yangın büyüdükçe nasıl sevineyim.

 

Eğlence

Benim penceremden bak; 
Hangi güzel, hangi ihanetleri taşır 
Hangi yalnız kalp, hangi sevdayı yüreğinde taşır 

Hüzünlü masaları gez
İster pavyon, ister bar olsun 
Tenhada ağlayan bir çift göz bulursun

Benim gözlerimle bak; 
Bir elinde rakı kadehi, 
Gözleri kaymış, kafası masa da rüyalara dalmış

Pistte oynayanları görürsün: 
Kıvırtarak kendinden geçmiş
Göğüsleri almış başını gitmiş
Kalçalar olabildiğince davetkâr
Göbek, baygın gözlere ziyafet

Hemen yanı başında biter; 
Koruma mı dersin, garson mu dersin 
Cehennem bekçisi gibi hepsi, ne dersen... 
Sen, tükettikçe önüne bardağı kor, 
Sen, içtikçe onlar keyfe gelir, 
Sen keyfe geldikçe, onlar sırdaş olur!

Biri yan baktı mı masandaki kadına; 
İster orospu olsun, ister aşifte, fark etmez, 
Beynindeki zaptiye davranır silaha, 
Karşındaki hedef rakı şişesidir, basar tetiğe

Benim penceremden bak; 
Hangi güzel, kim bilir neleri taşır
Hangi yalnız kalp, kahpe akşamları 
omuzlarında taşır.

 

Öfke

Bir anlık

İsyanımda, durulmamda

Saçlarımı yalarcasına coşacak rüzgar

Ayaklarımı yalarcasına fışkıracak deniz

 

Gözlerim çakmak çakmak

Boynumdaki damarlar kabardığında anla ki,

Anla ki, öfkeden kudurmuş yüreğim

Ve gürlemek üzereyim

 

O zaman duramazsın yanımda.

 

DİYEMEDİM

 

ÖZÜM AĞLAR GÖZÜM ÇAĞLAR DİNLE SESİNİ 
PUŞTA,  ADAM SATANA YİĞİT DİYEMEDİM
ACILARIM YAKARKEN BENİ, DİNLE SESİNİ
BİR SÜRGÜNÜ YOLA KATTIN, GEL DİYEMEDİM

O KÖYDEN ÖTE KÖYE HEMEN KOVUYORLAR
ARKAMDAN ATIP GÜCE BOYUN EĞİYORLAR
İFTİRADA BİRBİRİYLE YARIŞIYORLAR
BUNDANDIR SANA UMURUM, GEL DİYEMEDİM

ALAVERELİ TÜM İŞLER, SÖZ SÜKÛT OLMUŞ
DEFTER KİTAP DÜRÜLMÜŞ ARSIZA BAL OLMUŞ
AKBABA GİBİ ÜŞÜŞMÜŞ HARAM BAL OLMUŞ
HIRSIZLARA ÇANAK TUTMA, GEL DİYEMEDİM

ÇELEBİ SUSARSAN DİLİNİ SARIVERSİN
ÇIBAN OLUP ACISINDAN YÂRE SES VERSİN
DİL EYLEMEZSE BÜLBÜLLER SÖZE GÜÇ VERSİN
DERBEDER OLDUM SÜRGÜNDE, GEL DİYEMEDİM.

Sayga düzenleniyor