• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/celebi.ozturk.9
Site Haritası
ŞİİR KLİBİ
 
               ÇELEBİ ÖZTÜRKRESMİ WEB SİTE    
                                                                           

   

Koşmalar

 İlkbahar Gözlüm                                         

Dün yalnızdım tek kişilik fakirhanede
Bugün sen varsın neşe getirdin ilkbahar gözlüm
Keder vardı, gözyaşı konuğumdu şiirlere
Sevda etkin, bahar getirdin ilkbahar gözlüm
 
Kokun ile misk-i amber yayıldı çilehaneye
Tenimizle özlemişiz seni ilkbahar gözlüm
Saraylarda kral gibiyim şimdi yüreğimle
Kraliçelik tacını tak başına ilkbahar gözlüm.

 KAHRAMAN POLİS

 

Alnı açık, şanlı, halkçı teşkilat

İnsan haklarına canlı teminat

Fedakârlık, adalet ve sadakat

Güvenli yaşamda canlı teminat

 

Atatürk’ün izinde çağdaş yolda

Gece gündüz her an görev başında

Hem dürüst, hem adil, bağlı hukuka

Görev aşkıyla şahlanır polisim

 

Dil, din, ırk, mezhep ve sınıf gözetmez

Yabancıya kucak açar kin gütmez

Halka hizmet hakiki hizmet, dönmez

Şevkât ve merhametlidir polisim

 

Huzuru sağlarken kılıç, gürz, kalkan

Eğilmez, bükülmez ondaki iman

Engelleri aşarken sanki kaplan

Binibir, omuz omuza polisim

 

Güne hâmi, tebessümle hizmeti

Vefa sayar, derde dermandır dili

Çağdaş, ahlâki ve güzel halleri

Dünyaya örnek kahraman polisim.

POLİS

 

Hak ve adaletten alır gücünü

Sadakatte çelikten sestir Polis

Gece ve gündüz hizmette gücünü

Çağdaş, temiz ruhundan alır Polis

 

Çağdaş dünyanın yılmayan bekçisi

Fedakâr, dürüst ve adildir Polis

Atatürk’ün izinden giden bekçi

Huzur için bir teminattır Polis

 

Halkın yanında vicdanın sesidir

Halkı kucaklayan şefkattir Polis

Renk, dil gözetmez haklının sesidir

Herkese hep merhametlidir Polis

 

İster Müslüman, ister Hıristiyan

Puta tapan için güvendir Polis

Adalete güvenip polise sığınan

Huzur bulur, güneş gibidir Polis

 

Tenhalar daim polisle güvende

Karanlığa daim ışıktır Polis

Görevi başında güler yüzüyle

Şahlanır daima kahraman Polis.

 

 ANLADIM

Seni sevmenin bedeli çok ağırmış

Gözlerimden Tek tek akarken anladım.

Güle şiir yazarken saçım ağarmış

Her telini Tek tek severken anladım.

 

Gözlerine baktım dün gece ıslanmış

Renkleri solmuş beni anar anladım

Gülüyor fakat hüzün onu da sarmış

Yüreğime dokunuşundan anladım.

Dudaklarımın ıslaklığı üzerinde kalmış

Nemli nemli bakan renginden anladım

Sanki pişmanlığın tüm yüzünü sarmış

Acı acı tebessümünden anladım.

 

Seni sevmenin bedeli çok ağırmış

Gün yüzüne hasretim, şimdi anladım

zehrin bedenimi santim santim sarmış

ağır ağır solan benzimden anladım.

 

 SAVCI BEY

Kaşları kara, gözleri kara

Elleri var kınalı Savcı Bey

Yaktı ki sinemi saldı yara

Acır bu yara, kanar Savcı Bey

 

Divane oldum bir bakışına

Kurbanım bir nazına Savcı Bey

Yürüdü, ben yürüdüm yoluna

Gezdim, seyyah’a döndüm Savcı Bey

 

Karaymış bahtım, sicilim kara

Cefasını çekerim Savcı Bey

Katlanırsa suçum iki yıla

İyi halimi de gör Savcı Bey

           

 HİKMET MECLİSİ 

Söz verildi hikmet meclisinde

Âlim, pür-ü dikkat meclisinde

Bu fakirin dilinden düşende

Bu kul mahcup hikmet meclisinde.

 

Dediler; susma bal akar dilinde

Doğruluk Hakk’tır hikmet meclisinde

Edep ve ruh şairin kalp dilinde

Sönmedikçe yanar Hakk meclisinde.

 

Dedim; erenler ben kim, şair olmak kim

Hakk,  bize içirmedi rüyada bir dem

Gönül gözü görse Hakk için düşerdim

Bir düşer bir kalkar meczuba dönerdim.

   

  YANDI ŞİİRLERİM BUGÜN          

İki hâkim de geçti karşıma

Savcı Bey hışımla baktı bana

Bir sürgün dosyası var masa da

Valla yandı şiirlerim bugün

 

Acep şiir geçidi m’ola ki

Düşünceden de mahkûm m’ola ki

Bir bir hesabı da sorulursa

Valla yandı şiirlerim bugün

 

Aşk şiirleri sorgulanırsa

Derim; Nur yaktı, Ahu yaktı da

Güzelin hesabı sorulursa

Valla yandı şiirlerim bugün

 

Toplumsal şiir sorgulanırsa

Derim; benim görevim budur da

Bir de her mısra sorgulanırsa

Valla yandı şiirlerim bugün.

 

BUGÜN 

Yüreğim daralıyor, içim kanıyor

Bir mengene de sıkılıyorum bugün

Öyle sade gözyaşları dindirmiyor

Sanki kan akıyor gözlerimden bugün.

 

Hainlere sırtımı dönemiyorum

Bilmem ki bu kaçıncı hançerdir bugün

Satılmışları, namertleri saymadım

Bir bir yaramı kanatıyor bugün.

 

Karakoyunluyum meydanı bırakmam

Bütün acılara göğüs gerdim bugün

Yılgınlığa, yıkılmışlığa düşmanım

Tüm labirentleri yırtıp geldim bugün.

 

Efkârım bir bir acıttı yüreğimi

İllâ bir bahanesi olmalı bugün

Gelmişiyle geçmişiyle kalleşleri

Bilcümle saygıyla da anmalı bugün.

 

 AYŞE

Menekşeler kıskançlıktan solar

Kokun fesleğenden midir Ayşe?

Bir sis çöker, bakan göz kamaşır

Ay mısın, güneş misin Ayşe?

 

Gönlünde şeytani ihtiraslar var

Güzelliğin maske midir Ayşe?

Gülerken yüzünde güller açar

Soyun lale, sümbül müdür Ayşe?

 

Gözün çok yükseklerde

Ulular ulusu sen misin Ayşe?

Düşersen batakta olursun abide

Solan çiçek olmaz mısın Ayşe?

 

ÇİNGENE

Her renk var baygın gözlerinde

Muamma fistanın renginde

Kırıtır, nazlıdır dengine

Aşk tanrıçası oy çingene

 

Masumdur da huyu kendine

Bakışları fettan, delice

İşveli, çırılçıplak gece

Aşk tanrıçası oy çingene

 

Yaradan özene bezene

Güzel işlemiş kaneviçe

Erinmemiş göndermiş gece

Aşk tanrıçası oy Çingene.

 

İFLAH ETMEZ BU YANGIN

Bir alaf düştü biçare gönlüme

Kor oldu nasıl da yanıyor gardaş

Bilmezdim, böyle yanmazdım evvelce

Hilâl gaşlıdan hediyedir gardaş

 

Baygın bakışları var vurgun gibi

Vallahi yüreğimi deldi gardaş

Işığım söndü, eridim kar gibi

Bilemedim bu nasıl yangın gardaş

 

Allah yaratmış selvi gibi endam

Yürüyüşüne ölüyorum gardaş

Ben ona çeşme başında vuruldum

Zilli, burun kıvırdı geçti gardaş

 

İflâh etmez artık beni bu yangın

Mecnun olup çöle düşerim gardaş

Duydum ki nişanlıymış körpe ceylan

Artık ince dertten giderim gardaş.

 

 KADINIM

İlk göz ağrımsın dersin

Erim erkeğim dersin

Gözümün biri dersin

Görmeyince bir gözün

Unutursun kadınım

 

Gençlikte canım dersin

Her söze balım dersin

Yaşlanınca görmezsin

Gitti gençliğim dersin

Unutursun kadınım

 

Cariyen olam dersin

Sevdamın odu dersin

Bahçede gülüm dersin

Acıtınca dikeni

Unutursun kadınım

 

Canımın canı dersin

Aldığım nefes dersin

Damarımda kan dersin

Azrail’i görünce

Unutursun kadınım

 

Sen varsan varım dersin

Yoksa ölüyüm dersin

Can tatlıdır bilirsin

O gün geldiğinde

Unutursun kadınım.

 

SARI DİLBER

Ey canım sarı dilber susma

Bakışlarında bir hikmet var

Aklını okuyamasam da

Güzel gözlerinde yangın var

 

Bir ceylan gibi ürkek durma

Vallahi avcı değilim ben

Yaklaş hele gel uzak durma

Her güzelin yoldaşıyım ben

 

Gel de otur şöyle dizime

Bebek gibi seveyim seni

Tarak vuram saçın teline

Bir bir kınalayım telini.

 

ANADOLUM

Türküler çalsın davullar zurnalar

Halaya dursun kınalı kuzular

Köyüm sevdası gönlümdeki bahar

Anadolu’m da düğün havası var.

 

Harman kurulur, sap saman sürülür

Misket oynanır, Türküler söylenir

Elinde mendil halaya durulur

Anadolu’m da Türkü havası var.

 

Boy fidan gibi, memeleri dik dik

Yeni terlemiş, erkeğimsi bıyık

Çıplak gönülde hayalleşir yastık

Anadolu’m da sevda havası var.

 

Tel tel saçılmış zülüfü ay gibi

Gözleri zeytin, dudaklar nar gibi

Saçılmış gelir çıplak bir tay gibi

Anadolu’m da gönül havası var.

 

 YÂR 1

Buğday başağı gibi açıl gel

Nisan yağmuru gibi saçıl gel

Fön rüzgârları gibi dağıt gel

Aşkını fısıldayarak gel yâr.

 

Ormanda ceylan ol sekerek gel

Bülbül ol ırmak gibi çağla gel

Yıldız ol ruhuma kayarak gel

Dilimde bir dua, Türküsün yâr.

 

Ölecek miyim yoksa uğruna

Ecelim gibi peşimdesin yâr

Azad et nefsimi, bırak bana

Ayrıl peşimden bırak beni yâr.

 

 YÂR 2

Gözlerim akıyor ilacı sensin

Sol yanımda bir sızı, derdi sensin

Bedenimin tutmayan bir yanısın

Boğazıma düğümleniyorsun yâr.

 

Sen diye diye yandı aciz gönül

Bülbüle döndü sen diye bu gönül

Başka çare yok, aramamda gönül

Dünya güzeli olsa neyleyim yâr.

 

Yazıma kırağ tohum gibi geldi

Çorak topraklarım çimlendi geldi

Yağmur gibi ısladı, doğdu geldi

Tanrı’dan bana lütuf gibisin yâr.

 

CAN FİDAN

-Bir seni öldüremedim-

Şimşek çakar korku salar, çare sende

Kopan, kızgın fırtınadır yüreğimde

Yağmur yağar ki, mevsim kış gözlerimde

Derin girdapta üşüyorum can fidan.

 

Aklım sende, gözüm sende, gönlüm sende

Sende kalan can, can gibi değil bende

Sonbaharda kalan gizli bir mevsimde

Yaprak gibi döküldü suya can fidan.

 

Hastalığım sen gibi düştüm yatağa

Musibet kaç defa dayanır kapıya

Cehennem alevi çöker sol yanıma

Kavrula kavrula göçerim can fidan.

 

Resimlerini yaktım, öldürdüm bende

Kurşun gibi tek tek sıktım dizelerde

Gözüne, yüreğine her bir sözümde

Tir tir titredim vuramadım can fidan.

 

YEDEKLİ KOŞMA

 ÖYLE DİYORLAR

Ağlamaktan rengi solmuş gözlerimle

Uçsuz vahada seni arıyormuşum

Yalın ayak ve parçalanmış bir kalple

Adını semaya haykırıyormuşum

Arkadaşlarım öyle diyorlar

 

Vücut bitkin, söz kırgın, hayallerimle

Seni sevdiğimi haykırıyormuşum

Mahzunlaşıp o buğulu gözlerimle

Resmine yağmur gibi yağıyormuşum

Arkadaşlarım öyle diyorlar

 

Gözlerindeki renkler hazana dönmüş

Işığı olmak için doğuyormuşum

Güneş rengi saçların mum gibi sönmüş

Teker teker toplayıp öpüyormuşum

Arkadaşlarım öyle diyorlar

 

Sahilde ayak izlerini ararken

Tek tek üstüne basıp geçiyormuşum

Öldüğünü söyleyenlere kızarken

Kalbimi çıkarıp gösteriyormuşum

Arkadaşlarım öyle diyorlar

 

Unuttu seni, diye iç çekenlere

Göğ de gözlerini gösteriyormuşum

Soğukta üşüyen kalbime sitemle

Adını nakış gibi işliyormuşum

Arkadaşlarım öyle diyorlar.

 

YEDEKLİ KOŞMA

ÖLDÜN SEVDİĞİM

İlkbaharda üşüdüm namert sevdiğim

Elim ayağım donar sızlar yüreğim

Ateşten göynek imiş sevda dediğin

Bürümüş kor ateşin yakar sevdiğim.

Bir vefasıza da ram oldum beni öldürdü

 

Pılını toplayıp ta düştün yollara

Ardına da bakmadın sır oldun bana

Mevsimler tez geçiyor ölüm kapıda

Yazıma kırağ düştü bittin sevdiğim.

Ne kışımı bildim ne yazımı bildim soldum

 

Yediverenler küsüp boynunu büktü

Yaprakları sararıp zamansız düştü

Bülbüller hepten susup yuvaya küstü

Yüzün sararıp soldu öldün sevdiğim.

Kara toprak da yuvam yurdum oldu ben öldüm.

 

TÜRKMENİM

Ta Orta Asya’dan kalktım geldim

Örfümü terkime alıp geldim

Türkmenlik onur ve gururumla

Türkmen yurdunu kurmaya geldim.

 

Oğuzdur atadan soylu soyum

Karakoyunludur soylu boyum

Erbil de Kerkük’te kaldı gönlüm

Türkmen huyu taşıyarak geldim.

 

Böyüğe saygı özümdür benim

Âlime hörmet huyumdur benim

Ataya kıldan incedir boynum

Zalime başkaldıran Türkmenim.

 

SENİN OLSAM

Gözlerinde uykun olsam

Gece gözlerinde kalsam

Kokun olup sende kalsam

Senin olup sarhoş olsam.

 

Elinde kalemin olsam

Bu aşkın ömrünü yazsam

Dile gelip bülbül gibi

Dudağına nağme olsam.

 

Gözündeki kipriğin olsam

Öpüp öpüp güle konsam

Ağzındaki dilin olsam

Beni ansa hep ben olsam.

 

YOZGAT SEVDASI

Aşk gibi taşına toprağına

Sevdalanırsın kaya tuzuna.

 

Yiğitliği öyle harman olmuş

Çelebi gibi bir seyyah olmuş.

 

Söylenir hiç durmadan dillerde

Bir türküdür Sürmeli dillerde.

 

Aşk gibi yakar inan sevdası

Yüreğimde bir Yozgat sevdası.

 

GÜLÜM

Kırıkkale'den çıktım bir kış günü

Sert eser Yozgat'ın havası gülüm

Akdağmadeni sürgünün son günü

Geri dönmek istemez gönül gülüm.

 

Yeniyapan'dan sonrası Yozgattır

Yâr gibidir kucaklar beni gülüm

Sekili el sallar, Yerköy goz kırpar

Köyü beldesi toz topraktır gülüm.

 

Çapanoğlu diye biri Bozoktan

Nam salmış ta Anadolu'ya gülüm

Şairleri Bozok'un yaylasından

Gönülleri yakıp dil olmuş gülüm.

 

SEN Mİ SANDIN

Güzelliğin ömre bedel mi sandın

Aynaya bakıp kalacak mı sandın

Baharda filizlenen çiçek gibi

Gülün dalında kalacak mı sandın

 

Sırma saçlarını güneş mi sandın

Al al yanakların elma mı sandın

Dudaklarından bal akıyor gibi

Her sözün nağme, bir güfte mi sandın

 

İçin için yanar Mecnun mu sandın

Ferhat gibi deşip deler mi sandın

Gözlerine dalar meczup misali

Deliripte çöle düşer mi sandın

 

Aslı'sını yola vurur mu sandın

Dağlara vurur da kaçar mı sandın

Hakk’a can borcu her yerde verilir

Adını anarak ölür mü sandın

 

Yağmur yağar gözyaşımı mı sandın

Parlayan yedi rengi ay mı sandın

Yedi veren gül açmış yüzün gibi

Öpüpte kokladığım sen mi sandın

 

“Adem” babamızdan miras mı sandın

Paha biçilemez cevher mi sandın

Anladım ki senden bana yâr olmaz

Uğruna öldüğümü sen mi sandın.

 

DİLİMDE BİR ÇIĞLIKSIN SEN 

Yanımda o, yüreğimde sen

Damarımın can suyusun sen

Gözlerimde yaş, aklımda sen

Dilimde bir çığlıksın sen.

 

Çağlayan olup coşarsın

Bazen yel olur esersin

Nar gibi yanar, köz gibi sönersin

Dilimde bir çığlıksın sen.

 

Ben şaşarım eller şaşar

Nasıl sevdadır gönül şaşar

Esen yel gibi engelleri aşar

Dilimde bir çığlıksın sen.

 

neredesiniz? 

bugün hiç gözükmediniz

açıkça çok özlettiniz

velhâsıl hâlâ yoksunuz

söyleyin, neredesiniz?

 

ilk akşamdan çekildiniz

eğlenmeye mi gittiniz?

bir başıma, yapayalnız

böyle bırakıp gittiniz!

söyleyin, neredesiniz?

 

seninle sarhoş olmuşum

bir yetmişlik devir bu gece güzelim 

duygular ermişken  doruğa içelim

 

kadehleri ikimize kaldır sevgilim

neşemiz şen olsun, kırılsın kederim

 

içelim neşeden, ben de ab-ı hayat ol

sonu gelmesin aşkın, gitme, ilacım ol,

 

Güzel

                                                       İnce belin, servi boyun ile

                                                       Salınarak yürüyüşün güzel

 

                                                       Baharı andırır gözlerin de

                                                       Bülbül gibi şakıyışın güzel

 

                                                       Başında güneş gibi raks eder

                                                       Ay’a göz kırpan her teli güzel

 

                                                       Şimdi geçti de koku misk gibi

                                                       Beni sarhoş eden gülü güzel

 

                                                       Ömür yarı yolda ay gibi de

                                                       Ay’ı kıskandıran yüzün güzel.

 

AZRAİLİM

O kâbuslar ki dalga dalga rüyamda

Azrail gelir, Kartal alır semaya

Nurlu ışıkta ararım ya sevgilim

Gelir dikilir karşıma seyrederim.

 

Ahu zar ile inleyen derbederim

Bir düş, ruh ile yürüyen divaneyim

Yâr sesi gelir kulağıma coşarım

Nasıl bir ses ki deli divanesiyim.

 

Aniden gelir ve çınlar kulaklarım

Hayalimde sen peşim sıra ecelim

Savurur beni Azrail’in o yeli

Kaçmak boşuna ensemdedir nefesi.

 

Öldürmek gelir, yakmak gelir içimden

Peşimden gelen sarışın sevgilimden

İstediği ben, inan kaçmak nafile

Akacak kanım şırıl şırıl sebile!

 

BEYİM

Yetimin ahbabı hısımı olmaz

Dostunu divanını soran olmaz

Gariptir divanı mahşeri olmaz

Yetim geldim yetim giderim Bey’im

 

El ağlarken analar siler yaşın

Aç yatırmaz, üşütmez örter kışın

Dört mevsimim kar yağar kışın

Yetim geldim yetim giderim Bey’im

 

Gözüm çapağı görünür kör olsam

Isırırlar, incitirler lâl olsam

El yumruğu durmaz sesimi kıssam

Yetim geldim yetim giderim Bey’im

 

Bülbül gibi küsüp sararıp soldum

Vakitsiz solan yaprak gibi soldum

Kabristana bakıp imrenip durdum

Yetim geldim yetim giderim Bey’im

 

Bir Çift Kelâm Eyle

                                                   Ey gözleri güzel kadın

                                                   Söyle neden öyle baktın

                                                   En derinden beni yaktın

                                                   Gel bir çift kelâm eyle

 

                                                   Ah! O endamın ne güzel

                                                   Nazarım kaldı ey güzel

                                                   Cümle kalp hastadır güzel

                                                   Gel bir çift kelâm eyle

 

                                                   Yandım Allah’ım kor oldum

                                                   Meçhul bir cisme ram oldum

                                                   Mey’de içmedim sarhoşum

                                                   Gel bir çift kelâm eyle.

 

DERLERMİŞ

Bu kez adım ayyaş’a çıkmış, eyvah!

Hem de gece içer gezer derlermiş

Her gece meczup gibi dem de bir Şeyh

Gözü yaşlı gezer tozar derlermiş.

Olsun, varsın bir taşta komşu vursun

Keyif için bir taş atın, derlermiş

Şişeyle gezerken mi gördün, vurdun

Zemzemi mey sanıp, ondan derlermiş.

GAVURUN KIZI

İnan ki ekmek aş aramıyorum

Tütün gibisin be gavurun kızı

Çekilsin kanım, kurusun damarım

Hayat suyum sensin gavurun kızı

 

Kılcal damarıma cin olup girdin

Aklımı devşirdin gavurun kızı

Öten Bülbül sen, mey gibi  ben dostun

İn misin, cin mi, de gavurun kızı.

 

SEVMEK

Fısıldamak isterim yüreğine

Sevmek kelimesini en derine

Tık tık dokunmak serçe misali

Yazmak isterim tek tek yüreğine

 

Kuddüs Kuşu gibi Ayışığında

Öterek huzur ver akşamlarıma

Sussun serçeler, bülbüller ve Anka

Yalnız sen öt gül bağımın dalında.

 

  Uzaktan Yakma Güzel

                                                         Uzaktan yakma güzel 

                                                         İşve naz yapma güzel 

                                                         Boyun serviye benzer 

                                                         Beni de yakma güzel 


                                                         Hadi gel yanıma sar 

                                                         Ölüm ol ruhumu sar 

                                                         Gül yüzün ışık oldu 

                                                         Gel de hayalimi sar 


                                                         Ateş düştü gönlüme 

                                                         Şuramdan vuruldum be 

                                                         Şerbeti içirdin de 

                                                         Sen düşürdün bu derde.

 

 Yavaştan Yavaştan

Deniz yüzlü ihanetleri gördüm

Maskeli balodan döner gibiyim

Vakitsiz düşmüş hazana döndüm

Kırılmış, paslanmış ayna gibiyim

Ölürüm gayri yavaştan yavaştan

 

Bilemedim gül yüzlümün gadrini

Binbir ah vah ile göçer gibiyim

Günah defteri borç defteri gibi

Ödemeden göçer gider gibiyim

Ölürüm gayri yavaştan yavaştan

 

Kara gözlüm ağıt yakar kahırdan

Rüzgâr gibi fısıldıyor usuldan

Çiğdem gibi bakar kapıdan

Kuru odun gibi yanarım gayri

Kızıl ateşte yavaştan yavaştan

 

Özünü kaybetmiş berduşa döndüm

Şarapla yıkanmış tütün gibiyim

Fitili sönmüş lamba gibi söndüm

Işığı arayan uskur gibiyim

Dönerim çat pat yavaştan yavaşta.

 

Çelebi

                                                    Aşktan yana yüzün gülmedi

                                                    Gönül heybesini at gitsin Çelebi

                                                    Giden gitti ağlanmaz gayri

                                                    Yaşına kırağı düştü Çelebi

 

                                                    İlelebet mi bu kadar çile?

                                                    Tapusunu da mı aldın Çelebi?

                                                    Dünyanın hilesi var ise

                                                    Mazlumun da Allah’ ı var Çelebi

 

                                                    Bırak aşkı düş yollara

                                                    Yağmura, çamura aldanma Çelebi

                                                    Aç kollarını her kula

                                                    Sevgi tomurcuklarını saç Çelebi

 

                                                    Boş konuşmayı sever insanlar

                                                    İçi boş kavanoza dönme Çelebi

                                                    Karınca gibi çalış kanasın tırnaklar

                                                    Öğünme, yarın ayrı bir gündür Çelebi.

 

BUHRAN

Ah! Ağlıyorum yine,  vakit o vakit değil

Buhran sarmış beni, tilki dünkü tilki değil

Semadaki kızıllık bayraktaki kan değil

Dört yanım ateşte, akan kan dünkü tan değil.

 

Çıyanlarla sarılmış dört yanım alev alev

Koynuma girmiş ısırır yakar alev alev

Yılanlar tıslıyor;tıs’ı zehir, kuyruk alev

Karabulut gitmez, ateşteyim alev alev.


Yorumlar - Yorum Yaz